<?xml version="1.0" encoding="UTF-8"?>
<rss version="2.0"
	xmlns:content="http://purl.org/rss/1.0/modules/content/"
	xmlns:wfw="http://wellformedweb.org/CommentAPI/"
	xmlns:dc="http://purl.org/dc/elements/1.1/"
	xmlns:atom="http://www.w3.org/2005/Atom"
	xmlns:sy="http://purl.org/rss/1.0/modules/syndication/"
	xmlns:slash="http://purl.org/rss/1.0/modules/slash/"
	xmlns:georss="http://www.georss.org/georss" xmlns:geo="http://www.w3.org/2003/01/geo/wgs84_pos#" xmlns:media="http://search.yahoo.com/mrss/"
	>

<channel>
	<title>Prof. Dr. Müjdat Şakar</title>
	<atom:link href="http://msakar.wordpress.com/feed/" rel="self" type="application/rss+xml" />
	<link>http://msakar.wordpress.com</link>
	<description>Marmara Üniversitesi Öğretim Üyesi</description>
	<lastBuildDate>Mon, 29 Aug 2011 15:37:18 +0000</lastBuildDate>
	<language>tr</language>
	<sy:updatePeriod>hourly</sy:updatePeriod>
	<sy:updateFrequency>1</sy:updateFrequency>
	<generator>http://wordpress.com/</generator>
<cloud domain='msakar.wordpress.com' port='80' path='/?rsscloud=notify' registerProcedure='' protocol='http-post' />
<image>
		<url>http://s2.wp.com/i/buttonw-com.png</url>
		<title>Prof. Dr. Müjdat Şakar</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com</link>
	</image>
	<atom:link rel="search" type="application/opensearchdescription+xml" href="http://msakar.wordpress.com/osd.xml" title="Prof. Dr. Müjdat Şakar" />
	<atom:link rel='hub' href='http://msakar.wordpress.com/?pushpress=hub'/>
		<item>
		<title>SOSYAL SİGORTALARDA İSTEYENE 4/a, İSTEYENE HEM 4/a HEM 4/b !..</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2011/04/03/sosyal-sigortalarda-isteyene-4a-isteyene-hem-4a-hem-4b/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2011/04/03/sosyal-sigortalarda-isteyene-4a-isteyene-hem-4a-hem-4b/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2011 20:00:47 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/?p=218</guid>
		<description><![CDATA[Prof. Dr. Müjdat ŞAKAR Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi I.GİRİŞ Kamuoyunda “torba kanun” olarak bilinen ve çıkması uzun zaman alan 6111 sayılı  “Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun” 213 madde ve 18 geçici maddeden oluşmaktadır[1]. [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=218&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong> </strong><span style="color:#000000;"><strong>Prof. Dr. Müjdat ŞAKAR</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Marmara Üniversitesi İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> I.GİRİŞ</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kamuoyunda <strong>“torba kanun”</strong> olarak bilinen ve çıkması uzun zaman alan 6111 sayılı  <em>“Bazı Alacakların Yeniden Yapılandırılması ile Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ve Diğer Bazı Kanun ve Kanun Hükmünde Kararnamelerde Değişiklik Yapılması Hakkında Kanun”</em> 213 madde ve 18 geçici maddeden oluşmaktadır</span><a href="#_ftn1"><span style="color:#000000;">[1]</span></a><span style="color:#000000;">.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kanımızca torbadan çıkan en çarpıcı düzenlemelerden biri, 4/b’lilikten kaçışa imkân veren 53. madde değişikliğidir. Kaçmak istemeyene ise kanunkoyucu  ikisini birden vermektedir: Hem 4/a, hem 4/b !  İşverenin işçi gibi emekli olması yolunu açan, öte yandan, özel konumdaki bazı isteğe bağlı sigortalılar için 4/b’lilikten kurtuluş düzenlemesi getiren Kanun, isteğe bağlı sigortalıları 4/b’li bırakmış ve hayal kırıklığı yaratmıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>II. </strong> <strong>TEKLİK İLKESİNE VEDA</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bir kişi aynı zamanda birden fazla zorunlu kamu sosyal güvenlik programına tabi olamazdı. Buna <strong><em>&#8220;sosyal güvenlikte teklik ilkesi&#8221; </em></strong>denir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Sigortalıların Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmasını gerektirecek şekilde çalışmaları halinde hangi sigortalılık statüsüne üstünlük tanınacağı 5510 sayılı Kanun’un 53. maddesine düzenlenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">6111 sayılı Kanunla değiştirilmeden önce,  sigortalılar, 5510 sayılı Kanunun 4. maddesinin birinci fıkrasının (a), (b) ve (c) bentlerinde yer alan sigortalılık hallerinden birden fazlasına aynı anda tabi olmaları halinde <strong><em>öncelikle (c) bendi kapsamında, </em></strong><em>(</em>c) bendi kapsamında çalışma yoksa <strong><em>ilk önce başlayan sigortalılık</em></strong> ilişkisi esas alınarak sigortalı sayılırlardı. 6111 sayılı Kanun ile 53. maddede 01.03.2011 tarihinde yürürlüğe giren değişiklikle, 4/c sigortalılığı 4/a ve 4/b sigortalılığından yine üstün tutulmakta ancak, kişinin 4/a ve 4/b sigortalısı olmayı gerektirir bir faaliyetinin varlığı halinde bu kez 4/a sigortalılığını geçerli saymaktadır. Bu düzenleme ile, ilk önce başlayan sigortalılığın geçerli olacağı ilkesi terkedilmiş olmaktadır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Ancak değişiklik sadece bundan ibaret değildir. Bir kişi hem 4/a hem de 4/b sigortalısı olarak prim ödeyebilecek, ayda 30 gün ve prime esas kazancın üst sınırı aşılmadan, prim matrahını tavana kadar yükseltebilecektir. <strong>Yani Torba Kanun ile teklik ilkesine veda edilmiştir</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">01.10.2008 tarihinden önce 4/b kapsamında sigortalı oldukları halde, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden 4/a ‘ya tabi prim ödemesi olanların sigortalılıkları kesintiye uğrayıncaya kadar devam ettirilmekteydi. Bu tarihten sonra 4/b kapsamında sigortalı sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden, 4/a kapsamında sigortalı bildirilemiyorlardı. <strong>Aynı esas 6111 sayılı Kanunla yapılan değişiklikten sonra da sürecektir. </strong>Ancak, diğer hallerde 4/b ve 4/a çakıştığında 4/a statüsü geçerli olacaktır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Sigortalı 4/a sigortalılığının yanı sıra 4/b’li olmayı da isterse,<em> </em>yazılı talepte bulunarak ve prime esas kazanç alt sınırı ve üst sınırı arasında seçeceği matrah üzerinden talep tarihinden itibaren prim ödeyerek ve ayda 30 günü ve toplamda prim matrahı tavanını geçmeden 4/b’li olabilecektir. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı sigortasından sağlanan haklar yönünden, 4/b sigortalılığı statüsünde, kısa vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise 4/a sigortalılığı statüsünde değerlendirilecektir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen primlerin ödenme hakkı düşecektir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">6111 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 33. madde ile 53. maddenin birinci fıkrasında yapılan bu değişikliklerin <strong>01.03.2011 tarihinden önceki süreler için uygulanmayacağı</strong> hüküm altına alınmıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">53. madde değişikliği, SGK Başkanlığınca hazırlanan bir <strong><em>“Genelge Taslağı</em></strong>”nda</span><a href="#_ftn2"><span style="color:#000000;">[2]</span></a><span style="color:#000000;"> açıklanmış ve örneklendirilmiştir. Aşağıdaki örnekler bu Genelge Taslağından özetlenmiştir.<strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">4/b kapsamında sayılanlar, kendilerine ait veya ortak oldukları işyerlerinden dolayı 4/a kapsamında sigortalı bildirilemeyeceklerinden, bu durumdaki sigortalılar 01.03.2011 tarihinden önce olduğu gibi, bu tarihten sonra da 4/a sigortalısı olamayacaklardır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">5510 sayılı Kanunun 53. maddesi ile 01.03.2011 tarihinden<strong> </strong>itibaren sigortalıların 4/a ve 4/b sigortalılık statüleri ile 4/c sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle 4/c kapsamında, 4/a ve 4/b sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde ise 4/a kapsamındaki sigortalılıkları geçerli sayılacaktır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Örnek: </strong>25.05.2011 tarihinde vergi mükellefiyeti nedeniyle 4/b kapsamında sigortalı olan ve sigortalılığı devam etmekte iken 18.08.2011 tarihinde işveren yanında hizmet akdine tabi çalışmaya başlayan sigortalının 4/b kapsamındaki sigortalılığı 17.08.2011 tarihi itibariyle sona erdirilerek, 18.08.2011 tarihi itibariyle 4/a kapsamında sigortalı sayılacaktır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">01.03.2011<strong> </strong>tarihinden önce 4/a ve 4/b’ye tabi çalışması bulunan ve önce başlayan sigortalılık statüsüne göre sigortalıları devam ettirilenlerin hangi sigortalılık statüsünün önce başladığına bakılmaksızın 4/b kapsamındaki sigortalılığı, 4/a kapsamında çalışmaya başladığı tarihten bir gün önce sona erdirilecektir</span><a href="#_ftn3"><span style="color:#000000;">[3]</span></a><span style="color:#000000;">.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Örnek: </strong>20.05.2009 tarihinde 4/b kapsamında sigortalılığı devam etmekte iken 12.12.2011 tarihinden itibaren 4/a kapsamında çalışmaya başlayan sigortalının 11.12.2011 tarihi itibariyle 4/b kapsamındaki sigortalılığı sona erdirilecektir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">01.03.2011<strong> </strong>tarihi itibariyle 4/a ve 4/b kapsamında çalışması bulunan sigortalıların 6111 sayılı Kanunla 5510 sayılı Kanuna eklenen geçici 33. madde uyarınca hangi sigortalılık statüsünün önce başladığına bakılmaksızın 4/b bendi kapsamındaki sigortalılığı 28.02.2011 tarihi itibariyle sona erdirilecektir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Örnek: </strong>11.11.2008 tarihinde 4/b kapsamında başlayan sigortalılığı devam etmekte iken 12.12.2009 tarihinden itibaren 4/a kapsamında çalışmaya başlayan sigortalının 28.02.2011 tarihi itibariyle 4/b kapsamındaki sigortalılığı sona erdirilecek, 01.03.2011 tarihi itibariyle 4/a kapsamındaki sigortalılığı devam ettirilecektir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">4/a ve 4/b hizmet çakışmalarında sosyal güvenlik destek primine tabi sigortalılar hakkında 01.03.2011 tarihinden itibaren 4/a bendi kapsamındaki sigortalılık esas alınarak işlem yapılacaktır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Örnek: </strong>01.03.2003 tarihinden itibaren 4/b kapsamında yaşlılık aylığı alan sigortalının esnaf sigortalılığının devam etmesi nedeniyle aylığından sosyal güvenlik destek primi kesilmektedir. Sigortalının 03.06.2011 tarihinde 4/a kapsamında çalışmaya başlaması nedeniyle aylıklarından yapılan sosyal güvenlik destek primi kesintisi 02.06.2011 tarihi itibariyle kaldırılacaktır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>III. SONUÇ</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">4/b’liler, kendi işyerlerinde değil ama, bir başka işyerinde 4/a’lı olduklarında 4/b’liliğe veda edebilecekler, 4/a şartlarıyla daha kolay ve daha erken emekli olabileceklerdir. Üstelik hem 4/a hem de 4/b primlerini ödeyip, prim matrahlarını arttırma ve daha yüksek aylık alma imkânı da onlara tanınmıştır. Düzenlemeyi genel olarak olumlu karşılıyoruz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Ne var ki, işverenlerin işçi gibi emekli olmasına yeşil ışık yakan kanunkoyucu isteğe bağlı sigortalılara aynı cömertliği göstermediğinden, onlar 4/b’li olmaya devam edecekler ya da muvazaalı olarak bir işyerinde 4/a’lı gözükmeye itileceklerdir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Oysa ay içinde 30 günden az çalışan veya tam gün çalışmayanların isteğe bağlı sigorta yoluyla kalan sürelerini 30 güne tamamlamaları halinde, kanunkoyucu bunların isteğe bağlı sigortalılık statülerini 4/a kapsamında sayarak, bu çalışmaların 4/b’li sayılması yanlışına son  vermişken, yurtdışında çalışan Türk işçilerinin isteğe bağlı sigorta ödemelerini 4/b’lilikten kurtarıp  4/a’lı çalışma saymışken, diğer isteğe bağlı sigortalılara bu hakkın verilmemesi haksızlıktır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kısacası, bu “Torba”da bazı yanlışlar düzeltilmiş, düzeltilmeyenler ise bir dahaki Torbaya kalmıştır.</span></p>
<div>
<hr size="1" />
<div>
<p><a href="#_ftnref1"><span style="color:#000000;">[1]</span></a><span style="color:#000000;"> 25.02.2011 tarihli ve 27857 (1.Mükerrer) sayılı Resmi Gazetede yayımlanmıştır.</span></p>
</div>
<div>
<p><a href="#_ftnref2"><span style="color:#000000;">[2]</span></a><span style="color:#000000;"> Bu yazı hazırlandığı sırada söz konusu “Genelge Taslağı” kamuoyuna açıklanmamış durumdadır. Prim borçlarına ilişkin bir başka Genelge Taslağı ise, kamuoyunun katkısını almak maksadıyla Kurum web sayfasına konulmuştur.</span></p>
</div>
<div>
<p><a href="#_ftnref3"><span style="color:#000000;">[3]</span></a><span style="color:#000000;"> Bu durumda olanların (4/b) terk işlemleri menüsünden (01) terk kodu, sigorta türünde “53 üncü maddeye göre sonlandırma” seçeneği işaretlenerek sigortalılıkları sona erdirilecek ve sigortalılara yeni sigortalılık statüsü ile ilgili olarak SGK’ca bilgi verilecektir.</span></p>
</div>
</div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/218/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/218/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/218/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=218&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2011/04/03/sosyal-sigortalarda-isteyene-4a-isteyene-hem-4a-hem-4b/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>6111 Sayılı &#8220;Torba Kanun&#8221; ile Gelen Sosyal Sigorta Değişiklikleri</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2011/04/03/6111-sayili-torba-kanun-ile-gelen-sosyal-sigorta-degisiklikleri/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2011/04/03/6111-sayili-torba-kanun-ile-gelen-sosyal-sigorta-degisiklikleri/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 03 Apr 2011 19:55:43 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Uncategorized]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/?p=213</guid>
		<description><![CDATA[Öğrenciler Stajyerler Kursiyerler MADDE 24- 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (e) bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (g) bendine aşağıdaki cümle eklenmiştir. “b) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası; meslek [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=213&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><span style="color:#000000;"><strong>Öğrenciler Stajyerler Kursiyerler</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 24-</strong> 5510 sayılı Kanunun 5 inci maddesinin birinci fıkrasının (b) ve (e)  bentleri aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve (g) bendine aşağıdaki cümle  eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“b) 5/6/1986 tarihli ve 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununda belirtilen aday <strong>çırak, çırak ve işletmelerde meslekî eğitim gören öğrenciler </strong>hakkında iş kazası ve meslek hastalığı ile hastalık sigortası; <strong>meslek liselerinde okumakta iken veya yüksek öğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler</strong> ile 2547 sayılı <strong>Yükseköğretim Kanununun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan öğrencilerden </strong>aylık  prime esas kazanç tutarı, 82 nci maddeye göre belirlenen günlük prime  esas kazanç alt sınırının otuz katından fazla olmayanlar hakkında ise iş  kazası ve meslek hastalığı sigortası uygulanır. Bu bentte sayılanlar, 4  üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı  sayılırlar ve bunlardan bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda  olmayanlar hakkında <strong>ayrıca genel sağlık sigortası</strong> hükümleri uygulanır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“e) Türkiye İş Kurumu tarafından düzenlenen meslek edindirme, geliştirme ve değiştirme eğitimine katılan <strong>kursiyerler</strong>,  4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı  sayılırlar ve bunlar hakkında iş kazası ve meslek hastalığı sigortası  ile bunlardan bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar hakkında  <strong>ayrıca genel sağlık sigortası</strong> hükümleri uygulanır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Bu bent kapsamında <strong>yurt  dışındaki işyerlerinde çalışan sigortalıların, bu sürede ödedikleri  isteğe bağlı sigorta primleri 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a)  bendi kapsamında</strong> sigortalılık sayılır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Muafiyet belgesi ile sigortalı sayılmayanlar</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 25-</strong> 5510 sayılı Kanunun 6 ncı maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendinde  yer alan “Kamu idareleri” ibaresi “Kamu idarelerinde ve Kanunun ek 5  inci maddesi kapsamında sayılanlar” şeklinde ve “belgeleyenler,” ibaresi  “belgeleyenler ile <strong>65 yaşını dolduranlardan talepte bulunanlar,”</strong> şeklinde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Zorunlu olmayan staj başlangıcı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 26-</strong> 5510 sayılı Kanunun 7 nci maddesinin birinci fıkrasının (a) bendinde yer alan “zorunlu” ibaresi madde metninden çıkarılmıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Sigortalılığın sona erme tarihi</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 28-</strong> 5510 sayılı Kanunun 9 uncu maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinin  (5) numaralı alt bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, (7), (8), (9) ve  (10) numaralı alt bentlerinde yer  alan  “tarihten”  ibarelerinden   sonra   gelmek üzere  “bir  gün öncesinden” ibareleri,  (10)  numaralı  alt bentten sonra aşağıdaki alt bent ve üçüncü fıkrasının sonuna  aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“5) <strong>Tarımda kendi adına ve hesabına bağımsız çalışanlar için</strong>, tarımsal faaliyetinin sona erdiği veya 6 ncı maddenin birinci fıkrasının (ı) bendi uyarınca <strong>muafiyet kapsamına girdiği yahut 65 yaşını doldurması nedeniyle talepte bulunduğu tarihten,”</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">“11) 6132 sayılı Kanuna tabi jokey ve antrenörler için, lisansları yenilenmeyenlerin lisanslı oldukları yılın sonundan,”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Vergi  dairelerince vergi mükellefiyetinin sona erdiğine ilişkin yapılacak  bildirimlerde bu süre vergi mükellefiyeti terk işleminin tesis  tarihinden itibaren iki ayı geçmemek üzere vergi mükellefinin işi  bırakma işlemlerinin vergi dairelerince tekemmül ettirildiği tarihten  başlar.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Erken doğumda geçici iş göremezlik ödeneği</span></p>
<p><span style="color:#000000;">MADDE  29- 5510 sayılı Kanunun 18 inci maddesinin birinci fıkrasının (d)  bendinde yer alan “sigortalı kadının isteği ve hekimin onayı ile doğuma  üç hafta kalıncaya kadar çalışması halinde,” ibaresi <strong>“sigortalı  kadının, erken doğum yapması halinde doğumdan önce kullanamadığı  çalıştırılamayacak süreler ile isteği ve hekimin onayıyla doğuma üç  hafta kalıncaya kadar çalışması halinde</strong>,” şeklinde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Borçlanılacak süreler</strong><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 30</strong><strong>-</strong> 5510 sayılı Kanunun 41 inci maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki bent  ile aynı fıkraya aşağıdaki cümle eklenmiş ve dördüncü fıkrasının (b)  bendi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“i) Bu bendin yürürlüğe girdiği tarihten sonraki sürelere ilişkin olmak üzere, 4857 sayılı Kanuna göre <strong>kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışan sigortalıların, kısmi süreli çalıştıkları aylara ait eksik süreleri,”</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">“(i)  bendi kapsamında borçlanılacak sürelere ilişkin genel sağlık sigortası  primlerinin ödenmiş olması halinde, genel sağlık sigortası primi ödenmiş  bu sürelere ilişkin borçlanma tutarı % 20 oranı üzerinden hesaplanır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“b)  Birinci fıkranın (c) ve (ı) bentleri gereği borçlananlar, 4 üncü  maddenin birinci fıkrasının (c) bendine, (i) bendine göre borçlananlar  ise <strong>4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendine göre,”</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Memurun bir yıla kadar aylıksız izninde gss primi işverence ödenir</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 31-</strong> 5510 sayılı Kanunun 45 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Bu  durumdaki sigortalıların aylıksız izinli oldukları süreler için prime  esas kazanç alt sınırının altında olmamak kaydıyla aylıksız izne  ayrıldıkları tarihteki prime esas kazançları üzerinden % 12 oranında  genel sağlık sigortası primi işverenlerince ödenir. Ancak askerlik  hizmeti nedeniyle aylıksız izne ayrılanların genel sağlık sigortası  priminin ödenmesinde, bir yıllık süre sınırı uygulanmaz.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Kısmi süreli çalışanın isteğe bağlı sigortalılığı 4/a oldu</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 32- </strong>5510 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan</span><br />
<span style="color:#000000;"> “(b) bendi” ibaresi “(a) bendi”, beşinci fıkrasında yer alan “bu  süreler” ibaresi “söz konusu süreler, bu maddenin üçüncü fıkrası hükmü  saklı olmak üzere” şeklinde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>4/a ile 4/b çakışması</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 33-</strong> 5510 sayılı Kanunun 53 üncü maddesinin beşinci fıkrasında yer alan  “Sigortalının,” ibaresi “Birinci fıkra hükmü saklı olmak üzere  sigortalının,” olarak, birinci fıkrası aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Sigortalının 4 üncü maddenin birinci  fıkrasının (a) ve (b) bentlerinde yer alan sigortalılık statüleri ile  (c) bendinde yer alan sigortalılık statüsüne aynı anda tabi olacak  şekilde Kanun kapsamına girmesi halinde öncelikle aynı maddenin birinci  fıkrasının (c) bendi kapsamında, <strong>(a) ve (b) bentlerinde yer alan  sigortalılık statülerine tabi olacak şekilde Kanun kapsamına girmesi  halinde ise aynı maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında  sigortalı sayılır.</strong> Ancak, sigortalılık hallerinin çakışması  nedeniyle Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi  kapsamındaki sigortalılığı esas alınanlar, yazılı talepte bulunmak ve  Kanunun 82 nci maddesine göre belirlenen prime esas kazanç alt sınırı ve  üst sınırına ilişkin hükümler saklı olmak kaydıyla, esas alınmayan  sigortalılık statüsü kapsamında talep tarihinden itibaren prim  ödeyebilirler. Bu şekilde ödenen primler; iş kazası ve meslek hastalığı  sigortasından sağlanan haklar yönünden, Kanunun 4 üncü maddesinin  birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık statüsünde, kısa  vadeli sigorta kollarından sağlanan diğer yardımlar ile uzun vadeli  sigorta kollarından sağlanan yardımlar yönünden ise Kanunun 4 üncü  maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık  statüsünde değerlendirilir. Bu fıkra hükümlerine göre ödeme talebinde  bulunulduğu halde ait olduğu ayı izleyen ayın sonuna kadar ödenmeyen  primlerin ödenme hakkı düşer. 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b)  bendinin (4) numaralı alt bendi ile aynı maddenin birinci fıkrasının (b)  bendindeki diğer sigortalılık statülerine aynı anda tabi olacak şekilde  çalışılması durumunda, (b) bendinin (4) numaralı alt bendi dışındaki  diğer sigortalılık durumu dikkate alınır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Yabancı öğrenci ve avukat stajyerine gss</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 34-</strong> 5510 sayılı Kanunun 60 ıncı maddesine aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“4/11/1981  tarihli ve 2547 sayılı Yükseköğretim Kanununa göre üniversitelerde  yükseköğrenim gören yabancı uyruklu öğrenciler, yükseköğrenimlerinin  devam ettiği sürelerle sınırlı olarak birinci fıkranın (d) bendindeki ve  52 nci maddenin ikinci fıkrasının ikinci cümlesindeki şartlar  aranmaksızın, 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç  alt sınırının 30 günlük tutarı üzerinden kendilerince genel sağlık  sigortası primi ödenmek suretiyle genel sağlık sigortalısı olurlar.  Ancak bunlardan kamu idareleri, kanunla kurulan kurum ve kuruluşlar,  kamu yararına faaliyet gösteren dernekler ile vergi muafiyeti tanınan  vakıflar tarafından tam burs sağlanan ve Yükseköğretim Kurulu tarafından  ayrılan kontenjanlar dâhilinde yükseköğrenim gören yabancı uyruklu  öğrenciler genel sağlık sigortalısı sayılmaz ve bunların sağlık  giderleri 2547 sayılı Kanunun 46 ncı ve 47 nci maddeleri çerçevesinde  üniversitelerin bütçelerine konulacak ödenekten karşılanır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“19/3/1969  tarihli ve 1136 sayılı Avukatlık Kanunu uyarınca avukatlık stajı  yapmakta olanlardan bu Kanuna göre genel sağlık sigortalısı veya  bakmakla yükümlü olunan kişi durumunda olmayanlar staj süresi ile  sınırlı olmak üzere genel sağlık sigortalısı sayılır. Bu şekilde genel  sağlık sigortalısı sayılanların genel sağlık sigortası primleri Kanunun  82 nci maddesine göre belirlenen prime esas <strong>günlük kazanç alt sınırının</strong> otuz günlük tutarının <strong>% 6&#8242;sıdır. Bu primler Türkiye Barolar Birliği tarafından ödenir.&#8221;</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 35-</strong> 5510 sayılı Kanunun 61 inci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendi  aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve aynı maddeye beşinci fıkradan sonra  gelmek üzere aşağıdaki fıkralar eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“f) (g) bendinde  sayılanlar; diğer bentlere göre genel sağlık sigortalısı olmadıkları  veya diğer bentlere göre genel sağlık sigortasından yararlanma  haklarının sona erdiği tarihten itibaren bu bent kapsamında genel sağlık  sigortalısı sayılırlar ve Kurumca resen tescil edilirler.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“60  ıncı maddenin yedinci fıkrası kapsamında sayılanlar yükseköğrenimlerinin  başladığı tarihten itibaren genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve <strong>yükseköğrenimlerinin devam ettiği sürece genel sağlık sigortalılıkları devam eder. </strong>Bu kapsamdaki öğrenciler yüksek öğrenimlerinin başladığı tarihten itibaren bir ay içerisinde <strong>ilgili üniversitelerce genel sağlık sigortası giriş bildirgesiyle Kuruma bildirilir.</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">60  ıncı maddenin sekizinci fıkrası kapsamında sayılanlar avukatlık stajına  başladıkları tarihten itibaren genel sağlık sigortalısı sayılırlar ve <strong>avukatlık stajları</strong> devam ettiği sürece genel sağlık sigortalılıkları devam eder. Bu kapsamdaki stajyerler, staja başladıkları tarihten itibaren <strong>bir ay içerisinde Türkiye Barolar Birliğince genel sağlık sigortası giriş bildirgesi ile Kuruma bildirilir.&#8221;</strong><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Bir ayı aşmayan ücretsiz izinde gss devam eder</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 36-</strong> 5510 sayılı Kanunun 67 nci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “acil  haller” ibaresinden önce gelmek üzere “trafik kazası halleri,” ibaresi  ve fıkraya aşağıdaki bent eklenmiş; dördüncü fıkrasının ikinci  cümlesinde yer alan “zorunlu sigortalılıklarından sonraki genel sağlık  sigortalılıklarından dolayı prim borcu olup olmadığına bakılmaksızın”  ibaresi madde metninden çıkarılmış ve aynı maddeye dördüncü fıkradan  sonra gelmek üzere aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“d) 60 ıncı  maddenin yedinci fıkrasına göre genel sağlık sigortalısı sayılanlar, (c)  bendinde sayılan şartlarla birlikte, bir öğretim dönemine ilişkin genel  sağlık sigortası primlerinin tamamını öğrenim gördükleri üniversitenin  öğrenim dönemi başından itibaren bir ay içinde ödemeleri,”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“4  üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki sigortalıların  4857 sayılı İş Kanununun 56 ncı ve 74 üncü maddeleri ile diğer iş  kanunlarında ücretsiz izin sayılan süreler haricinde ayrıca bir takvim  yılı içerisinde <strong>toplam bir ayı aşmayan ve işverenlerince belgelendirilen ücretsiz izin sürelerinde genel sağlık sigortalılıkları devam eder.”</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Stajyer, kısmi süreli öğrenci ve kursiyerlerin prime esas kazançları alt sınırdan</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 37-</strong> 5510 sayılı Kanunun 80 inci maddesinin birinci fıkrasının (j) bendinden  sonra gelmek üzere aşağıdaki (k) bendi eklenmiş, dördüncü fıkrasında  yer alan “(d) ve (g) bentlerinde” ibaresi “(d) bendinde” şeklinde, aynı  fıkrada yer alan “Ancak, 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (c)  bendinin (1) numaralı alt bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı  sayılmak için müracaat etmekle birlikte,” ibaresi “60 ıncı maddenin  birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık sigortalısı  sayılanlar için” şeklinde değiştirilmiş ve aynı fıkranın sonuna  aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“k) Meslek liselerinde okumakta iken  veya yükseköğrenimleri sırasında staja tabi tutulan öğrenciler ve 2547  sayılı Kanunun 46 ncı maddesine tabi olarak kısmi zamanlı çalıştırılan  öğrencilerden aylık prime esas kazanç  tutarı  82 nci  maddeye  göre   belirlenen  günlük prime</span></p>
<p><span style="color:#000000;">esas kazanç alt sınırının otuz katından  fazla olmayanlar ile kursiyerlerin prime esas günlük kazançlarının  hesaplanmasında prime esas günlük kazanç alt sınırı dikkate alınır. Aday  çırak, çırak ve meslekî eğitim gören öğrencilerin prime esas kazançları  ilgili kanunlarında öngörüldüğü şekilde belirlenir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Şu kadar  ki 60 ıncı maddenin birinci fıkrasının (g) bendi kapsamında genel sağlık  sigortalısı sayılanlar için gelir testleri Kurumca sonuçlandırılıncaya  kadar 82 nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt  sınırının otuz günlük tutarı prime esas asgari kazanç tutarı olarak esas  alınır. Ancak gelir testi sonucu; aile içindeki gelirleri asgari  ücretin altında kalan genel sağlık sigortalılarının bu sürelerde gelir  testi sonucuna göre ödemeleri gereken tutarların üzerinde yaptıkları  ödemeler herhangi bir faiz uygulanmaksızın iade veya mahsup edilir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Prim teşviki</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 38-</strong> 5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (d) bendi  aşağıdaki şekilde, (ı) bendinde yer alan “Bu fıkra hükümleri Kamu  idareleri işyerleri ile bu Kanuna göre sosyal güvenlik destek primine  tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında  uygulanmaz.” cümlesi “Bu bent hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335  sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin ikinci fıkrası kapsamına giren kurum  ve kuruluşlara ait işyerleri ile 8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet  İhale Kanununa, 4/1/2002 tarihli ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve  uluslararası anlaşma hükümlerine istinaden yapılan alım ve yapım işleri  ile 4734 sayılı Kanundan istisna olan alım ve yapım işlerine ilişkin  işyerleri, sosyal güvenlik destek primine tabi çalışanlar ve yurt  dışında çalışan sigortalılar hakkında uygulanmaz.” şeklinde, aynı bentte  yer alan “Bu fıkrayla düzenlenen destek unsurundan diğer ilgili mevzuat  uyarınca ayrıca yararlanmakta olan işverenler aynı dönem için ve  mükerrer olarak bu destek unsurundan yararlanamaz. Bu durumda,  işverenlerin tercihleri dikkate alınmak suretiyle uygulama, destek  unsurlarından sadece biriyle sınırlı olarak yapılır.” cümleleri “<strong>Bu  fıkra ve diğer ilgili mevzuatla sağlanan sigorta prim desteklerinin  aynı dönem için birlikte uygulanması halinde, bu destek öncelikle  uygulanır.”</strong> şeklinde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Çırak, öğrenci, stajyer ve kursiyer prim oranı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">“d)  5 inci maddenin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilenler için prim  oranı, prime esas kazançlarının % 6’sıdır. Bu prim oranının % 1’i kısa  vadeli sigorta kolları, % 5’i genel sağlık sigortası primidir. Aynı  maddenin birinci fıkrasının (e) bendinde belirtilen <strong>kursiyerler</strong> için prim oranı, prime esas kazançlarının % 13,5’idir. Bu prim oranının <strong>% 1’i kısa vadeli sigorta kolları, % 12,5’i genel sağlık sigortası primidir.”</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Prime esas kazanç alt sınırı yaşa uygun asgari ücret oldu</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 39-</strong> 5510 sayılı Kanunun 82 nci maddesinin birinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Bu  Kanun gereğince alınacak prim ve verilecek ödeneklerin hesabına esas  tutulan günlük kazancın alt sınırı, sigortalıların yaşlarına uygun  asgarî ücretin otuzda biri, üst sınırı ise 16 yaşından büyük  sigortalıların günlük kazanç alt sınırının 6,5 katıdır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Eksik gün belgesinden muaf işyerleri artabilir- Prim belgesi asma kalktı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 40-</strong> 5510 sayılı Kanunun 86 ncı maddesinin dördüncü fıkrasının ikinci  cümlesi “Kurumca belirlenen işyerlerinde bu şart aranmaz.” şeklinde  değiştirilmiş ve altıncı fıkrası yürürlükten kaldırılmıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Stajda zorunlu kelimesi kalktı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 41</strong>- 5510 sayılı Kanunun 87 nci maddesinin (e) bendinde yer alan “zorunlu” ibareleri madde metninden çıkartılmıştır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Kamuda çalışanın gss primi</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 42</strong>- 5510 sayılı Kanunun 88 inci maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiş<strong>tir.</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Ancak,  kamu idaresine ait işyerinde çalıştırılan sigortalıların iş  sözleşmesinin askıda olduğu sürede 4 üncü maddenin birinci fıkrasının  (a) ve (b) bentlerine tabi çalışmaları ya da isteğe bağlı sigortalı  olmaları halinde bu sigortalılar için belirtilen şekilde çalıştıkları  veya isteğe bağlı sigortalı olarak prim ödedikleri sürelerle sınırlı  olarak ilgili kamu idaresinden genel sağlık sigortası primi alınmaz.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Borçların hak edişten mahsubu</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 43-</strong> 5510 sayılı Kanunun 90 ıncı maddesinin altıncı fıkrasının ilk  cümlesinde geçen “daha önce başlayıp devam eden nakdi olmayanlar”  ibaresinden sonra gelmek üzere “ile kamu kurum ve kuruluşları tarafından  proje ve faaliyetleri karşılığında kamu kurum ve kuruluşlarına  sağlananlar” ibaresi ve aynı fıkranın birinci cümlesinden sonra gelmek  üzere aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Devlet yardımı, teşvik ve  desteklerden; işverenlerin muaccel prim ve idari para cezası borçları  kesilip Kuruma aktarıldıktan sonra, varsa kalan kısmı üzerinden  yararlanılabilir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Yersiz ödemelerin geri alınması</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 44-</strong> 5510 sayılı Kanunun 96 ncı maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde yer alan “üç ay” ibaresi “<strong>yirmidört ay</strong>” ve “üç aylık” ibaresi “yirmidört aylık” şeklinde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>İdari para cezalarında değişiklik</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 45-</strong> 5510 sayılı Kanunun 102 nci maddesinin birinci fıkrasının (f) bendinde  yer alan “ve 86 ncı maddesinin altıncı fıkrasında” ibaresi madde  metninden çıkarılmış, (i) bendinin sonuna aşağıdaki cümle ve (k)  bendinden sonra gelmek üzere aşağıdaki (l) bendi eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Ancak 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamındaki <strong>sigortalılara  geçici iş göremezlik ödeneği ödemelerinde 100 üncü maddeye istinaden  Kurumca işverenlerden istenilen bildirimlerin belirlenen süre içerisinde  ve elektronik ortamda yapılmaması halinde sigortalı başına aylık asgari  ücretin onda biri, hiç yapılmaması halinde ise sigortalı başına aylık  asgari ücretin yarısı</strong> tutarında idari para cezası uygulanır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“l) <strong>Ek  6 ncı maddesine göre yapılması gereken bildirim veya kontrol  yükümlüğünün yerine getirilmemesi halinde, her bir fiil için asgari  ücret tutarında </strong>idari para cezası uygulanır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>2925 s.K. yürürlükten kaldırılan maddeler</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 46- </strong>5510  sayılı Kanunun 106 ncı maddesinin birinci fıkrasının (6) numaralı  bendinde yer alan “ve 33 üncü” ibaresi “, 33 üncü ve 35 inci” şeklinde  değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Memurluktan çıkarılanların borçlanması</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 47- </strong>5510  sayılı Kanunun geçici 4 üncü maddesinin on yedinci fıkrasında yer alan  “altı ay içerisinde” ibaresi “30/6/2011 tarihine kadar” şeklinde, “iki  yıl içinde” ibaresi “31/12/2014 tarihine kadar” şeklinde  değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Basamak intibakı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 48</strong>- 5510 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin dördüncü fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“4  üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında değerlendirilen  1/10/2008 tarihinden önceki yurt dışı borçlanma sürelerine göre tespit  edilen basamaklar, 2008 yılı Eylül</span></p>
<p><span style="color:#000000;">ayında yürürlükte bulunan  gelir tablosunda, 41 inci maddenin beşinci fıkrası hükmüne göre  belirlenen prime esas aylık kazanca yakın gelire karşılık gelen basamağı  geçemez.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Genel sağlık sigortası geçiş hükümleri</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 49</strong>-  5510 sayılı Kanunun geçici 12 nci maddesinin ikinci fıkrasında yer alan  “üç yıl içinde” ve beşinci fıkrasında yer alan “en geç iki yıl içinde”  ibareleri <strong>“1/1/2012 tarihine kadar”</strong> şeklinde, beşinci  fıkrasında yer alan “iki yıllık süreye” ibaresi “bu süreye” şeklinde,  sekizinci fıkrasında yer alan “Ancak durumlarında değişiklik olduğunda  sağlık hizmetlerinden yararlanma koşulları bu Kanun hükümlerine göre  yeniden belirlenir” cümlesinden sonra gelmek üzere <strong>“Kız  çocuklarının durum değişikliklerinin ortadan kalkması halinde, bu  kişiler tekrar ilgili kanunlarına göre bakmakla yükümlü olunan kişi  sayılır.”</strong> cümlesi eklenmiş, onuncu fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiş ve maddeye aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“2925  sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanununa tabi sigortalılar ile  bunların bu Kanuna göre bakmakla yükümlü oldukları kimseler, genel  sağlık sigortası hükümlerine göre sağlanan sağlık hizmetlerinden ve  diğer haklardan yararlanma hakkına sahiptir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>“4857  sayılı İş Kanununun 13 üncü ve 14 üncü maddelerine göre kısmi süreli iş  sözleşmesiyle çalışanlar ile bu Kanuna göre ev hizmetlerinde ay  içerisinde 30 günden az çalışan sigortalıların eksik günlerine ait genel  sağlık sigortası primlerini 30 güne tamamlama yükümlülüğü 1/1/2012  tarihinde başlar.”</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> Esnaf muaflığından yararlanan kadın sigortalılar</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 50</strong>-  5510 sayılı Kanunun geçici 16 ncı maddesinin üçüncü fıkrasında yer alan  “Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce,” ibaresi ile “bu maddenin  yürürlük tarihinden sonra aynı şartlarla bu işleri yaptıkları,” ibaresi  madde metninden çıkartılmış ve “yapmakta olanların” ibaresi  “yaptıkları” şeklinde ve geçici 19 uncu maddesi aşağıdaki şekilde  değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Aylık alanlardan kesilecek gss primi</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">“GEÇİCİ MADDE 19- <strong>1479 ve 2926 sayılı kanunlara göre aylık almakta olanlarla</strong> 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında çalışmaları  nedeniyle geçici 2 nci maddeye göre aylık bağlanacaklara aylık bağlamaya  esas tüm hizmetleri süresince on yıl süreyle hastalık sigortası veya  sağlık sigortası veya genel sağlık sigortası primi ödememiş olanlardan,  hastalık sigortası, sağlık sigortası ve genel sağlık sigortası primi  kesilmiş olan süreler düşülmek kaydıyla, <strong>aylıklarının % 10’u oranında ve 10 yılı tamamlayacak süreyle genel sağlık sigortası primi kesilir.</strong> Ancak, bu maddenin yürürlük tarihinden önce yapılan kesintiler iade edilmez.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 51-</strong> 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki ek maddeler eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“<strong>Tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanların sigortalılığı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">EK  MADDE 5- 4 üncü madde ile isteğe bağlı sigortalılık hükümleri ve 506  sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi kapsamında sigortalı olmayan, kendi  sigortalılıklarından dolayı bu kanunlara göre gelir veya aylık almayan  ve 18 yaşını doldurmuş olanlardan; <strong>tarım veya orman işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalışanlar</strong>,  örneği Kurumca hazırlanan ve Kurumca belirlenen ilgili muhtarlık,  birlik, kuruluş, il veya ilçe tarım müdürlükleri tarafından usulüne  uygun olarak düzenlenip onaylanmış belgeleri ile <strong>talepte bulundukları tarihten itibaren sigortalı sayılırlar.</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu  madde kapsamındaki sigortalılık; 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (b)  bendinin (4) numaralı alt bendi dâhil olmak üzere 4 üncü maddeye  istinaden sigortalı olarak çalışmaya başlayanların çalışmaya  başladıkları tarihten, sigortalılıklarını sona erdirme talebinde  bulunanların talep tarihinden, prim borcu bulunanlardan talepte  bulunanların primi ödenmiş son günden, gelir ya da aylık talebinde  bulunanların aylığa hak kazanmış olmak şartıyla talep tarihinden ve ölen  sigortalının ölüm tarihinden itibaren sona erer.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde  kapsamındaki sigortalıların 4 üncü madde kapsamında çalışmaları halinde,  bu madde kapsamındaki sigortalılıkları sona erer. 4 üncü madde  kapsamındaki çalışmanın sona ermesi halinde, bu madde kapsamındaki  çalışmasının devam etmesi kaydıyla çalışmanın sona erdiği tarihi takip  eden günden itibaren bu madde kapsamındaki sigortalılıkları  kendiliğinden başlar.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Tarım veya orman işlerinde hizmet  akdiyle süreksiz olarak çalışanlar, 4 üncü maddenin birinci fıkrasının  (a) bendi kapsamında sigortalı sayılırlar</strong>. Bunlar hakkında bu Kanunun kısa vadeli sigorta kolları bakımından <strong>yalnızca  iş kazası ve meslek hastalığı sigortası, uzun vadeli sigorta kolları  yönünden malullük, yaşlılık ve ölüm sigortası ile genel sağlık sigortası  hükümleri uygulanır.</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde hükümlerine tabi  sigortalıların iş kazası ve meslek hastalığı sigorta kollarından  sağlanan yardımlardan yararlanabilmeleri için iş kazasının olduğu  tarihten en az on gün önce tescil edilmiş olmaları ve  sigortalılıklarının sona ermemiş olması, bu Kanuna göre iş kazası veya  meslek hastalığından dolayı geçici iş göremezlik ödeneği ödenmesi veya  sürekli iş göremezlik geliri ya da malullük, yaşlılık ve ölüm  sigortalarından aylık bağlanabilmesi için prim ve prime ilişkin her  türlü borçlarının ödenmiş olması şartı aranır. İş kazası ve meslek  hastalığı halinde durum, kendilerince veya işverenlerince kolluk  kuvvetlerine derhal, Kuruma da en geç üç iş günü içinde bildirilir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu  madde kapsamındaki sigortalılar, 82 nci maddeye göre belirlenen prime  esas kazancın alt ve üst sınırı arasında olmak kaydıyla sigortalı  tarafından belirlenen günlük kazancın otuz katının <strong>% 34,5’i  oranında prim öderler. Bunun % 20’si malûllük, yaşlılık ve ölüm  sigortaları, % 12,5’i genel sağlık sigortası, % 2’si iş kazası ve meslek  hastalıkları sigortası primidir</strong>.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde kapsamındaki  sigortalılar ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, genel sağlık  sigortası hükümlerinden yararlanabilmesi için 67 nci maddede sayılan  diğer şartların yanı sıra sağlık hizmeti sunucusuna başvurduğu tarihte  6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil ve taksitlendirerek  tecil ve taksitlendirmeleri devam edenler hariç 60 günden fazla prim ve  prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması şarttır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Bu  madde kapsamındaki sigortalıların primlerinin yılda bir veya birden  fazla dönem halinde ödenmesini ve ödeme tarihlerini belirlemeye Kurum  yetkilidir.</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde kapsamındaki sigortalılar ile  ilgili olarak bu maddede aksine hüküm bulunmaması kaydıyla bu Kanunun  ilgili hükümleri uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kamu idarelerinin tarım veya orman  işlerinde hizmet akdiyle süreksiz olarak çalıştırılanlar hakkında bu  madde hükümleri uygulanmaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılan yönetmelikle düzenlenir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Bazı kısmi süreli çalışanların sigortalılıkları Taksi şoförleri</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">EK  MADDE 6 &#8211; Ticari taksi, dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu  taşıma aracı işyerleri ile 4 üncü maddenin ikinci fıkrasının (b)  bendinde belirtilen ve Kültür ve Turizm Bakanlığınca belirlenecek  alanlarda kısmi süreli iş sözleşmesiyle bir veya birden fazla kişi  tarafından çalıştırılan ve çalıştıkları kişi yanında ay içerisinde  çalışma saati süresine göre hesaplanan <strong>çalışma gün sayısı 10 günden az olan</strong> kişilerin sigortalılıkları, bu madde kapsamında kendileri tarafından 30 gün üzerinden prim ödemeleri suretiyle sağlanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu  madde kapsamında sigorta hak ve yükümlülükleri; kendilerince veya  kendilerini çalıştıranlar tarafından ya da çalışanların üye oldukları  meslek odası, birlik veya benzeri kuruluşlarca bildirimin Kuruma  yapıldığı tarihten itibaren başlar, birinci fıkrada belirtilen şekildeki  çalışma durumlarının son bulmasından itibaren sona erer.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Bu  madde kapsamındaki sigortalılar hakkında; malullük, yaşlılık ve ölüm  sigortaları ile genel sağlık sigortası ve istekleri halinde işsizlik  sigortası hükümleri uygulanır. </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu sigortalılar, 82 nci  maddeye göre belirlenen prime esas kazanç alt ve üst sınırı arasında  olmak üzere kendileri tarafından belirlenecek günlük kazancın otuz  katının <strong>% 32,5’i oranında prim öderler. Bu prim oranının % 20’si malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları,<br />
% 12,5’i genel sağlık sigortası primidir. </strong>İşsizlik  sigortasına tabi olmayı isteyenlerin, sigortalı ve işveren hissesi  oranındaki işsizlik sigortası primini ait olduğu ayı takip eden ayın  sonuna kadar ödememeleri halinde, o aya ait işsizlik sigortası primini  ödeme hakları düşer.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde kapsamında ödenen primler, Kanunun <strong>4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık olarak değerlendirilir</strong>.<strong> Ancak</strong>,  ticari taksi ile dolmuş ve benzeri nitelikteki şehir içi toplu taşıma  araçlarını işleten kişilerin Kanunun 4 üncü maddesinin birinci  fıkrasının (b) bendinin (1) numaralı alt bendine tabi olmalarını  gerektirecek nitelikte <strong>vergi mükellefi olmaları halinde, bu  kişiler Kanunun 4 üncü maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi  kapsamında sigortalı olurlar.</strong><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde  kapsamındaki sigortalılar ve bakmakla yükümlü olduğu kişilerin, genel  sağlık sigortası hükümlerinden yararlanabilmesi için 67 nci maddede  sayılan diğer şartların yanı sıra sağlık hizmeti sunucusuna  başvurdukları tarihte 6183 sayılı Kanunun 48 inci maddesine göre tecil  ve taksitlendirerek tecil ve taksitlendirmeleri devam edenler hariç</span><br />
<span style="color:#000000;"> 60 günden fazla prim ve prime ilişkin her türlü borcunun bulunmaması şarttır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu  Kanun kapsamında tam süreli çalışma ile uzun vadeli sigorta kollarına  tabi olan sigortalılar ile 506 sayılı Kanunun geçici 20 nci maddesi  kapsamındaki sigortalılar ve kendi sigortalılıklarından dolayı gelir  veya aylık almakta olanlar, birinci fıkrada belirtilen çalışma durumları  nedeniyle ayrıca sigortalı olmazlar.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kurum, bu madde  kapsamındaki sigortalıların bu Kanunun diğer hükümlerine göre uzun  vadeli sigorta kollarına tabi olma durumlarını dikkate alarak prim ödeme  gün sayılarını ve prim ödeme sürelerini belirlemeye, bu sigortalıları  çalıştıranlara ve çalıştıranların bağlı olduğu meslek odası, birlik veya  benzeri kuruluşlara Kurumca belirlenecek süre içinde bu sigortalıların  işe başlama ve işten ayrılışlarını bildirmeleri, bu madde veya bu  Kanunun uzun vadeli sigorta kollarını ihtiva eden sigortalılık statüleri  kapsamında sigortalılık kontrolünden sonra çalıştırılmaları,  çalıştırıldıkları süre içerisinde sigortalılıklarının devam edip  etmediği ve</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kurumca verilecek sigortalılık belgelerinin periyodik kontrolünü sağlama hususunda zorunluluk getirmeye yetkilidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu  madde kapsamında bulunan sigortalıları çalıştıranlar ile çalışanların  üye olduğu meslek odası, birlik veya benzeri kuruluşlara bu madde  uyarınca getirilecek bildirim ve kontrol yükümlülüklerinin yerine  getirilmemesi halinde 102 nci madde uyarınca idari para cezası  uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde kapsamındaki sigortalılar ile ilgili olarak,  bu maddede aksine hüküm bulunmaması kaydıyla bu Kanunun ilgili hükümleri  uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Kurum tarafından çıkarılacak yönetmelikle düzenlenir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 52-</strong> 5510 sayılı Kanuna aşağıdaki geçici maddeler eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>4/c belgelerinin verilmemesinde idari para cezası</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">“GEÇİCİ  MADDE 28- Geçici 11 inci maddenin altıncı fıkrasında öngörülen  yükümlülükler ile 2008 yılı Ekim, Kasım ve Aralık aylarına ilişkin olmak  üzere 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (c) bendi kapsamındaki  sigortalılara ilişkin asıl veya ek nitelikteki aylık prim ve hizmet  belgelerine ilişkin yükümlülüklerin yasal süresi içinde yerine  getirilmemiş olması halinde, bu maddede sayılan yükümlülüklerle sınırlı  olarak 102 nci maddede öngörülen idari para cezaları yerine, işyeri  bildirgesi ile belgenin asıl veya ek olma durumuna göre belgede kayıtlı  sigortalı başına uygulanabilecek oran da dikkate alınarak her bir aya  ait aylık prim ve hizmet belgesi için ayrı ayrı olmak üzere asgari ücret  tutarında idari para cezası uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde kapsamına giren  fiiller için bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihten önce uygulanmış  idari para cezalarına ilişkin tahsil edilen tutarlar iade ve mahsup  edilmez.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Tarım işçisi ve taksi şoförü primleri</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ MADDE 29-<strong> </strong>Bu  maddenin yürürlük tarihinden itibaren ek 5 inci ve ek 6 ncı maddeleri  kapsamındaki sigortalılardan, bu maddenin yürürlüğe girdiği yıl için 82  nci maddeye göre belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının on  sekiz katı üzerinden başlanılarak, takip eden her yıl için bir puan  artırılmak suretiyle otuz katını geçmemek üzere prim alınır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">1/5/2008  ila 30/9/2008 tarihleri arasında 2925 sayılı Kanuna tabi sigortalı  olanlar hakkında da bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren birinci  fıkra ile ek 5 inci madde hükümleri uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>18 yaşından küçüklerin sağlık faturaları</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ MADDE 30-<strong> </strong>1/10/2008  ila bu maddenin yayımı tarihine kadarki sürede geçici 12 nci maddenin  beşinci fıkrası uyarınca 18 yaşını doldurmamış çocuklarından dolayı  tescil süreci başlatılanların kendileri ile 18 yaşını doldurmamış  çocukları hariç bakmakla yükümlü oldukları kişilerin tescil tarihine  kadarki genel sağlık giderlerine ilişkin fatura tutarları Kurumca  ödenir. Bu maddenin yayımlandığı tarihe kadar söz konusu süreler için  ödenmiş olan primler iade ve mahsup edilmez.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">1/10/2008 ila  31/12/2011 tarihleri arasında, geçici 12 nci maddenin beşinci fıkrası  uyarınca tescili yapılanların sağlık hizmet sunucusuna başvuru  tarihinden Kurumca tescil edildikleri tarihe kadarki sürede 18 yaşını  doldurmamış çocukları adına düzenlenen genel sağlık giderlerine ilişkin  fatura tutarları Hazineden karşılanmak üzere Kurumca ödenir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Usta öğretici borçlanması</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ  MADDE 31- Milli Eğitim Bakanlığına bağlı her derece ve türdeki örgün ve  yaygın eğitim kurumlarında ek ders ücreti karşılığında ilgili mevzuatı  çerçevesinde uzman ve usta  öğretici  olarak çalıştırılanlar, bu   durumlarını milli eğitim il  veya  ilçe  müdürlüklerince  belgelendirmeleri kaydıyla, bu maddenin yürürlük tarihinden önceki bu  çalışmalarından dolayı ay içinde 30 günden eksik kalan sürelerini 41  inci madde esaslarına göre kendileri veya hak sahipleri  borçlanabilirler. Borçlanılan bu süreler 4 üncü maddenin birinci  fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalılık süresi sayılır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Yabancı öğrenci avukat stajyeri  gss bildirimi</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ  MADDE 32- Bu Kanunun 60 ıncı maddesinin yedinci fıkrası uyarınca genel  sağlık sigortalısı sayılan yabancı uyruklu öğrencilerden  yükseköğrenimleri, aynı maddenin sekizinci fıkrası uyarınca avukatlık  stajına başlayanlardan stajyerlikleri anılan fıkraların yürürlüğe  girdiği tarihten önce başlamış olanların genel sağlık sigortalılıkları  söz konusu fıkraların yürürlüğe girdiği tarihten itibaren başlar ve  yabancı uyruklu öğrenciler ilgili üniversitelerce, stajyerler Türkiye  Barolar Birliğince bu tarihten itibaren bir ay içerisinde genel sağlık  sigortası giriş bildirgesiyle Kuruma bildirilir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>4/a- 4/b çakışması yürürlük tarihi</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ  MADDE 33- Kanunun 53 üncü maddesinin birinci fıkrasında bu maddenin  yürürlük tarihi itibarıyla yapılan değişiklikler, bu değişikliklerin  yürürlüğe girdiği tarihten öncesi için uygulanmaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Emekli aylık zammı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ MADDE 34- 4 üncü maddenin birinci fıkrasının (a) ve (b) bentleri kapsamındaki sigortalı ve hak sahiplerine;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">a) 2011 yılı başından önce bağlanmış gelir ve aylık tutarları, dosya bazında ödenmesi gereken miktar esas alınmak kaydıyla;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">1)  2011 yılı Ocak ödeme döneminden geçerli olmak üzere 60 TL tutarında  artırılır. Ancak bu artış tutarının, gelir ve aylıkların % 4 oranında  artırılması halinde gerçekleşecek artış tutarından az olması halinde % 4  oranında artırılarak ödenir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">2) 2011 yılı Temmuz ödeme döneminden geçerli olmak üzere, % 4 oranında artırılarak ödenir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">b)  2011 yılında bağlanacak malullük, yaşlılık veya ölüm aylıklarının 27  nci, 29 uncu, 33 üncü ve geçici 2 nci maddelere göre 2011 yılı Ocak ayı  itibarıyla hesaplanan aylık tutarları, (a) bendinde belirtilen şekilde  artırılarak ödenir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">c) İş kazaları ile meslek hastalıkları sigortasından hak kazanılan gelirlere esas günlük kazanç hesabına giren;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">1)  Son takvim ayı 2011 yılının birinci yarısına ait olanlara bağlanacak  gelirler birinci fıkranın (a) bendinin (l) numaralı alt bendine göre,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">2)  Son takvim ayı 2011 yılının ikinci yarısına ait olanlara bağlanacak  gelirler sadece birinci fıkranın (a) bendinin (2) numaralı alt bendine  göre,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">artırılarak ödenir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">d) Birinci fıkranın (a) bendinin (1) numaralı alt bendine göre yapılacak artış tutarı;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">1)  İş kazaları ve meslek hastalıkları sigortasından sürekli iş göremezlik  geliri almakta olanlara, gelir bağlanmasına esas olan sürekli iş  göremezlik derecesi oranında,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">2) Ölüm dosyalarında hak sahiplerinin hisseleri oranında,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">3)  Yabancı ülkelerle akdedilen sosyal güvenlik sözleşmeleri uyarınca kısmi  gelir veya aylık  alanlara,  ülkemiz  mevzuatına  tabi  olarak  geçen  prim  ödeme  gün  sayılarının, sosyal güvenlik sözleşmesine göre nazara  alınan toplam prim ödeme gün sayısına olan oranına göre,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">e)  Birinci fıkranın (a), (b) ve (c) bentlerinde belirtilen şekilde  artırılan gelir ve aylıklar, 2011 yılında bu maddede belirtilen artışlar  dışında 55 inci maddeye göre ayrıca artırılmaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>İdari para cezası affı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ  MADDE 35- Bu Kanunun 8 inci maddesinin üçüncü fıkrasında ve 9 uncu  maddesinin birinci fıkrasının (b) bendinde belirtilenler için aynı  maddenin üçüncü fıkrasında belirtilen yükümlülükler ile 11 inci  maddesinin altıncı fıkrasında belirtilen yükümlülüklerden bu maddenin  yürürlük tarihine kadar yerine getirilmiş olanları, yasal süresinde  yerine getirilmiş sayılır ve idari para cezası uygulanmaz. Bu  yükümlükler için daha önce uygulanan idari para cezaları, kesinleşip  kesinleşmediğine bakılmaksızın terkin edilir, ancak tahsil edilmiş  tutarlar red ve iade veya mahsup edilmez.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>12 Eylül mağduru borçlanması</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">GEÇİCİ  MADDE 36- 13/5/1971 tarihli ve 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu uyarınca  kurulan sıkıyönetim mahkemelerinin görev alanına giren suçlar nedeniyle  yakalanan veya tutuklananlardan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el  koyduğu 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren haklarında kovuşturmaya yer  olmadığına veya beraatlerine karar verilenlerin, gözaltında veya   tutuklulukta geçen  süreleri  için kendilerinin  ya  da  hak  sahiplerinin bu  durumlarını belgeleyerek bu maddenin yayımı tarihinden  itibaren altı ay içerisinde talepte bulunması kaydıyla, gözaltında veya  tutuklulukta geçen süreleri, talep tarihinde 82 nci maddeye göre  belirlenen prime esas günlük kazanç alt sınırının %32’si üzerinden  hesaplanacak primlerinin; bu durumlarından dolayı dava açıp tazminat  alanların borcun tebliğ tarihinden itibaren altı ay içerisinde  kendilerince veya hak sahiplerince, tazminat almamış olanların ise  Hazinece ödenmesi suretiyle borçlandırılır. Bu şekilde borçlanılan  süreler Kanunun dördüncü maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi  kapsamında prim ödeme gün sayısı olarak değerlendirilir. Ancak,  sigortalılık başlangıç tarihinden önceki borçlanılan süreler  sigortalılık başlangıç tarihini geriye götürmez.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">5434 sayılı  Kanuna tabi çalışmakta iken 1402 sayılı Sıkıyönetim Kanunu uyarınca  kurulan sıkıyönetim mahkemelerinin görev alanına giren suçlar nedeniyle  yakalanan veya tutuklananlardan, Türk Silahlı Kuvvetlerinin yönetime el  koyduğu 12 Eylül 1980 tarihinden itibaren haklarında kovuşturmaya yer  olmadığına veya beraatlerine karar verilenlerin, herhangi bir nedenle  hizmet sayılmayan gözaltında veya tutuklulukta geçen süreleri, kendileri  veya hak sahiplerinin bu durumlarını belgeleyerek bu maddenin yayımı  tarihinden itibaren altı ay içerisinde talepte bulunması kaydıyla,  gözaltına alındığı veya tutuklandığı tarihteki emeklilik keseneğine esas  aylık derece ve kademesinin talep tarihindeki katsayılar ve emeklilik  keseneğine esas aylığın hesabına ait diğer unsurlar ile kesenek ve  karşılık oranları esas alınmak suretiyle hesaplanacak borçlanma  tutarının altı ay içerisinde kendilerince veya hak sahiplerince ödenmesi  halinde hizmet sürelerine eklenir. Borçlanılan süreler 5434 sayılı T.C.  Emekli Sandığı Kanununun geçici 205 inci maddesine göre yaş tespitinde  dikkate alınmaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddenin yürürlüğe girdiği tarihe kadar,  kendi sigortalılıklarından dolayı sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir  veya aylık bağlanmış olanlar ile birinci ve ikinci fıkra kapsamında    sayılan   söz  konusu  süreleri  herhangi   bir  şekilde  sigortalılık   hizmeti olarak değerlendirilmiş olanlar bu madde uyarınca  borçlanamazlar. Sosyal güvenlik kanunlarına göre gelir veya aylık  bağlanmayan ya da toptan ödeme yapılmak suretiyle hizmetleri tasfiye  edilenlerden borçlanacakları bu süreler ile birlikte emekli veya  yaşlılık aylığına veya gelire hak kazanacak olanlara, geçmişe yönelik  aylık ve farkı ödenmez. Bu maddenin birinci ve ikinci fıkrası kapsamında  borçlandırılan süreler emekli ikramiyesi hesabında dikkate alınmaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esasları belirlemeye Kurum yetkilidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>506 banka sandıkları</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 53- </strong>506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanununun geçici 20 nci maddesine aşağıdaki fıkra eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Birinci  fıkranın (b) bendinin uygulanmasında, yardımların sağlanması ve  bağlanması yönünden alt sınırın belirlenmesinde muadil miktar  karşılaştırması esas alınır. Ancak, gelir ve aylıkların artırılmasında  506 sayılı Kanuna göre bağlanan gelir ve aylıkların artırımına ilişkin  hükümler devir tarihine kadar uygulanmaz. 5510 sayılı Kanunun Geçici 20  nci maddesinin onikinci fıkrasında yer alan sınırlama dâhilinde  sandıkların kuruluş senetlerinde yer alan hükümler ve sandıkların  uygulamaları saklıdır. Bu hüküm, yürürlüğe girdiği tarihten önceki  artışlarda ve görülmekte olan davalar hakkında da uygulanır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Trafik kazaları</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 59- </strong>2918 sayılı Kanunun 98 inci maddesi başlığıyla birlikte aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>“Sağlık hizmet bedellerinin ödenmesi:</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;">MADDE  98- Trafik kazaları sebebiyle üniversitelere bağlı hastaneler ve diğer  bütün resmi ve özel sağlık kurum ve kuruluşlarının sundukları sağlık  hizmet bedelleri, kazazedenin sosyal güvencesi olup olmadığına  bakılmaksızın Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından karşılanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Trafik  kazalarına sağlık teminatı sağlayan zorunlu sigortalarda; sigorta  şirketlerince yazılan primlerin ve Güvence Hesabınca tahsil edilen katkı  paylarının % 15’ini aşmamak üzere, münhasıran bu teminatın karşılığı  olarak Hazine Müsteşarlığınca sigortacılık ilkeleri çerçevesinde maktu  veya nispi olarak belirlenen tutarın tamamı sigorta şirketleri ve  3/6/2007 tarihli ve 5684 sayılı Sigortacılık Kanununun 14 üncü  maddesinde düzenlenen durumlar için Güvence Hesabı tarafından Sosyal  Güvenlik Kurumuna aktarılır. Söz konusu tutar, ilgili sigorta şirketleri  için sigortacılık ilkelerine göre ayrı ayrı belirlenebilir. Aktarım ile  sigorta şirketlerinin ve Güvence Hesabının<strong> </strong>bu teminat  kapsamındaki yükümlülükleri sona erer. Hazine Müsteşarlığının bağlı  bulunduğu Bakanlığın teklifi üzerine Bakanlar Kurulu söz konusu tutarı %  50’sine kadar artırmaya veya azaltmaya yetkilidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde  çerçevesinde sigorta şirketleri ve Güvence Hesabı tarafından ödenecek  meblağın süresinde ödenmemesi halinde 31/5/2006 tarihli ve 5510 sayılı  Kanunun 89 uncu maddesinin ikinci fıkrası uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Sigorta  şirketleri ve Güvence Hesabından Sosyal Güvenlik Kurumuna aktarılacak  meblağın belirlenmesi ve ödenmesi ile sağlık hizmetleri için teminat  sağlanan sigortaların tespiti ve bu maddenin uygulanmasına ilişkin diğer  usul ve esaslar Sağlık Bakanlığı ve Sosyal</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Güvenlik Kurumunun  görüşü alınarak Hazine Müsteşarlığınca belirlenir. Trafik kazası  sebebiyle Sağlık Bakanlığına bağlı sağlık kurumlarınca gerçekleştirilen  tedavi giderleri bakımından,  Sosyal Güvenlik Kurumu tarafından Sağlık  Bakanlığına yapılacak ödemeye ilişkin usul ve esaslar Sosyal Güvenlik  Kurumu ve Sağlık Bakanlığı tarafından ayrıca belirlenir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MESLEKİ EĞİTİM KANUNU</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 64- </strong> 3308 sayılı Meslekî Eğitim Kanununun 25 inci maddesinin birinci  fıkrasının son cümlesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiş, dördüncü  fıkrasına “Bakanlık” ibaresinden sonra gelmek üzere “ve mesleki ve  teknik eğitim yapan yükseköğretim kurumlarının bağlı olduğu  üniversitelerin” ibaresi eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Ancak, işletmelerde meslek  eğitimi gören örgün eğitim öğrencilerine, asgari ücretin net tutarının  yirmi ve üzerinde personel çalıştıran işyerlerinde yüzde 30’undan,  yirmiden az personel çalıştıran işyerlerinde yüzde 15’inden, aday çırak  ve çırağa yaşına uygun asgari ücretin yüzde 30’undan aşağı ücret  ödenemez.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>İŞSİZLİK SİGORTASI</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>İsteğe bağlı sigortalılara işsizlik sigortası</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 68-</strong> 25/8/1999 tarihli ve 4447 sayılı İşsizlik Sigortası Kanununun 46 ncı  maddesinin ikinci fıkrasında yer alan “dayalı olarak çalışan  sigortalıları” ibaresinden sonra gelmek üzere “, 4857 sayılı Kanuna göre  kısmi süreli iş sözleşmesi ile çalışanlardan 5510 sayılı Kanunun 52 nci  maddesinin birinci fıkrası kapsamında işsizlik sigortası primi ödeyen  isteğe bağlı sigortalılar ile aynı Kanunun ek 6 ncı maddesi kapsamındaki  sigortalıları”  ibaresi eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Fon parasına cukka</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 69-</strong> 4447 sayılı Kanunun 48 inci maddesinin yedinci fıkrası aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Ayrıca  Fonun bir önceki yıl prim gelirlerinin % 30’u; işgücünün istihdam  edilebilirliğini artırmak, çalışanların vasıflarını yükselterek işsizlik  riskini azaltmak ve teknolojik gelişmeler nedeniyle işsiz kalması  beklenenlerin başka alanlara yönlendirilmesini sağlamak, istihdamı  artırıcı ve koruyucu tedbirler almak ve uygulamak, işe yerleştirme ve  danışmanlık hizmetleri temin etmek, işgücü piyasası araştırma ve  planlama çalışmaları yapmak amacıyla kullanılabilir. Bu oranı % 50’ye   kadar  çıkarmaya  Bakanlar Kurulu yetkilidir. Ancak, işsizlik</span></p>
<p><span style="color:#000000;">ödeneğinden  yararlanmakta olanlara yönelik hizmetler için bu sınırlama dikkate  alınmaz. Bu fıkraya ilişkin usul ve esaslar yönetmelikle belirlenir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>İsteğe bağlı sigortalılara işsizlik sigortası prim oranı</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 70-</strong> 4447 sayılı Kanunun 49 uncu maddesinin birinci fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“İsteğe bağlı sigortalılardan işsizlik sigortası primini ödeyenlerden ise % 1 sigortalı ve % 2 işveren payı alınır.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>İşsizlik ödeneğine hak kazanma şartları değişmedi</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 71-</strong> 4447 sayılı Kanunun 51 inci maddesinin birinci fıkrasında yer alan “,  hizmet akitlerinin sona ermesinden önceki son üç yıl içinde en az 600  gün sigortalı olarak çalışıp işsizlik sigortası primi ödemiş ve işten  ayrılmadan önceki son 120 gün içinde prim ödeyerek sürekli çalışmış”  ibaresi “ve bu Kanunda yer alan prim ödeme koşullarını sağlamış”  şeklinde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>İşsizlik ödeneği alırken çalışanların tespitinde sgk denetmenleri</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 72-</strong> 4447 sayılı Kanunun 52 nci maddesinin son fıkrasına aşağıdaki cümle eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“Ancak,  işsizlik sigortası ödeneğinden faydalanırken aynı zamanda gelir  getirici bir işte çalışan sigortalıların tespitinin yapılmasında, sosyal  güvenlik denetmenleri ve sosyal güvenlik kontrol memurları da  görevlendirilebilir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Kısa çalışma ödeneği</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 73-</strong> 4447 sayılı Kanunun ek 2 nci maddesi aşağıdaki şekilde değiştirilmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“EK  MADDE 2- Genel ekonomik, sektörel veya bölgesel kriz ile zorlayıcı  sebeplerle işyerindeki haftalık çalışma sürelerinin geçici olarak önemli  ölçüde azaltılması veya işyerinde faaliyetin tamamen veya kısmen geçici  olarak durdurulması hallerinde, işyerinde üç ayı aşmamak üzere kısa  çalışma yapılabilir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu Kanuna göre sigortalı sayılan kişileri  hizmet akdine tabi olarak çalıştıran işveren, kısa çalışma talebini,  derhal gerekçeleri ile birlikte Türkiye İş Kurumuna, varsa toplu iş  sözleşmesi tarafı sendikaya bir yazı ile bildirir. Talebin uygunluğunun  belirlenmesine ilişkin usul ve esaslar, ilgili kurum ve kuruluşların da  görüşü alınarak Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığınca çıkarılacak  yönetmelikle belirlenir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Kısa çalışma halinde İşsizlik Sigortası  Fonundan kısa çalışma ödeneği ödenir. İşçinin kısa çalışma ödeneğine hak  kazanabilmesi için, hizmet akdinin feshi hariç işsizlik sigortası hak  etme koşullarını yerine getirmesi gerekir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Günlük kısa çalışma  ödeneği; sigortalının son oniki aylık prime esas kazançları dikkate  alınarak hesaplanan günlük ortalama brüt kazancının % 60’ıdır. Bu  şekilde hesaplanan kısa çalışma ödeneği miktarı, 4857 sayılı Kanunun 39  uncu maddesine göre 16 yaşından büyük işçiler için uygulanan aylık  asgari ücretin brüt tutarının % 150’sini geçemez. Kısa çalışma  ödeneğinden yararlananlara ait sigorta primlerinin aktarılması ve sağlık  hizmetlerinin sunulmasına ilişkin işlemler 5510 sayılı Kanunda  belirtilen esaslar çerçevesinde yürütülür. Kısa çalışma ödeneği olarak  yapılan ödemeler başlangıçta belirlenen işsizlik ödeneği süresinden  düşülür.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Zorlayıcı sebeplerle kısa çalışma yapılması halinde,  kısa çalışma ödeneği ödemeleri 4857 sayılı Kanunun 24 üncü maddesinin  (III) numaralı bendinde ve aynı Kanunun 40 ıncı maddesinde öngörülen bir  haftalık süreden sonra başlar.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddede yer alan kısa çalışma  ödeneğinin süresini altı aya kadar uzatmaya ve işsizlik ödeneğinden  mahsup edilip edilmeyeceğini belirlemeye Bakanlar Kurulu yetkilidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İşverenin hatalı bilgi ve belge vermesi nedeniyle yapılan fazla ödemeler, yasal faizi ile birlikte işverenden tahsil edilir.”</span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong> </strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>Prim Teşviki</strong></span></p>
<p><span style="color:#000000;"><strong>MADDE 74-</strong> 4447 sayılı Kanunun geçici 7 nci maddesinin ikinci fıkrasının ikinci  cümlesi ve aynı maddenin beşinci fıkrası ile geçici 9 uncu maddesinin  ikinci fıkrasının ikinci cümlesi ve aynı maddenin beşinci fıkrası  yürürlükten kaldırılmış ve Kanuna aşağıdaki geçici madde eklenmiştir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">“GEÇİCİ  MADDE 10- 31/12/2015 tarihine kadar işe alınan her bir sigortalı için  geçerli olmak üzere, bu maddenin yürürlük tarihinden itibaren özel  sektör işverenlerince işe alınan ve fiilen çalıştırılanların; işe  alındıkları tarihten önceki altı aya ilişkin Sosyal Güvenlik Kurumuna  verilen prim ve hizmet belgelerinde kayıtlı sigortalılar dışında  olmaları, aynı döneme ilişkin işe alındıkları işyerinden bildirilen prim  ve hizmet belgelerindeki sigortalı sayısının ortalamasına ilave  olmaları ve bu maddede belirtilen diğer koşulları da sağlamak kaydıyla,  5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinde sayılan ve 82 nci maddesi  uyarınca belirlenen prime esas kazançları üzerinden hesaplanan sigorta  primlerinin işveren hisselerine ait tutarı, işe alındıkları tarihten  itibaren İşsizlik Sigortası Fonundan karşılanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddede belirtilen destek unsuru;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">a) 18 yaşından büyük ve 29 yaşından küçük erkekler ile 18 yaşından büyük kadınlardan;</span></p>
<p><span style="color:#000000;">1) Mesleki yeterlik belgesi sahipleri için kırksekiz ay süreyle,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">2)  Mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi veya Türkiye  İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarını bitirenler için  otuzaltı ay süreyle,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">3) (1) ve (2) numaralı alt bentlerde sayılan belge ve niteliklere sahip olmayanlar için yirmidört ay süreyle,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">b)  29 yaşından büyük erkeklerden (a) bendinin (1) ve (2) numaralı alt  bentlerinde sayılan belge ve niteliklere sahip olanlar için yirmidört ay  süreyle,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">c) (a) ve (b) bentleri kapsamına girenlerin Türkiye İş  Kurumuna kayıtlı işsizler arasından işe alınmaları halinde ilave olarak  altı ay süreyle,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">ç) 5510 sayılı Kanunun 4 üncü maddesinin birinci  fıkrasının (a) bendi kapsamında çalışmakta iken, bu maddenin yürürlüğe  girdiği tarihten sonra mesleki yeterlik belgesi alanlar veya mesleki ve  teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretimi bitirenler için oniki ay  süreyle,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">d) 18 yaşından büyüklerden bu fıkranın (a), (b) ve (ç)  bentlerine girmeyenlerin Türkiye İş Kurumuna kayıtlı işsizler arasından  işe alınmaları halinde altı ay süreyle,</span></p>
<p><span style="color:#000000;">uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu  maddede sayılan belge ve nitelikler nedeniyle destek unsurundan  yararlanabilmek için sigortalıların sahip oldukları mesleki yeterlik,  mesleki ve teknik eğitim veren orta veya yüksek öğretim kurumları veya  Türkiye İş Kurumunca düzenlenen işgücü yetiştirme kurslarına ilişkin  belgelerde belirtilen meslek ya da alanlarda işe alınmaları ve/veya  çalışıyor olmaları gerekir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddeyle sağlanan destek  unsurundan aynı sigortalı için bir kez yararlanılabilir.  Sigortalı,  destek süresini tamamlamadan işsiz kalması halinde, kalan süreden  yeniden yararlanamaz. Ancak ikinci fıkranın (a) bendi kapsamına  girenlerin, aynı bent kapsamında yeniden işe alınmaları ve (1) veya (2)  numaralı alt bentlerde sayılan belge ve nitelikleri bu dönemde   temin     etmeleri    halinde    destekten   yeniden  yararlanabilirler. Bu   durumda ilk yararlanma süresi, ikincisinden düşülür ve toplam  yararlanma süresi en son yararlanılan destek için maddede öngörülen  süreyi aşamaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">İşveren hissesine ait primlerin Fondan  karşılanabilmesi için işverenlerin çalıştırdıkları sigortalılarla ilgili  olarak; 5510 sayılı Kanun uyarınca aylık prim ve hizmet belgelerini  yasal süresi içerisinde Sosyal Güvenlik Kurumuna vermesi, sigortalıların  tamamına ait sigorta primlerinin sigortalı hissesine isabet eden  tutarını yasal süresi içinde ödemesi ve kapsama giren sigortalının işe  alındığı işyerinden dolayı Sosyal Güvenlik Kurumuna prim, idari para  cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve gecikme zammı borcu  bulunmaması şarttır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Sosyal Güvenlik Kurumuna olan prim, idari  para cezası ve bunlara ilişkin gecikme cezası ve  gecikme  zammı   borçlarının  6183  sayılı Kanunun 48  inci  maddesine göre  tecil ve   taksitlendirilmiş veya ilgili diğer kanunlar uyarınca prim borçlarının  yeniden yapılandırılmış ve taksitlendirilmiş olması, bu tecil,  taksitlendirme ve yeniden yapılandırma devam ettiği sürece işverenlerin  bu fıkra hükmünden yararlanmasına engel teşkil etmez.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu madde  hükümleri; 21/4/2005 tarihli ve 5335 sayılı Kanunun 30 uncu maddesinin  ikinci fıkrası kapsamına giren kurum ve kuruluşlara ait işyerleri ile  8/9/1983 tarihli ve 2886 sayılı Devlet İhale Kanununa,  4/1/2002 tarihli  ve 4734 sayılı Kamu İhale Kanununa ve uluslararası anlaşma hükümlerine  istinaden yapılan alım ve yapım işleri ile 4734 sayılı Kanundan istisna  olan alım ve yapım işlerine ilişkin işyerleri, sosyal güvenlik destek  primine tabi çalışanlar ve yurt dışında çalışan sigortalılar hakkında  uygulanmaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">5510 sayılı Kanun gereğince yapılan kontrol ve  denetimlerde, çalıştırdığı kişileri sigortalı olarak bildirmediği tespit  edilen işverenler bir yıl süreyle bu maddeyle sağlanan destek  unsurlarından yararlanamaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddeyle sağlanan destek unsuru,  5510 sayılı Kanunun 81 inci maddesinin birinci fıkrasının (ı) bendi  uygulandıktan sonra kalan sigorta primlerinin işveren hisselerine ait  oranı üzerinden, bu maddede belirtilen esaslar dikkate alınarak  uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddede düzenlenen teşvik, 5510 sayılı Kanun  kapsamında bulunanlarla aynı şartlarda olmak üzere 506 sayılı Kanunun  geçici 20 nci maddesi kapsamındaki sandıkların statülerine tabi  personeli için de uygulanır.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Fondan karşılanan prim tutarları, gelir ve kurumlar vergisi uygulamalarında gider veya maliyet unsuru olarak dikkate alınmaz.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bakanlar Kurulu, bu maddenin uygulanma süresini 2015 yılından itibaren beş yıla kadar uzatmaya yetkilidir.</span></p>
<p><span style="color:#000000;">Bu maddenin uygulanmasına ilişkin usul ve esaslar Bakanlık tarafından belirlenir.”</span></p>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/213/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/213/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/213/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=213&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2011/04/03/6111-sayili-torba-kanun-ile-gelen-sosyal-sigorta-degisiklikleri/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>SOSYAL SİGORTALAR MI? BİREYSEL EMEKLİLİK SİSTEMİ Mİ?</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/sosyal-sigortalar-mi-bireysel-emeklilik-sistemi-mi/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/sosyal-sigortalar-mi-bireysel-emeklilik-sistemi-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 17:36:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/sosyal-sigortalar-mi-bireysel-emeklilik-sistemi-mi</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: Müjdat ŞAKAR* Yaklaşım Dergisi/ Haziran 2008 / Sayı: 186 I- GİRİŞ 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklikler öngören 5754 sayılı Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı[1]. Söz konusu Kanunla 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihini düzenleyen 108. maddesi de değiştirilerek kabul edildi. Buna göre, aralarında genel sağlık sigortası ve prim oranlarının da yer [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=16&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yazar: </span>Müjdat ŞAKAR</strong><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn1#_ftn1">*</a></p>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yaklaşım Dergisi/ Haziran 2008 / Sayı: 186</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong>I- GİRİŞ</strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklikler öngören 5754 sayılı Kanun, Resmi Gazete’de yayımlandı<a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn2#_ftn2"><span style="font-size:11pt;">[1]</span></a>. Söz konusu Kanunla 5510 sayılı Kanun’un yürürlük tarihini düzenleyen 108. maddesi de değiştirilerek kabul edildi. Buna göre, aralarında genel sağlık sigortası ve prim oranlarının da yer aldığı bazı maddeler 1 Temmuz 2008 tarihinde, diğer maddeleri ise 2008 Ekim ayı başında yürürlüğe girecek. Vatana millete hayırlı olsun!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Mayıs 2005’te <strong>Yaklaşım</strong>’da çıkan yazımın sonuç bölümünde şöyle demiştim<a name="_ftnref3"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn3#_ftn3"><span style="font-size:11pt;">[2]</span></a>: <em>“Sistem, IMF zorlamaları ile <strong>“Şili Modeli”</strong>ne doğru gitmektedir. Esasen Bireysel Emeklilik Sistemi çerçevesinde özel sektör emeklilik şirketlerinin kurulması ile bunun alt yapısı da hazırlanmıştır. Yalan yanlış reformlarla, gerçekçi olmayan hedefler peşinde ülkenin değerli zamanları israf edildikten sonra, korkarım ki <strong>“Şili Modeli”</strong>nden başka çözüm olmadığı önümüze konacaktır. Sosyal Devlet anlayışından uzaklaşıp, küresel emperyalizmin kıskacına her gün daha çok girdikçe bunun böyle olacağı gün gibi aşikârdır.”</em></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">İşte şimdi o günlere gelmiş bulunuyoruz! En az on yıl Bireysel Emeklilik Siteminde kalan ve 56 yaşını dolduranlar, birikimlerini emekli aylığı veya toptan ödeme şeklinde almaya hak kazanırlarken, kamu sisteminin insanları ağır prim yükleriyle 65 yaşında emekli etmeye kalkması başka hangi anlama gelir? Zaten neoliberalizmin basındaki kalemşörleri de açıkça Şili Modeli propagandasına başladılar<a name="_ftnref4"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn4#_ftn4"><span style="font-size:11pt;">[3]</span></a>.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Onyedi yıl önce, bir sigorta şirketinde zor bela iş bulmuş bir öğrencimi kırmayarak birikimli hayat sigortası yaptırmıştım. O zamanlar henüz bireysel emeklilik sistemi yoktu<a name="_ftnref5"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn5#_ftn5"><span style="font-size:11pt;">[4]</span></a>. Zaman su gibi akıp geçti, 2006 yılbaşında süre doldu ve özel sigortamdan emekli oldum. Sigortamın adı da <strong>“gelir sigortası”</strong>na dönüştü. Şimdi sıkı durun emekli aylığımı açıklıyorum: 70,00 YTL (Aylığım şimdi 92,00 YTL oldu). Bozdur bozdur harca! Peki ya sağlık güvencesi?.. Yok!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Tesadüfe bakın ki, yıllarca sigortasız çalıştırılmak yüzünden bir türlü emekliliği hak edemeyen ve artık emeklilikten umudunu kesmek üzere olan kayınpederim de, benim ısrarım üzerine yaptığı askerlik borçlanması ve isteğe bağlı sigortalılık ile prime esas kazancın alt sınırından eksik günlerini tamamlayıp aynı tarihte SSK’dan emekli oldu. Aylığı 480 YTL! Yanında da kendisi, eşi, geçimini sağladığı anası, babası ve kızları için tam 7 adet de sağlık karnesi!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Ben onbeş yıl prim ödedim, o ise 5.000 gün, yani 13 yıl 10 ay 20 gün&#8230; Ödenen prim miktarları aşağı yukarı aynı&#8230; Aradaki farkı görüyorsunuz.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Şimdi yapılan yasal değişiklikler ise, kamu sisteminin Sosyal Devletin görünümü olma rolünün sona erdiğini, Bireysel Emeklilik Sistemi’nin daha cazip hale getirildiğini düşündürmektedir. Zor şartlarla düşük emekli aylığı ve paralı sağlık hizmeti!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Varlıklı olanlar yüksek primle kısa sürede yüksek emekli aylıkları elde edebilirler. Olan yine yoksul çalışanlara olacaktır. Bu sebeple, Yaklaşım’ın Nisan 2006 sayısında yazdığım hususları bugün yeniden vurgulamak ihtiyacı duyuyorum<a name="_ftnref6"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn6#_ftn6"><span style="font-size:11pt;">[5]</span></a>.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong>II- ÖZEL TİCARİ SİGORTALAR İLE SOSYAL SİGORTALARIN FARKLILIKLARI</strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Bir özel hukuk dalı olan Ticari Sigorta Hukuku, sosyal güvenlik tekniklerinden en önemlisi olan sosyal sigortalardan çok daha eski bir geçmişe sahiptir. Ticari sigortalar ile sosyal sigortaların ortak yönü, tehlikenin yükünü geniş bir kitle üzerine dağıtarak zararı kolayca telafi etmektir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Ancak aralarında önemli farklar da vardır:</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">1- Bir sigorta şirketi kurma zorunluluğu yoktur ama sosyal sigortaların Devlet eliyle kurulması Anayasal bir zorunluluktur.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">2- Özel ticari sigortalar anonim şirket şeklinde faaliyet gösterirler. Sosyal sigortalar ise Devlet eliyle kurulan kamu hukuku tüzel kişileri tarafından yürütülür.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">3- Sigortalının sigorta şirketi ile ilişkisi isteğe bağlı olarak sözleşme (sigorta poliçesi) ile kurulduğu halde, kanun kapsamına giren kişilerin sosyal sigortalarla olan ilişkisi zorunludur ve kanunla kurulur. Ancak bu kuralın bazı istisnaları olabilir. Sözgelimi, zorunlu trafik malî mesuliyet sigortasında olduğu gibi Ticari sigortalarda zorunluluk; 2925 sayılı Tarım İşçileri Sosyal Sigortalar Kanunu’nda olduğu gibi sosyal sigortalarda ihtiyarilik söz konusu olabilir. Ancak, bu durum genel kuralı değiştirmez.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">4- Ticari sigorta belirli süreyle yapıldığı halde, sosyal sigorta süresi belirsiz devamlı bir ilişki kurar.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">5- Ticari sigorta kâr amacıyla çalıştığı halde, sosyal sigortalarda amaç kamu hizmetidir. Sosyal sigortalar, Sosyal Devletin görünüm biçimlerinden biridir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">6- Ticari sigortalar kâr amacı güttükleri için, kâr getirmeyecek riskleri sigortalamaktan kaçınabilirler ya da çok yüksek primler talep ederler. Riskle karşılaşma ihtimali yüksek kişileri sigortalamak istemezler. Buna karşılık sosyal sigortalarda bu durum yoktur.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">7- Ticari sigortalar çok çeşitli riskleri sigortalayabilirken, sosyal sigortalar sadece kanunla gösterilmiş belli sayıdaki riski sigortalarlar.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">8- Ticari sigortalarda sigortacının sorumluluğu primin tamamının veya bir kısmının ödenmiş olmasına bağlı olduğu halde, sosyal sigortalarda bu zorunlu değildir. Sözgelimi, iş kazası ve meslek hastalığı sigortasında, aynî ve nakdî yardımların sağlanması için prim ödenmiş olması gerekmez.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">9- Ticari sigortalarda alınan prim ile sağlanan yararlar arasında sıkı bir ilişki olduğu halde, sosyal sigortalarda bu durum yoktur. Bağlanan sosyal gelirler, hayat pahalılığına göre zaman zaman arttırılır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">10- Ticari sigortalarda primler riske göre belirlenirken, sosyal sigortalarda sigortalıların ödeme gücüne ve genellikle ücretin belli bir oranına göre tespit edilir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">11- Ticari sigortalarda primler kural olarak sigortalı tarafından ödenirken, sosyal sigortalarda sigortalının yanı sıra, işverenin ve Devletin de primlere katkısı söz konusu olur.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">12- Ticari sigortalarda sağlanan yararlardan, kural olarak, sadece sigortalı yararlanırken, sosyal sigortalarda (hastalık ve analıkta olduğu gibi) sigortalının bazı yakınları da yararlanırlar.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong>III- ŞİLİ MODELİ</strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Güney Amerika ülkelerinden Şili’de, fon birikimini öngören mevcut sistemin tıkanması ve Devletin giderek artan oranda malî destek sağlamak zorunda kalması üzerine, diktatör <strong>Pinochet</strong>’nin askerî yönetimi <strong>monetarist </strong>doktrinin gereklerine uygun biçimde, 1983’ten itibaren malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları yerine özel sigorta şirketlerini ikame etmeye başlamıştır. İşverenin ve devletin prim ödemediği yeni sisteme 31 Aralık 1982’den sonra çalışmaya başlayanlar tercih hakkı verilmeden dâhil edilmişlerdir. <strong>Polisler ve askerler </strong>özel sosyal güvenlik sistemi dışında tutulmuş, eski devlet sisteminde bırakılmışlardır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Özel emeklilik sisteminin ortaya çıktığı 1981’e kadar Pinochet diktatörlüğü zaten yavaş yavaş sosyal güvenliğin tasfiyesine girişmişti. 1974’ten itibaren işverenlerden kesilen sosyal sigorta prim payları kademeli olarak azaltıldı ve emeklilik maaşları % 26 düşürüldü. 1983’te çalışmaya yeni başlayanlar zorunlu olarak, eski sistemdekiler ise bazı teşvik ve şantajlarla özel sisteme geçirildi. Özel sisteme geçenlerin emeklilik kesintilerinin % 21’i Devlet tarafından karşılandı. Eski sistemden özele geçenlere birikmiş primleri için devlet tahvili verildi. Eski sistemle emekli olanların maaşları devlet tarafından üstlenildi. Geçiş dönemi için gereken bu parasal kaynakların önemli kısmı KİT’lerin ve kamu varlıklarının satılmasıyla karşılandı. Maliyetlerin % 40’ı ise devlet tahvili çıkartılarak gelecek nesillere borç olarak aktarıldı. Yani sosyal güvenliğin özelleştirilmesi kamuya muazzam bir yük getirmiş ve yeni özelleştirmeler ve borçlanmalarla bu yük karşılanmaya çalışılmıştır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Sigortalılara, primlerini özel sigorta şirketlerinin veya bankaların kurdukları ve kısaca <strong>AFP</strong> <strong>(Administrados de Fondos de Pensiones) </strong>adı verilen ve sayıları 1999’da 21 iken bugün 8’e düşmüş olan (ki fonların % 70’i 3 büyük yabancı finans grubundadır) özel fon yönetimi kuruluşlarından seçtiklerine ödeme zorunluluğu getirilmiş bulunmaktadır. Sigortalıya seçtiği fona ödediği primler ve bunların getirisinden masraf ve komisyonlar çıktıktan sonra kalan miktar emekli aylığı olarak bağlanacaktır (Aynı benim 70,00 YTL’lik aylığım gibi).</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Ne var ki bu sistem, kargaşa ve güvensizlikten başka bir sonuç doğurmamıştır. 1995’te sistemde malî kriz başlamış, biriken fonların getirileri azalmış (hatta 1995’te negatife düşmüş), bu durum sigortalıları endişeye sevkederek sık sık fon değiştirmeye itmiştir. Sisteme düzenli prim ödeyenlerin oranı büyük ölçüde azalmıştır<a name="_ftnref7"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn7#_ftn7"><span style="font-size:11pt;">[6]</span></a>.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Bu model, Pinochet rejiminde uygulanmaya başladıktan sonra IMF, Dünya Bankası gibi kurumlarca Latin Amerika ülkelerinin yarısına daha uygulatıldı. <strong>Peru, Arjantin, Kolombiya, Uruguay, Bolivya, Meksika, El Salvador’</strong>da 1993 ile 1997 arasında, aralarında bazı farklar olsa da Şili modeline benzer özelleştirmeler gerçekleştirildi. Halen <strong>Brezilya </strong>başta olmak üzere diğer Latin Amerika ülkelerine de uygulatılmak isteniyor.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Dünya’da sosyal güvenliğin özelleştirilmesinde özellikle bir propaganda ve strateji merkezi öne çıkmaktadır. Bu konuda ülkemizin de içinde bulunduğu pek çok ülkeye <strong>“yol gösteren” </strong>ve baskı uygulayan IMF, Dünya Bankası gibi kurumlara da malzemeyi bu merkez sağlamaktadır. <strong>Cato Enstitüsü</strong> isimli bu kuruluş, kendini bir sivil toplum örgütü gibi sunmaktadır. Ama Cato’nun yönetimi ve para kaynakları incelendiğinde ne tür bir örgüt olduğu iyi anlaşılmaktadır.<em> </em><strong>Amerikan Express, Citibank, Chemical Bank </strong>gibi finans kuruluşları, <strong>Shell, Exxon, Chevron </strong>gibi petrol devleri ve <strong>Merck, Pfizer </strong>gibi ilaç tekelleri hep Cato’nun para kaynaklarıdır. Örgütün <strong>“sosyal güvenliğin özelleştirilmesi” </strong>projesi eş-başkanı <strong>Jose Pinera</strong>, bu alanda en tanınmış kişidir. ABD’de Harvard’da doktora yapmış bir Şilili olan bu zat, bütün dünyayı dolaşarak sosyal güvenliğin özelleştirilmesi yolunda sermaye ve devlet yöneticilerine akıl dağıtmaktadır. 1997 yılının 4-7 Mayıs tarihleri arasında, Türkiye’nin büyük borsa şirketlerinden Global’in daveti ile ülkemize de gelmiş ve konferanslar vermiştir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Jose Pinera asıl ününü 1978-1980 yılları arasında Pinochet’nin Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanı olarak hizmet verdiğinde sağlamış, sosyal güvenlik sistemini tasfiye ederek özel emeklilik sistemini getirmiştir. Ardından Arjantin, Peru, Kolombiya, Bolivya El Salvador’da sosyal güvenliğin özelleştirilmesi için hükümetlere danışmanlık yapmıştır. Sonraki yıllarda ABD’ye geçerek Şili’de kazandığı deneyimleri dünyanın diğer ülkelerine taşımakla görevlendirilmiştir<a name="_ftnref8"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn8#_ftn8"><span style="font-size:11pt;">[7]</span></a>.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Cato’nun büyük paralar harcayarak propagandasını yaptığı Şili modelinde çalışanların ücretlerinin % 10’u emeklilik primi olarak kesilmektedir. İsteyenler % 20’ye kadar bu oranı artırabilmektedir. İşverenden hiçbir kesinti olmamakta, devletten de herhangi bir katkı verilmemektedir. Bu sistemin yaşama geçirilmesi için emeklilik ile sağlık sigortası sistemi birbirinden ayrılmıştır. Sistemin kritik noktası budur ve ülkemizde de bu noktaya gelinmiştir. Özel sağlık sigortası için de ayrıca % 7 veya daha fazla prim ödenmektedir. Bunlardan başka % 3.7’ye varan oranda sakatlık ve yaşam sigorta primleri kesilmektedir. Emeklilik kesintileri <strong>Emeklilik Fon Yöneticisi</strong> (EFY) denen özel finans şirketlerinden birine yatırılmaktadır. Çalışanlar, EFY’leri <strong>“seçebilmekte” </strong>ve değiştirebilmektedirler. EFY’ler topladıkları paraları hisse senedi, Devlet tahvili gibi kâğıtlara yatırmakta ve karşılığında komisyon almaktadırlar.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Kadınlarda 60, erkeklerde 65 yaşına gelen ve yeterli parası biriken kişilerin emekli olabilmektedir Şili’de sadece yarısı düzenli prim ödeyebilen 5.6 milyon kişi özel sistemdedir. 65 yaşın üstündeki nüfus ise 1 milyon kadardır. Özel sistemden emekli olabilenler ise sadece 22.000 kişidir. Şirketlerin yaptığı 20 yıllık bir plana göre sigortalılar asgari ücretin % 85’i oranında bir asgari emeklilik maaşı alacaklardır. Asgari emeklilik maaşı miktarı ise günde sadece 1.25 Dolardır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Şili’de ortaya çıkan önemli sorunlardan biri yüksek fon <strong>“yönetim” </strong>ücretleridir. Sigortalıların primlerinin % 20’ye varan kısmı komisyonculara gitmektedir. İkinci sorun ise, kayıtdışı istihdam ve sigortalıların yarısının düzenli sosyal güvenlik katılımı yapamamasıdır. Şili’de eski sistemde tüm yönetim harcamaları kesintilerin yalnızca % 5’i kadardı. Toplam birikmiş emeklilik fonlarının % 3’ü ile % 5’i kadar bir miktar, değişik finans seçenekleri arasında seçim yapmak üzere önerilerde bulunan danışmanlara verilmektedir. Benzer uygulamaların yapıldığı Arjantin’de brüt ücretlerin % 3.5’u komisyonculara gitmektedir. Özel emeklilik fon şirketleri birbirlerinden üye kapmak için yüksek maliyetli kampanyalar yürütmektedirler. Şili’de her yıl üyelerin tahminen % 25’i bağlı oldukları şirketleri değiştirmektedirler.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">1980’lerdeki borç batağındaki Latin Amerika Devletleri, iki haneli reel faizlerle bonolar çıkarmışlar ve bunlar emeklilik fonlarında kullanılmıştır. Benzer şekilde özelleştirilen kuruluşların da bir kısım hissesi emeklilik fonlarında kullanılmıştır. Böylece bu gelirlerin önemli bir kısmı da emeklilik fonlarından komisyon alan finans şirketlerinin kasalarına girmiştir. EFY şirketleri arasında birçok ABD şirketi bulunmaktadır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Özelleştirmeyle aynı zamanda kamusal sistemin gelirin yeniden dağıtımına yönelik işlevi de terk edilmektedir. Şili’deki özel sosyal güvenlik sisteminin kurucusu Jose Pinera, <strong>“fikir, kişi emekli olduktan sonra gelir dağılımını düzenlemek değildir”</strong> demiştir. Özel sistemde emeklilik maaşı, yalnızca bireysel kesintinin miktarına ve yatırım performansına bağlıdır, böylece sosyal dayanışma tasfiye edilmektedir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Ellerinde hesap makineleri ile emeklilik fonlarına hangi şirketin daha fazla <strong>“kazanç” </strong>verdiğini öğrenmeye çalışan ya da borsa ve tahvil piyasasını takip eden sigortalılar sistemin bir parçası haline getirilmektedir. Örneğin borsanın yükselmesi için kendi aleyhlerindeki uygulamalara onay vermektedirler. Bizde borsa yorumcularının borsanın düzelmesi için yabancı yatırımcıların gelmesi ve bunun için de uluslararası tahkimin kabul edilmesini şart koşmaları hatırlanabilir. Şili’li işçi, menkul kıymetler piyasasındaki veya faiz oranlarındaki hareketlere karşı ilgisiz değildir. Pinera’ya göre <strong>“Önemli olan, kendilerine bir seçenek verildiğinde, çalışanların -sosyal güvenlik gibi “kutsal” bir konuda bile- kendi maddi çıkarları (!) doğrultusunda hareket edebilmesi ve dolayısıyla serbest piyasa taraftarı olmasıdır”</strong><a name="_ftnref9"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn9#_ftn9"><span style="font-size:11pt;">[8]</span></a>.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Şili deneyimi, dünyanın diğer ülkelerini de etkilemiştir. Amerika Birleşik Devletleri bile, 60 yıllık sosyal güvenlik sisteminin özelleştirilmesi konusunda ciddi tartışmalar başlatmıştır. Çin Halk Cumhuriyeti’nden yetkililerin Şili’ye gelerek özel sosyal güvenlik sistemini incelemiş olması ilgi çekicidir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Şimdi açıkça ülkemiz için de önerilen bu sistemin temel amacı, sosyal güvenlik sağlamak değil, finans piyasalarına kaynak sağlamaktır ve gelir dağılımı bozuk olan ülkemizin sosyal şartlarına hiç uygun bir sistem değildir. Sosyal güvenliğin bir milli dayanışma sistemi olduğu ve İnsan Hakları Evrensel Bildirgesi’nde yer alan temel insan haklarından biri niteliğinde bulunduğu unutulmamalıdır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong>IV- SONUÇ </strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">07.10.2001 tarihinde yürürlüğe giren 4632 sayılı <strong>Bireysel Emeklilik, Tasarruf ve Yatırım Sistemi Kanunu</strong> ile getirilen <strong>“tamamlayıcı” </strong>bir sosyal güvenlik arayışı, yıllardan beri bizim de dile getirdiğimiz<a name="_ftnref10"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn10#_ftn10"><span style="font-size:11pt;">[9]</span></a> bir ihtiyacı karşılamaya yöneliktir. Ayrıca, 10.07.2001 tarihinde yayınlanan 4697 sayılı Kanunla da sistemin başarısı için önemli malî teşvikler ve vergi düzenlemeleri gerçekleştirilmiştir<a name="_ftnref11"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftn11#_ftn11"><span style="font-size:11pt;">[10]</span></a>.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Bireysel Emeklilik Sisteminin amacı; mevcut sosyal güvenlik sisteminin tamamlayıcısı niteliğinde isteğe bağlı ek bir sosyal güvenlik sağlamak, bireylerin emekliliğe yönelik tasarruflarını teşvik etmek ve emeklilik dönemlerinde ek bir gelir sahibi olmalarını sağlamak, tasarruf yetersizliği problemini çözerek ekonomik kalkınmayı hızlandırmak şeklinde özetlenebilir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Kanun, kapsama alınanlar için <strong>“katılımcı”</strong> terimini kullanmaktadır. Katılımcının halen çalışıyor olması gerekmez. Bütün primler isteğe bağlı olarak katılımcı tarafından ödenecektir. Emeklilik şirketi ile katılımcı arasında bir <strong>“emeklilik sözleşmesi”</strong> imzalanır. Primlere işveren katkısı ile ilgili doğrudan bir düzenleme yoktur. Ancak, hizmet sözleşmelerine veya toplu iş sözleşmelerine bu yolda hükümler konulabilecektir. Emeklilik şirketi, katılımcı sisteme girerken, katkı payının dışında <strong>“giriş aidatı” </strong>isteyebilecektir (md. 7). Ayrıca, yönetim giderlerini karşılamak üzere katılımcının fon gelirleri üzerinden kesinti yapabilecektir. Emeklilik şirketi, katılımcının katkı paylarını iki iş günü içinde yatırıma yönlendirmek zorundadır. Katılımcı, en az bir yıl geçmiş olması şartıyla, bir başka emeklilik şirketine geçebilir ve birikimlerini yeni şirkete aktarabilir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">En az on yıl sistemde kalan ve 56 yaşını dolduranlar, birikimlerini emekli aylığı veya toptan ödeme şeklinde almaya hak kazanırlar (md. 6). Daha önce sistemden ayrılmak isteyenler, birikimlerini herhangi kesinti olmaksızın geri alabileceklerdir. Sistem, <strong>Hazine Müsteşarlığı</strong> ve <strong>Bireysel Emeklilik Danışma Kurulu</strong> denetiminde, <strong>Bireysel Emeklilik Şirketleri</strong> tarafından yürütülür. Şirketlerin dış denetimi, bağımsız denetleme kuruluşları tarafından en az yılda bir defa yapılacaktır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Yukarıda kısaca özetlemeye çalıştığımız Bireysel Emeklilik Sistemi, görünen odur ki, sadece yüksek gelir gruplarına hitap edecek ve sağlanan vergi avantajlarıyla, düşük gelirlilerden yüksek gelirlilere doğru arzu edilmeyen bir gelir transferine yol açacaktır. Öte yandan, emeklilik şirketleri arasındaki rekabet, şirketlerin reklâm harcamalarını ciddi ölçüde arttıracak, bu maliyet de katılımcıdan çıkacaktır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Bireysel Emeklilik Sisteminin, <strong>“Şili modeli” </strong>bir sosyal güvenliğin alt yapısını oluşturmaya yönelik olmadığını, bugün ihtiyari olanın, yarın tek seçenek olarak önümüze konmayacağını umut etmek istiyoruz (70,00 YTL aylıkla nasıl yaşanacağını düşünmek bile ürkütüyor). Ancak, sosyal güvenlik sistemi alt üst edilmeye başlandığında çöküntünün nereye götüreceğinin belli olmadığını da ekleyelim.</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal">
<hr size="1" />
</div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><span style="font-family:&quot;"><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref1#_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="vertical-align:baseline;">*</span></span></a> <strong> Prof. Dr., Marmara Ünv., İİBF, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi</strong></span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref2#_ftnref2"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[1]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> 08.05.2008 tarih ve 26870 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn3"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref3#_ftnref3"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[2]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> Bkz. Müjdat ŞAKAR, “Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Üzerine Görüşler”, <strong>Yaklaşım</strong> Sayı: 149, Mayıs 2005, s.24</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn4"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref4#_ftnref4"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[3]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> Bkz. Deniz GÖKÇE, “Ulemaya Şili’den Sevgilerle!”, <strong>Akşam</strong>, 19.03.2008</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn5"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref5#_ftnref5"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[4]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> Bireysel emeklilik sistemi ile birikimli hayat sigortasının karşılaştırılmasını konu alan Ahmet EROL ve A. Ercan YILDIRIM’ın yazıları için Yaklaşım’ın Ocak ve Şubat 2006 sayılarına bakınız.</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn6"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref6#_ftnref6"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[5]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> Bkz. Müjdat ŞAKAR, Bireysel Emeklilik Sistemi Sosyal Sigortaların Yerini Alabilir mi?”,  <strong>Yaklaşım,</strong> Sayı: 160, Nisan  2006, s.16</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn7"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref7#_ftnref7"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[6]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> <span style="letter-spacing:-.1pt;">C. GILLION &#8211; A. BONILLA, 181, “Analysis of a National Private Pension Scheme: The Case of Chile” <strong>International Labour Review, </strong>Vol. 131 No. 2 1992, 181; Ayrıca bkz.<strong> Businessweek</strong>, December 18, 1995; Ayrıntılı bilgi için bkz.</span></span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><strong><span style="font-family:&quot;"> </span></strong><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.1pt;">Recep KAPAR,<strong> </strong>“Şili Sosyal Güvenlik Sisteminde Sağlık ve Emeklilik Sigortalarında Yaşanan Değişimler”, www.sbe.deu.edu.tr/Yayinlar/</span><span style="font-family:&quot;">dergi/dergi01/kapar.htm</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn8"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref8#_ftnref8"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[7]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> <strong><span style="font-family:&quot;">Bkz. Armağan ÖZTUKSAVUL</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">, “</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">Şili Mucizesi: Sosyal Güvenliğin Yokedilişi</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">” </span></strong>www.antimai.org/mkl/ arm99sili.htm</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn9"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref9#_ftnref9"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[8]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> <strong><span style="font-family:&quot;">José PİÑERA</span></strong><span style="color:green;"> </span>“Çalışanların Güçlendirilmesi: Şili’deki Sosyal Güvenlik Sisteminin Özelleştirilmesi www.pensionreform.org/studies/cl10_tur.html</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn10"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref10#_ftnref10"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[9]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> Bkz. Müjdat ŞAKAR, “Sosyal Sigortalarda Emekliliğe Hak Kazanma Koşullarına İlişkin Bazı Sorunlar”, <strong>Çimento İşveren Dergisi, </strong>Mart 1989</span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn11"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080612235.htm#_ftnref11#_ftnref11"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">[10]</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> Bkz. Yusuf ALPER, “Sosyal Güvenlikte Yeni Bir Adım: Bireysel Emeklilik”, <strong>Çimento İşveren Dergisi, </strong>Mart 2002, s. 12</span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/16/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/16/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/16/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=16&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/sosyal-sigortalar-mi-bireysel-emeklilik-sistemi-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>2</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>5510 YA DA “ŞAKA GİBİ KANUN”!</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/5510-ya-da-%e2%80%9csaka-gibi-kanun%e2%80%9d/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/5510-ya-da-%e2%80%9csaka-gibi-kanun%e2%80%9d/#comments</comments>
		<pubDate>Sat, 19 Feb 2011 17:35:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/5510-ya-da-%e2%80%9csaka-gibi-kanun%e2%80%9d</guid>
		<description><![CDATA[Yazar: MüjdatŞAKAR* Yaklaşım / Temmuz 2008 / Sayı: 187 I- GİRİŞ Benim “şaka gibi Kanun” adını taktığım 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklikler öngören 5754 sayılı Kanun, uzun süre Cumhurbaşkanlığı’nda bekledi. Acaba veto mu yiyecek derken, Resmi Gazete’de yayımlandı[1]. Ertelene ertelene yürürlüğe gireceğine inancımı artık iyice kaybettiğim bu şakacı Kanun da [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=15&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yazar:</span> MüjdatŞAKAR<a name="_ftnref1"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080712436.htm#_ftn1#_ftn1"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="vertical-align:baseline;">*</span></span></a></strong></p>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yaklaşım / Temmuz 2008 / Sayı: 187</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong>I- GİRİŞ</strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Benim <strong>“şaka gibi Kanun”</strong> adını taktığım 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’nda değişiklikler öngören 5754 sayılı Kanun, uzun süre Cumhurbaşkanlığı’nda bekledi. Acaba veto mu yiyecek derken, Resmi Gazete’de yayımlandı<a name="_ftnref2"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080712436.htm#_ftn2#_ftn2"><span style="font-size:11pt;">[1]</span></a>. Ertelene ertelene yürürlüğe gireceğine inancımı artık iyice kaybettiğim bu şakacı Kanun da böylece şükürler olsun ki peyderpey yürürlüğe girecek. Değiştirilen 108. maddeye göre, aralarında genel sağlık sigortası ve prim oranlarının da yer aldığı bazı maddeler 1 Temmuz 2008 tarihinde, diğer maddeleri ise  -başına bir kaza gelmezse- 2008 <strong>“Ekim ayı başında”</strong> yürürlüğe girmiş olacak. Bu arada belirteyim ki yürürlük tarihi olarak açık bir tarih belirtmek yerine, <strong>aybaşında </strong>yürürlüğe gireceğinin belirtilmesi, Kanun’un şakacı karakterine pek uygun düşmektedir.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong>II- NEDEN “ŞAKA GİBİ”?</strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Şimdi bu Kanun’a neden şakacı kanun dediğimi merak ediyor olmalısınız.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Elli yıllık sosyal güvenlik hukuku birikimini berhava eden, yapılan eleştirilere kulaklarını tıkamış bir ekibin yaz-boz tahtasına çevirdiği, 8 Mayıs 2008’de <strong>“yama kanunu”</strong> 5754 çıkmışken, yürürlüğe girmeyen Kanun’a 26 Mayıs 2008’de yayınlanan 5763 sayılı <strong>“istihdam paketi”</strong> namıyla maruf Kanun ile yama üstüne yama atıldığını görürseniz, bu ciddiyetsizliği şaka sanmaz mısınız? Bitmedi, toplu iş hukukuna ilişkin yasa taslakları içinde de <strong>“yamanın yaması”</strong> hükümler yolda, geliyor! Hani sirkte pantolonunu toplamaya çalışan palyaço yere yuvarlanır da herkes güler, toparlanır kalkarken tekrar düşer. 5510’a ve onu toparlamaya çalışırken daha da rezil edenlere baktıkça, artık kızmak yerine kendimi sirkte sanmaya başladım.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Yeni düzenlemelerin yürürlüğe girmesinden önce sigortalı olmak isteyenlerin Nisan 2008 Türkiye’sinde oluşturduğu kuyruklar da şaka gibiydi. Yasa’nın şakalarından kurtulmaya çalışanlar sigortalı sayısında patlamaya yol açarken, yeni yasanın olumsuzluklarından bebeklerini kurtarmaya çalışan ebeveynlerin çabası göz yaşartıcıydı. Bu arada Sayın Cumhurbaşkanı’nın oğlunun da 2006 sonunda (5510 sayılı Kanun iptal ve ertelemeler yaşanmasaydı 2007 yılbaşında yürürlüğe girecekti.) sigortalı olduğu basında haber konusu oluverdi. Sigortalı patlamasıyla aktif/pasif sigortalı oranı 1,90’dan 2,30’a yükselmişken, bir şaka da Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlığı’ndan geldi. Bakanlık sigortalıların durumunu inceleyip, sigortalılıkları iptal etmekle halkı tehdit etti. Yeni sigortalıların sistemde kalmasını sağlamaya yönelik düzenlemelere kafa yorması gerekenlerin bu davranışı herhalde ciddi olamaz. Olsa olsa şakadır!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">5510 sayılı Kanun ile eskiden 506 sayılı Sosyal Sigortalar Kanunu’na tabi olan hizmet akdi ile çalışanlar,  Kanun’un 4. maddesinin I. fıkrasının (a) bendine göre sigortalı sayılırken (bunlara kısaca 4/ a’lı diyoruz), Bağ-Kur’lular “4/ b’li”, TC. Emekli Sandığı iştirakçileri ise “4/ c’li” olarak anılmaya başlanmışlar ve hepsi 5502 sayılı Kanunla kurulan <strong><em>Sosyal Güvenlik Kurumu</em></strong> çatısı altında toplanmışlardır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Çocukken gökkuşağının altından geçen kızların erkek, erkeklerin de kız olacağına inanırdık. Büyüyünce anladık ki şakaymış! Ancak 5510 sayılı Kanun’un 51. maddesinin son fıkrasına göre, <strong><em>“İsteğe bağlı sigorta primi ödenmiş süreler, … 4. maddenin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında sigortalılık süresi olarak kabul edilir”</em></strong> derken acaba böyle bir şaka mı yapıyor kanunkoyucu? Ömrünü işçi olarak geçir, kadere bak ki işveren gibi emekli ol!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">İsteğe bağlı sigortalıların 1 Ekim 2008 tarihine kadar ödeyecekleri isteğe bağlı sigortalılık primleri 4/a sigortalılığı olarak, bu tarihten sonrakiler ise 4/b sigortalılığı olarak değerlendirilecektir. Bu durum, son yedi yıldaki prim ödeme gün sayılarında SSK ağırlığını sağlamak amacıyla isteğe bağlı olarak SSK sigortalısı olanlar için risk oluşturmaktadır. Son yedi yıl içinde 4/b’li olarak ödenen primler 1260 günü bulursa, 4/a’lı gibi emekli olma imkânı son bulacak, bir 4/b’li gibi 9000 gün prim ödeyerek emekli olmak söz konusu olacaktır. Yani 4/a’lılar gökkuşağının altından geçip 4/b’li olacaklar.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Topluluk sigortasına tabi avukat ve noterler de 01.10.2008’den sonra 4/b’li gibi prim ödeyecekler ve tam aylık alabilmek için 4/b’liler gibi 9000 günle emekli olacaklardır. Yeni düzende 1260 gün (üçbuçuk yıl) prim ödendikten sonra emekli olacaklar ise, SSK’lı gibi değil, Bağ-Kurlu gibi emekli olabilecekler, yani onlar da gökkuşağının altından geçecekler!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Topluluk sigortasına tabi olanlar sadece avukatlar ve noterler değildir. Halen geçerli olan 506 sayılı Kanun’un 86. maddesine göre yurt dışına, <strong>sosyal güvenlik sözleşmesi yapılmamış ülkelerde çalıştırılmak üzere götürülen işçiler</strong> de topluluk sigortası kapsamındadırlar. Bunların işverenlerince sadece emekliliğe yönelik olarak %25 oranında uzun vadeli sigorta primleri ödenmektedir. Bu nedenle bu işçilerin ne kendileri için ne de aileleri için sağlık yardımı söz konusu değildir. Özellikle bu durum yabancı ülkelerde işkazası nedeniyle ölen işçilerin yakınlarını mağdur ettiği için eleştirilmektedir. 5510 sayılı Kanun’un ilk şeklinde, yurt dışında Türk işverenler tarafından çalıştırılan işçilerin tüm sigorta kollarına tabi sigortalı olarak çalıştırılması öngörülmekteydi. Yurt dışına götürülen Türk işçileri Türkiye’de çalışanlar gibi değerlendirilecek ve geçici görevli olarak yurt dışına gönderilmiş sayılacak, bütün sosyal sigorta haklarından yararlanabileceklerdi. Ancak, onlara da bir şaka yapmak gerekmiş olacak ki, 5510 sayılı Kanun’da yer alan bu hükmün uygulamasından -ne yazık ki- daha başlamadan vazgeçildi.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">5754 sayılı Kanun ile yapılan düzenleme ile Türkiye ile sosyal güvenlik sözleşmesi imzalamayan ülkelerde Türk işverenlerin yurt dışındaki işyerlerinde çalıştırılmak üzere götürülen Türk işçileri hakkında emeklilik hakkı sağlayan, uzun vadeli sigorta kolu malûllük, yaşlılık ve ölüm primlerinin alınmayacağı, sadece kısa vadeli sigorta kolları ile genel sağlık sigortası hükümleri uygulanacağı öngörüldü (5754 sK ile değişik md.5). Yani işverenler bu işçiler için sadece yüzde 13,5 ila yüzde 18,5 arasında prim ödeyecekler, ama işçiler isterlerse yüzde 20 oranında, yani daha fazla malûllük, yaşlılık ve ölüm primini kendileri ceplerinden ödeyeceklerdir. Ancak, bu düzenlemede asıl şaka şuradadır: Bu kişiler işçi olup 4/a sigortalısı gibi emekli olmaları gerekmekteyken, isteğe bağlı sigorta ödemeleri artık 4/b sigortalılığına sayılacağından bu işçiler, sanki işverenmiş gibi 9000 günle emekli olmakla karşı karşıya kalacaklardır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Daha önce de başka yazılarımızda işaret ettiğimiz Kanun’daki başka bir şakayı da yeniden vurgulamak gerekir: <strong>Kısmi süreli (part time) olarak 4/a’lı statüsünde çalışanlar</strong>, ay içindeki eksik günlerini isteğe bağlı sigortalı olarak kendileri ödeyebileceklerdir. Ancak, isteğe bağlı sigortalılık 4/b statüsündedir. Kısmi süreli çalışanlar, 4/a’lı ve 4/b’li olarak ödenen primleri dikkate alınarak ya SSK’lı ya da Bağ-Kurlu gibi emekli olma durumunda olduklarından durumlarını izleyip değerlendirmelidirler.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">5754 sayılı Kanun ile 3201 sayılı <strong>Yurt dışında Bulunan Türk Vatandaşlarının Yurt dışında Geçen Sürelerinin Sosyal Güvenlikleri Bakımından Değerlendirilmesi Hakkında Kanun’</strong>da da çok önemli değişiklikler yapılmıştır. Tabii şakalar da ihmal edilmemiştir. Bu Kanun hükümlerinden yararlanmak suretiyle aylık bağlananlardan tekrar yurt dışında yabancı ülke mevzuatına tabi çalışanlar, ikamete dayalı bir sosyal sigorta ya da sosyal yardım ödeneği alanlar ile Türkiye’de sigortalı çalışmaya başlayanların aylıkları, tekrar çalışmaya başladıkları veya ikamete dayalı bir ödenek almaya başladıkları tarihten itibaren kesilecektir. <strong>Bu kapsamdakiler Sosyal Güvenlik Destek Primi ödeyerek hem emekli aylığı alıp hem de çalışmaya devam edemeyeceklerdir</strong>. Nasıl şaka ama!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Diğer taraftan, 01.10.2008 günü yürürlüğe girecek olan 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu ile ölüm aylığı bağlanması şartları değiştirilmektedir. 5510 sayılı Kanun’un 32. maddesi ile getirilen yeni düzenlemeye göre, Sigortalının ölümünden sonra geride kalan eş ve çocuklara ölüm aylığı verilebilmesi için; <strong><em>“En az 1800 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş veya 4. maddesinin birinci fıkrasının (a) bendi kapsamında sigortalı sayılanlar için, her türlü borçlanma süreleri hariç en az 5 yıldan beri sigortalı bulunup, toplam 900 gün malûllük, yaşlılık ve ölüm sigortaları primi bildirilmiş,”</em></strong> olması gerekmektedir. Maddede, sadece 4/a’lılar için, <strong>“her türlü borçlanma süreleri hariç”</strong> ibaresi vardır ve bu ibare nedeniyle 01.10.2008 günü ve sonrasındaki ölümlerde yurtdışı borçlanma süreleri 900 günün hesabında dikkate alınmayacak ve bu şakanın sonucunda yeni bir rezalet ortaya çıkacaktır. Bu düzenlemenin eşitlik ilkesine aykırı olduğu yasakoyucu tarafından değiştirilmesi veya Anayasa Mahkemesi’nce iptal edilmesi gerektiği açıktır.</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">08.05.2008 sonrasında değişen yasaya göre; <strong><em>“Yurtdışı hizmet borçlanmasına ait süreler 5510 sayılı Sosyal Sigortalar ve Genel Sağlık Sigortası Kanunu’na göre hangi sigortalılık haline göre geçmiş sayılacağının belirlenmesinde; Türkiye’de sigortalılıkları varsa borçlanma talep tarihindeki en son sigortalılık haline göre, sigortalılıkları yoksa aynı Kanun’un 4. maddesinin birinci fıkrasının (b) bendi kapsamında geçmiş sigortalılık süresi olarak kabul edilir.”</em></strong> (5754 sayılı Kanun ile değişik md. 4) Yani, hiçbir çalışmanız olmadan borçlanırsanız, 4/b’li gibi sayılıp 9000 günle emekli olacaksınız, en az bir gün bir işyerinde çalıştıktan sonra yurtdışı borçlanması yaparsanız 4/a’lı gibi emekli olabileceksiniz. Görüldüğü gibi şakaların sonu gelmiyor bir türlü!</div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong>III- SONUÇ</strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:3pt 0;">Kanun’un şakalarından bir kısmını okudunuz. Şimdi güzel Türkçemizde bu şakalara ne şakası dendiğini de lütfen siz bulun! Başımı derde sokmayın!</div>
<div class="MsoNormal"></div>
<div class="MsoNormal">
<hr size="1" />
</div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn1"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080712436.htm#_ftnref1#_ftnref1"><span class="MsoFootnoteReference"><span style="font-family:&quot;vertical-align:baseline;">*</span></span></a><span style="font-family:&quot;"> <strong>Prof. Dr., Marmara Ünv., İİBF, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Öğretim Üyesi</strong></span></div>
<div class="MsoFootnoteText" style="margin:0;"><a name="_ftn2"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20080712436.htm#_ftnref2#_ftnref2"><span style="font-family:&quot;">[1]</span></a><span style="font-family:&quot;"> 08.05.2008 tarih ve 26870 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/15/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/15/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/15/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=15&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2011/02/19/5510-ya-da-%e2%80%9csaka-gibi-kanun%e2%80%9d/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İŞE İADE DAVASINI KAZANAN İŞÇİNİN ALACAĞI FARK ÖDEMELER</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/ise-iade-davasini-kazanan-iscinin-alacagi-fark-odemeler/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/ise-iade-davasini-kazanan-iscinin-alacagi-fark-odemeler/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 19:59:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/ise-iade-davasini-kazanan-iscinin-alacagi-fark-odemeler</guid>
		<description><![CDATA[Yazar:MüjdatŞAKAR* Yaklaşım / Şubat 2010 / Sayı: 206 I- GİRİŞ 4857 sayılı İş Kanunu’nun 18-21. maddeleri çerçevesinde iş güvencesi hükümlerinden yararlanarak, işe iade davası açan ve geçerli bir sebeple işten çıkartılmadığı iş mahkemesi kararı ile tespit edilip işe iade edilen işçiler, işe başlatılmazlarsa dört ila sekiz aylık ücretleri tutarında mahkemenin takdir ettiği “işe başlatmama tazminatı”nı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=14&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yazar:</span></strong><strong><span style="font-size:10.5pt;">MüjdatŞAKAR<a name="(*)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#*">*</a></span></strong></p>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yaklaşım / Şubat 2010 / Sayı: 206</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">I- GİRİŞ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">4857 sayılı İş Kanunu’nun 18-21. maddeleri çerçevesinde iş güvencesi hükümlerinden yararlanarak, işe iade davası açan ve geçerli bir sebeple işten çıkartılmadığı iş mahkemesi kararı ile tespit edilip işe iade edilen işçiler, işe başlatılmazlarsa dört ila sekiz aylık ücretleri tutarında mahkemenin takdir ettiği <strong>“işe başlatmama tazminatı”</strong>nı alacaklardır. Ayrıca, işe başlatılsınlar veya başlatılmasınlar boşta geçen süreye ilişkin en çok dört aylık ücretleri işverence kendilerine ödenecektir<a name="(1)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#1">(1)</a>.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşçinin işe başlatılması halinde, işten çıkartılırken ödenmişse, kıdem ve ihbar tazminatlarının işverene iadesi gerekir. İşverenin de işçiye dört aylık boşta geçen süre ücreti borcu olduğundan, mahsup işlemi yapılacaktır. İşçinin geri vereceği tazminatlar için işveren bir faiz talep edemez. Zira geçersiz sebeple sözleşmeyi feshedip, bütün bu prosedüre yol açan kendisidir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşçinin işe başlatılmaması halinde, işçinin sözleşmesi bir aylık işe başlatma süresinin son günü feshedilmiş sayılacağından, kıdem tazminatının, ihbar tazminatının, yıllık izin parasının ve ikramiye gibi haklarının yeni duruma göre yeniden hesaplanması ve işçiye fark ödenmesi söz konusu olacaktır. Konuyu Yargıtay kararları ışığında ele alacağız.</span></div>
<h4 style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">II- FARK TAZMİNATININ ESASLARI</span></h4>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Yargıtay’a göre, feshin geçersiz olduğunun tespiti, aynı zamanda temerrüde düşen işverenin sözleşme gereği işçiyi çalıştırma yükümlülüğü bulunduğunun tespitidir. Ancak Yasa, işverene seçimlik hak tanıyarak, işçiyi çalıştırma ve maktu bir tazminat ödeyerek sözleşmeyi sona erdirme olanağı tanımaktadır. Hakimin, feshin baştan itibaren geçersiz olduğunu, diğer deyimle feshin hüküm ve sonuç doğurmadığını tespiti ile, aynı zamanda taraflar arasındaki iş sözleşmesinin en çok 4 ay daha devam ettiği anlaşılmaktadır. Nitekim, 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21. maddesi geçersiz nedenle yapılan feshin sonuçları arasında, kararın kesinleşmesine kadar çalıştırılmadığı süre için en çok dört aya kadar doğmuş bulunan ücret ve diğer haklarının ödeneceğini hükme bağlamaktadır. Kanun’da tazminat değil, işçinin çalıştırılmadığı süre içinde <span style="letter-spacing:-.1pt;">doğmuş bulunan ücret alacağının ödene</span><span style="letter-spacing:-.2pt;">ceğine ilişkin kural da, taraflar arasındaki iş sözleşmesinin bir süre daha devam </span><span style="letter-spacing:-.1pt;">ettiğine işaret</span><span style="letter-spacing:-.2pt;"> </span>etmektedir.<span style="letter-spacing:-.1pt;"> Feshin geçersizliğine ve</span><span style="letter-spacing:-.2pt;"> </span><span style="letter-spacing:-.1pt;">işe iadesine karar verilmekle iş</span><span style="letter-spacing:-.2pt;"> </span><span style="letter-spacing:-.25pt;">sözleşmesinin kesintisiz devam ettiği ve işe başlatmama halinde feshin bu tarihte gerçekleştiği kabul edilmelidir. Ancak yasanın düzenlenmesi gereği bu sürenin 4 aya kadar ücret ve diğer yasal haklarının ödenmesine karar verilen süre; ihbar, kıdem tazminatı ve yıllık ücretli izin alacağının hesabında nazara alınması gerekmektedir. Bu hukuki düzenleme karşısında boşta geçen 4 aylık sürenin kıdem tazminatına esas süre ile yıllık ücretli izin süresinden sayılması gerekir<a name="(2)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#2">(2)</a>. </span></span></div>
<h4 style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;font-weight:normal;">Yargıtay’ın bir Kararı’nda<a name="(3)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#3">(3)</a>, feshin geçersizliği kabul edilip kesinleşen davacının, süresi içinde başvurduğu işverence işe kabul edilmediği tarihe kadar gerçekleşen ücret ve diğer haklar üzerinden giydirilmiş ücreti bulunmalı ve anılan tarihteki</span><span style="font-size:11pt;"> tavan</span><span style="font-size:11pt;font-weight:normal;"> nazara alınarak kıdem tazminatı farkı ve yıllık izin ücreti farkı ve ikramiye alacakları bulunup bulunmadığı buna göre saptanmalıdır, denmektedir. </span></h4>
<h4 style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;font-weight:normal;">Yargıtay’ın bir başka kararına konu olan olayda<a name="(4)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#4">(4)</a>, davacı işçi daha önce açmış olduğu davada feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini talep etmiş, mahkemece istek doğrultusunda karar verilmiştir. Davacının süresinde müracaatı üzerine işverence işe başlatılmamış ve 6 aylık ücreti tutarında belirlenen işe başlatmama tazminatı 17.11.2003 tarihinde ödenmiştir.  Bu davada ise, 01.07.2003 tarihinde yürürlüğe giren toplu iş sözleşmesi ücret artışından kaynaklanan ihbar tazminatı ile izin ücreti farkı isteklerinde bulunulmuştur. Yine, aynı nedenle kıdem tazminatı tavan artışından söz edilerek kıdem tazminatı farkı  talep edilmiştir. </span></h4>
<h4 style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;font-weight:normal;">Mahkemece, davacının iş sözleşmesinin 24.04.2003 tarihinde sona erdiği, feshin bozucu yenilik doğuran irade beyanı olması sebebiyle karşı tarafa ulaşması ile sonuçlarını doğurduğu ve ihbar tazminatının da 29.0.2004 tarihinde toplu iş sözleşmesi ücret artışından önce ödendiği belirtilerek anılan isteklerin reddine karar verilmiştir. </span></h4>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Davacı işçinin iş sözleşmesinin 24.04.2003 tarihinde geçerli bir nedene dayanmaksızın feshedildiği dosya içindeki bilgi ve belgelerden anlaşılmaktadır. Ardından açılan işe iade davasında feshin geçersizliğine karar verilmekle iş ilişkisi kesintisiz devam eder. Davacının işverence işe başlatılmadığı 17.11.2003 tarihinde iş ilişkisi sonlandığından, kıdem tazminatı hesabında bu tarihteki tavanın gözetilmesi, kıdem tazminatına esas alınacak sürenin tespitinde ise feshi izleyen ilk 4 aylık sürenin dikkate alınması gerekir. Somut olayda davacı işçinin iş sözleşmesi 24.04.2003 tarihinde feshedilmiş ve 4 aylık süre 24.08.2003 tarihinde dolmuştur. Kıdem<strong> </strong>tazminatı bu süreye kadar hesaplanmalı, daha önce ödenen tutar indirilmek suretiyle bakiyesi hüküm altına alınmalıdır. </span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Öte yandan işyerinde uygulanmakta olan toplu iş sözleşmesinin 37/B maddesinde 2. yıl ücret artışı düzenlenmiş ve 01.07.2003 tarihinde işyerinde çalışan ve hizmet akdi devam eden işçilere zam yapılacağı belirlenmiştir. Davacı işçiye daha önce ihbar tazminatı ödenmişse de, işe iade davası sonucunda önceki fesih geçersiz sayıldığından zammın yürürlüğe girdiği tarihte taraflar arasında iş ilişkisinin varlığının kabulü gerekir. Bu durumda davacı işçinin toplu iş sözleşmesinin anılan ücret artışından yararlandırılması suretiyle belirlenecek olan ihbar ve kıdem tazminatları ile izin ücreti fark istekleri hüküm altına alınmalıdır. </span></div>
<h4 style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.25pt;">Yargıtayın bir başka kararına konu olan olayda<a name="(5)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#5">(5)</a>, davacı, 07.07.2003’de iş akdinin geçersiz sebeple feshedildiğini, açmış oldukları işe iade davasının kabulle sonuçlanıp Yargıtay onamasından geçerek kesinleştiğini, işverene süresi içerisinde başvurmasına rağmen işe başlatılmadığını, bir miktar kıdem ve ihbar tazminatı ile birlikte boşta geçen süre ücreti ve işe başlatılmama</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.25pt;"> </span><span style="font-size:11pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.25pt;">tazminatının ödendiğini, ancak boşta geçen süre eklendiğinde çalışmış kabul edilen sürenin dört ay daha uzayacağını, kıdem tazminatına yeni fesih tarihindeki ücretin esas alınması gerektiğini, ayrıca personel yönetmeliği 104. maddesi gereğince Toplu İş Sözleşmesi’nden yararlanması gerektiğini, bunlardan yararlandırılmadığı için kıdem ve ihbar tazminatının</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.25pt;"> </span><span style="font-size:11pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.25pt;">eksik ödendiği gibi, 01.07.2000’den sonra Toplu İş Sözleşmelerinden kaynaklanan alacakların ödenmediğini ileri sürerek fark kıdem tazminatı, fark ihbar tazminatı, yıllık izin ücreti, ücret, ikramiye, ayni ve nakdi sosyal haklarının ödetilmesine karar verilmesini istemiştir. </span></h4>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Davalı davacının emekli olduğunu, alacaklarının zamanaşımına uğradığını, emeklilikten sonra hak talep edemeyeceğini ileri sürerek davanın reddini talep etmiştir. Yerel mahkemece davacının davasında haklı olduğunun kabulü ile bilirkişi raporu doğrultusunda karar verilmiştir. </span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Kıdem ve ihbar<strong> </strong>tazminatına esas alınan ücrette ve ayrı bir kalem olarak hüküm altına alınan ayni ve nakti sosyal haklar alacağında Personel Yönetmeliği’nin 104. maddesinde düzenlenen <strong>“kapsam dışı personel Toplu İş Sözleşmesi ile getirilen parasal ve sosyal haklardan yararlanır”</strong> düzenlemesinden hareket etmiştir. Ancak dosya içinde mevcut 20.05.2001 tarihli Personel Yönetmeliği’nde bu maddeye paralel bir hüküm bulunmamaktadır. Davalı da bu sebeple ödeme yapmadığını iddia etmektedir. Mahkemece de ödeme yapılmadığı için bu kalemleri ve bu kalemler eklenerek hesaplanan kıdem ve ihbar tazminatı farklarını kabul etmiştir. Davacı aleyhine 20.05.2001 tarihli Personel Yönetmeliği ile yapılan değişikliklere davacının süresinde itiraz etmeyip, itirazi kayıtsız bordrolar ile ücretini almaya devam etmesi nedeni ile artık bu yeni düzenlemeyi kabul etmiş sayılmalıdır. Bu nedenle davacının ayni ve nakdi sosyal hak alacaklarının reddine karar verilmeli, ayrıca kıdem ve ihbar tazminatına esas alınan ücrete bu kalemler dahil edilmemelidir. </span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Öte yandan işveren iş akdini geçersiz sebeple 07.07.2003 tarihinde feshetmiş, açılan işe iade davası kabulle sonuçlanıp davacının süresi içinde müracaatı üzerine işveren 30.1.2004 tarihli ihtarnamesi ile usulüne uygun olarak davacıyı işe başlatmamıştır. Feshin bu tarihte yapıldığı kabul edilmelidir. Kıdem tazminatı da bu tarihteki kıdem tazminatı tavanı üzerinden hesaplanmıştır. Kıdem tazminatına bu tarihten faiz yürütülmesi gerekirken geçersiz fesih tarihinden faize karar verilmesi de ayrı bir bozma sebebidir. </span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">III- SONUÇ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Yukarıda ele alınan kararların incelenmesinden anlaşılacağı gibi, işçinin işverence işe başlatılmadığı tarihte iş ilişkisi sonlandığından, kıdem tazminatı hesabında bu tarihteki tavanın gözetilmesi, kıdem tazminatına esas alınacak sürenin tespitinde ise feshi izleyen ilk 4 aylık sürenin dikkate alınması gerekir. Sadece kıdem tazminatı değil, ihbar tazminatı, yıllık ücretli izin hakları, toplu iş sözleşmesinden kaynaklanan haklar konusunda da işverenin fark ödemesi söz konusu olacaktır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><a name="*"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#%28*%29"><strong><span style="font-family:&quot;">*</span></strong></a><strong><span style="font-family:&quot;"> Prof. Dr., Marmara Ünv., İİBF, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Anabilim Dalı Başkanı</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="1"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#%281%29">1</a>)         <span style="letter-spacing:-.1pt;">İş Kanunu’nun 21. maddesinin üçüncü fıkrasındaki “en çok dört aya kadar” ibaresinin iptali talebi,  Anayasa Mahkemesi’nin, 18.12.2009 tarih ve E. 2005/2, K. 2008/181 sayılı Kararı ile reddedilmiştir.</span></span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="2"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#%282%29">2</a>)         Yrg. 9. HD.’nin, 06.12.2004 tarih ve E. 2004/28355, K. 2004/26161 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="3"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#%283%29">3</a>)         Yrg. 9. HD.’nin, 05.02.2007 tarih ve E. 2006/32254, K. 2007/774 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="4"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#%284%29">4</a>)         Yrg. 9. HD.’nin, 12.04.2005 tarih ve E. 2004/18066, K. 2005/12952 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="5"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100216229.htm#%285%29">5</a>)         Yrg. 9. HD.’nin, 24.01.2007 tarih ve E. 2006/21259, K. 2007/688 sayılı Kararı.</span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/14/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/14/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/14/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=14&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/ise-iade-davasini-kazanan-iscinin-alacagi-fark-odemeler/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İŞYERİNİN VEYA BİR BÖLÜMÜNÜN DEVRİ HALİNDE İŞÇİ ALACAKLARINDAN İŞVERENİN SORUMLULUĞU</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/isyerinin-veya-bir-bolumunun-devri-halinde-isci-alacaklarindan-isverenin-sorumlulugu/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/isyerinin-veya-bir-bolumunun-devri-halinde-isci-alacaklarindan-isverenin-sorumlulugu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 19:58:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/isyerinin-veya-bir-bolumunun-devri-halinde-isci-alacaklarindan-isverenin-sorumlulugu</guid>
		<description><![CDATA[Yazar:Müjdat ŞAKAR* Yaklaşım / Ağustos 2010 / Sayı: 212 I- GİRİŞ 1475 sayılı eski İş Kanunu�nda sadece kıdem tazminatı yönüyle 14. madde, yıllık ücretli izin yönüyle de 53. maddede yer alan işyeri devirlerinde tarafların hak ve borçları konusundaki boşluk, Borçlar Kanunu md. 179 ve Yargıtay Kararları ile doldurulmaktaydı. Bu konuyu genel olarak düzenleyen ve sonuçlarını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=13&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yazar:</span></strong><strong><span style="font-size:10.5pt;">Müjdat ŞAKAR</span></strong><a name="(*)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#*"><strong><span style="font-size:11pt;">*</span></strong></a></p>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yaklaşım / Ağustos 2010 / Sayı: 212</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">I- GİRİŞ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">1475 sayılı eski İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nda sadece kıdem tazminatı yönüyle 14. madde, yıllık ücretli izin yönüyle de 53. maddede yer alan işyeri devirlerinde tarafların hak ve borçları konusundaki boşluk, Borçlar Kanunu md. 179 ve Yargıtay Kararları ile doldurulmaktaydı. Bu konuyu genel olarak düzenleyen ve sonuçlarını belirleyen hükümler bulunmamaktaydı<a name="(1)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#1">(1)</a>. Oysa çalışma hayatının çok önemli sorunlarından biri olarak birçok ülkede, örneğin İsviçre, Almanya ve diğerlerinde işyerinin ve işyerinin bir bölümünün devri hakkında yasama organının müdahalesi çoktan gerçekleşmiş, Avrupa Birliği</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">ne üye ülkelerde mevzuatlarının uyumlaştırılması amacıyla 77/187 sayılı Yönerge yürürlüğe konulmuş ve bununla ilgili 2001/23 sayılı yeni bir Yönerge de çıkarılmıştır<a name="(2)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#2">(2)</a>.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyerinin devri ve sonuçları hakkındaki boşluk, doktrin ve yargı kararlarıyla İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun temel esaslarına göre 4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun 6. maddesi ile doldurulmuştur. Bu yazımızda konuya ilişkin bazı meseleler üzerinde duracağız.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">II- İŞ KANUNU</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">NUN 6. MADDESİNDEKİ DÜZENLEME</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun 6. maddesindeki düzenlemeye göre, </span><strong><em><span style="font-family:&quot;">�</span></em></strong><strong><em><span style="font-size:11pt;">işyeri veya işyerinin bir bölümü hukukî bir işleme dayalı olarak başka birine devredildiğinde, devir tarihinde işyerinde veya bir bölümünde mevcut olan iş sözleşmeleri bütün hak ve borçları ile birlikte devralana geçer. </span></em></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><em><span style="font-size:11pt;">Devralan işveren, işçinin hizmet süresinin esas alındığı haklarda, işçinin devreden işveren yanında işe başladığı tarihe göre işlem yapmakla yükümlüdür.</span></em></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><em><span style="font-size:11pt;">Yukarıdaki hükümlere göre devir halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde <span style="letter-spacing:-.1pt;">ödenmesi gereken borçlardan</span> <span style="letter-spacing:-.1pt;">devreden ve devralan işveren birlik</span>te sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. </span></em></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><em><span style="font-size:11pt;">Tüzel kişiliğin birleşme veya katılma ya da türünün değişmesiyle sona erme halinde birlikte sorumluluk hükümleri uygulanmaz. </span></em></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><em><span style="font-size:11pt;">Devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya işyerinin bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez ve devir işçi yönünden fesih için haklı sebep oluşturmaz. Devreden veya devralan işverenin ekonomik ve teknolojik sebeplerin yahut iş organizasyonu değişikliğinin gerekli kıldığı fesih hakları veya işçi ve işverenlerin haklı sebeplerden derhal fesih hakları saklıdır. </span></em></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><em><span style="font-size:11pt;">Yukarıdaki hükümler, iflas dolayısıyla malvarlığının tasfiyesi sonucu işyerinin veya bir bölümünün başkasına devri halinde uygulanmaz.</span></em></strong><strong><em><span style="font-family:&quot;">�</span></em></strong><strong><em><span style="font-size:11pt;"> </span></em></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Maddede sadece işyerinin bir </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">bütün</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;"> </span></strong><span style="font-size:11pt;">olarak değil, işyerinin </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">bir bölümünün</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> devri de hükme bağlanmıştır. Çalışma hayatımıza çoktan giren işyerinin bir bölümünün devrinde işveren, işyerinin </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">pazarlama bölümünü</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;">, </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">bilgi işlem bölümünü</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;">, bir bankanın genel müdürlük işyerindeki </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">kredi kartları bölümünü</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> veya bir çimento fabrikasında mevcut dört </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">üretim bölümünden birini</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;">, o bölümü oluşturan makina, araç ve gereç gibi unsurlar ve bölümde görevli işçilerle birlikte başka bir işverene geçirmektedir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Madde, gerçek kişi işverenin ölümüyle işyerinin miras hükümlerine göre mirasçılarına geçmesi ve buna göre sonuçlarını doğurması dışında </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">hukuki bir işleme dayalı olarak</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> işyerinin ve bir bölümünün başka işverene geçtiği bütün halleri kapsar niteliktedir. Ancak işlemin özelliğine göre sonuçlardaki farklılıklar maddede ayrıca ele alınmış ve istisnalar gösterilmiştir. Diğer yandan hukuki işlem sonucu, işyeri veya bölümünün bir satış sözleşmesinde olduğu üzere kesin ve sürekli biçimde devrinde olduğu gibi, bir kira sözleşmesine göre geçici ve süreli olarak başkasına devri halinde de uygulanabilecektir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyeri veya bir bölümünün devrinde, iş ilişkilerinde işveren tarafı değişmekte, ancak iş sözleşmesi mevcut bütün hak ve borçlarıyla yeni işverene geçmektedir. Bu arada devralan işverenin kıdeme esas olan haklardan sorumluluğu da hükme bağlanmaktadır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlamak açısından iki konuya daha madde hükümleri arasında yer verilmiştir. Bunlardan biri, işyeri veya bir bölümünün devri halinde, devirden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken haklardan dolayı önceki ve sonraki işverenin sorumluluğudur. Diğeri ise, devirde iş sözleşmelerinin fesih yönünden ne yolda etkileneceğidir. Bu hususta Avrupa Birliği müktesebatına uyum sağlayan ve ülkemiz yargı kararları ile doktrindeki görüşlere uygun hükümler getirilmiştir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">III- UYGULAMA SORUNLARI</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">6. maddede yer alan </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">devreden veya devralan işveren iş sözleşmesini sırf işyerinin veya bir bölümünün devrinden dolayı feshedemez</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> hükmü, devralan işvereni eski işverenin işçileri ile çalışmaya zorlamakta, yeni işverenin, işyeri ile birlikte bu işyerinde çalışan işçileri de devralmasını zorunlu kılmakta ve bu niteliği ile sözleşme yapma özgürlüğü ve ekonomik gerçeklerle uyumlu olmayan, katı bir nitelik taşımaktadır. Uygulamada söz konusu hüküm sıkıntılar yaşanmasına neden olmaktadır. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Öte yandan devralma aşamasında, devralanın işyerinde yönetim ve organizasyonda yapacağı yeniden yapılanmaya göre çalıştıracağı kadar işçiyi işe alma, fazlasını devralmama yetkisi konusunda bir açıklık bulunmamaktadır<a name="(3)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#3">(3)</a>.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nin Kararı</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nda<a name="(4)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#4">(4)</a> işyeri devirlerine ilişkin önemli değerlendirmeler yer almaktadır:</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyeri devrinin esasları ve sonuçları 4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun 6. maddesinde düzenlenmiştir. Sözü edilen hükümde, işyerinin veya bir bölümünün devrinde devir tarihinde mevcut olan iş sözleşmelerinin bütün hak ve borçlarıyla devralan işverene geçeceği öngörülmüştür. Devir tarihinden önce doğmuş ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlarda ise, devreden işverenle devralan işverenin birlikte sorumlu olduğu aynı Yasa</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nın 3. fıkrasında açıklanmış ve devreden işverenin sorumluluğunun devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlı olduğu hükme bağlanmıştır. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun 120. maddesi hükmüne gere 1475 sayılı Yasa</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nın 14. maddesi halen yürürlükte olduğundan, kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından işyeri devirlerinde belirtilen hüküm uygulanmalıdır. Anılan hükme göre işyerlerinin devir veya intikali yahut herhangi bir suretle bir işverenden başka bir işverene geçmesi veya başka bir yere nakli halinde işçinin kıdemi, işyeri veya işyerlerindeki hizmet akitleri sürelerinin toplamı üzerinden hesaplanmalıdır. Bununla birlikte, işyerini devreden işverenlerin bu sorumlulukları, işçiyi çalıştırdıkları sürelerle ve devir esnasındaki işçinin aldığı ücret seviyesiyle sınırlıdır. İşyerini miras yoluyla intikali de, 4721 sayılı Türk Medeni Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun 599. maddesinde düzenlenmiş, sözü edilen hükümde mirasçıların miras bırakanın ölümü ile mirasa bir bütün olarak hak kazanacakları açıklanmıştır. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyerinin önceleri gerçek kişi ya da kişilerce işletilmesinin ardından şirketleşmeye gidilmesi halinde, bu işlem de bir tür işyeri devridir. Önceki gerçek kişi olan işverenlerin devralan tüzel kişi ortakları olması bu devir ilişkisini ortadan kaldırmamaktadır<a name="(5)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#5">(5)</a>.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Aynı şekilde daha önce tüzel kişi şirket olan işverenin işyerini bir gerçek şahsa devretmesi de mümkündür. Devralanın şirketin hissedarlarından biri olması da imkan dâhilindedir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Adi ortaklardan bir ya da bazılarının hisselerini devri de sorumlulukların belirlenmesi noktasında işyeri devri olarak işlem görmelidir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Banka veya borsa aracı kurumu işyerlerine Tasarruf Mevduatı Sigorta Fonu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun el koyması ise işyeri devri niteliğinde değildir. Gerçekten bu halde işyeri devredilmemekte sadece yönetime müdahale edilmektedir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Özelleştirme işlemi sonuca kamuya ait hislerin devri de işyeri devri olarak değerlendirilemez. Belirtilen işlemde, işyeri aynı tüzel kişilik altında faaliyetini sürdürmekte sadece kamuya ait hisselerin bir kısmı ya da tamamı el değiştirmiş olmaktadır. Bununla birlikte tamamı kamuya ait olan bir işyerinin özelleştirme işlemi sonucu başka bir işverene geçmesi işyeri devri olarak değerlendirilmelidir<a name="(6)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#6">(6)</a>.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyeri devri fesih niteliğinde olmadığından, devir sebebiyle feshe bağlı hakların istenmesi mümkün olmaz. Aynı zamanda işyeri devri kural olarak işçiye haklı fesih imkanı vermez. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyerinin devri işverenin yönetim hakkının son aşaması olup, işyeri devri çalışma koşullarında değişiklik anlamına da gelmez. Yargıtay</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">ın kökleşmiş kararlarına göre işyeri devri işçiye haklı nedenle fesih hakkı tanımaz. İşyeri devrinin çalışma koşullarını ağırlaştıran bu yönü olup olmadığı belirlenmelidir<a name="(7)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#7">(7)</a>.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Genel olarak yapılan bu açıklamaların ardından İş Hukukunda işyeri devrinin işçilik alacaklarına etkiler üzerinde ayrıca durulmalıdır.  İşyeri devri halinde kıdem tazminatı bakımından devreden işveren kendi dönemi ve devir tarihindeki son ücreti ile sınırlı olmak üzere, sorumludur. <strong>1475 sayılı Yasa</strong></span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">nın 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden. 4857 sayılı İş Kanunu</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">nun 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için 2 yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz. </span></strong><span style="font-size:11pt;">O halde kıdem tazminatı işyeri devri öncesi ve sonrasında geçen sürenin tamamı için hesaplanmalı, ancak devreden işveren veya işverenler bakımından kendi dönemleri ve devir tarihindeki ücret ile sınırlı sorumluluk belirlenmelidir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Feshe bağlı diğer haklar olan ihbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olmakla devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinden tek başına sorumludur. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden 4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun 6. maddesi uyarınca devreden işveren de devralan işveren müştereken müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğunun olmadığı açıktır. Bu bakımdan devirden sonraya ait ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücreti gibi işçilik alacaklarından devralan işveren tek başına sorumludur. Devreden işverenin devirden sonraki çalışmalar sebebiyle de sorumlu tutulması şeklinde karar verilmesi doğru değildir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşçinin asıl işverenden alınan iş kapsamında ve değişen alt işverenlere ait işyerinde ara vermeden çalışması halinde işyeri devri kurallarına göre çözüme gidilmesi yerinde olur. Bu durumda değişen alt işverenler, işçinin iş sözleşmesini ve doğmuş bulunan işçilik haklarını devralmış sayılır. İşçi değişen alt işverenlere bağlı olarak aralıksız çalışmış ve son alt işveren tarafından iş sözleşmesi feshedilmişse, işçi alacaklarından son alt işverenle birlikte asıl işverenin sorumluluğuna gidilmesi gerekir<a name="(8)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#8">(8)</a>. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">IV- SONUÇ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyerinin devri halinde, devirden önce doğmuş olan ve devir tarihinde ödenmesi gereken borçlardan devreden ve devralan işveren birlikte sorumludurlar. Ancak bu yükümlülüklerden devreden işverenin sorumluluğu devir tarihinden itibaren iki yıl ile sınırlıdır. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Kıdem tazminatı açısından, 1475 sayılı Yasa</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nın 14. maddesi halen yürürlükte olduğundan, kıdem tazminatına hak kazanma ve hesap yöntemi bakımından işyeri devirlerinde belirtilen hüküm uygulanmalıdır.<strong> </strong>1475 sayılı Yasa</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nın 14/2. maddesinde devreden işverenin sorumluluğu bakımından bir süre öngörülmediğinden, 4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nun 6. maddesinde sözü edilen devreden işveren için 2 yıllık süre sınırlaması, kıdem tazminatı bakımından söz konusu olmaz.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İhbar tazminatı ve kullanılmayan izin ücretlerinden sorumluluk ise son işverene ait olmakla, devreden işverenin bu işçilik alacaklarından sorumluluğu bulunmamaktadır. Devralan işveren ihbar tazminatı ile kullandırılmayan izin ücretlerinden tek başına sorumludur.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşyerinin devredildiği tarihe kadar doğmuş bulunan ücret, fazla çalışma, hafta tatili çalışması, bayram ve genel tatil ücretlerinden, devreden işveren de devralan işverenle müştereken ve müteselsilen sorumlu olup, devreden açısından bu süre devir tarihinden itibaren iki yıl süreyle sınırlıdır. Devir tarihinden sonraki çalışmalar sebebiyle doğan sözü edilen işçilik alacakları sebebiyle devreden işverenin sorumluluğu yoktur.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><a name="*"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%28*%29"><strong><span style="font-size:10pt;">*</span></strong></a><strong><span style="font-size:10pt;"> Prof. Dr., Marmara Üniversitesi, İİBF, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="1"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%281%29">1</a>)         Deniz İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nda geminin mülkiyetinin</span><span style="font-family:&quot;"> kısmen veya tamamen başkasına geçmesinin iş sözleşmesinin feshini gerektirmeyeceği (md. 19) hükme bağlanmakla, sınırlı da olsa, işyeri devrine ilişkin bir düzenleme getirilmiştir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="2"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%282%29">2</a>)         Bkz. 6. madde Gerekçesi</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="3"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%283%29">3</a>)         http://www.tisk.org.tr/hukuk/guncel.asp?id=7</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="4"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%284%29">4</a>)         Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin,</span><span style="font-family:&quot;"> 28.04.2009 tarih ve E. 2008/16007, K. 2009/11809 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="5"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%285%29">5</a>)         Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 22.07.2008 tarih ve E. 2007/ 20491, K. 2008/ 21645 sayılı Kararı</span><span style="font-family:&quot;">.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="6"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%286%29">6</a>)         Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 08.07.2008 tarih ve E. 2008/25370, K. 2008/ 19682 sayılı Kararı</span><span style="font-family:&quot;">.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="7"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%287%29">7</a>)         Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 27.10.2008 t</span><span style="font-family:&quot;">arih ve E. 2008/29715, K. 2008/28944 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="8"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100817426.htm#%288%29">8</a>)         Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 07.07.2009  tarih ve E. 2008/40398, K. 2009/19939 sayılı Kararı</span><span style="font-family:&quot;">.</span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/13/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/13/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/13/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=13&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/isyerinin-veya-bir-bolumunun-devri-halinde-isci-alacaklarindan-isverenin-sorumlulugu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İŞ HUKUKUNUN YENİ MESELESİ: BOZMA (İKALE) SÖZLEŞMELERİNİN HUKUKİ DURUMU</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-hukukunun-yeni-meselesi-bozma-ikale-sozlesmelerinin-hukuki-durumu/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-hukukunun-yeni-meselesi-bozma-ikale-sozlesmelerinin-hukuki-durumu/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 19:56:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-hukukunun-yeni-meselesi-bozma-ikale-sozlesmelerinin-hukuki-durumu</guid>
		<description><![CDATA[Yazar:MüjdatŞAKAR* Yaklaşım / Aralık 2009 / Sayı: 204 I- GİRİŞ İş Hukuku alanında yeni İş Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2003 öncesi adı hiç anılmayan bir sözleşme, son zamanlarda popüler hale gelmiştir: İkale! İşçi ve işverenler,  iş sözleşmesi yapma konusunda anlaştıkları gibi,  istedikleri anda bu iş sözleşmesini anlaşarak sona erdirebilirler. Bu sona erdirme anlaşması uygulamada ve yargı [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=12&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yazar:</span></strong><strong><span style="font-size:10.5pt;">MüjdatŞAKAR<a name="(*)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#*">*</a></span></strong></p>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yaklaşım / Aralık 2009 / Sayı: 204</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">I- GİRİŞ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İş Hukuku alanında yeni İş Kanunu’nun yürürlüğe girdiği 2003 öncesi adı hiç anılmayan bir sözleşme, son zamanlarda popüler hale gelmiştir: İkale!</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşçi ve işverenler,  iş sözleşmesi yapma konusunda anlaştıkları gibi,  istedikleri anda bu iş sözleşmesini anlaşarak sona erdirebilirler. Bu sona erdirme anlaşması uygulamada ve yargı kararlarında  <strong>“bozma sözleşmesi”</strong> veya <strong>“ikale” </strong>olarak adlandırılmaktadır. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İkale sözleşmesinin geçerliliği hususu,  işçinin korunması ilkesi çerçevesinde değerlendirilmelidir. Zira İş sözleşmesinin bu yolla sona erdirilmesi,  iş güvencesine veya iş sözleşmesinin feshine ilişkin kuralları etkisiz bırakmak amacıyla kullanılabilmektedir. İkale konusunda İş Kanunu veya Borçlar Kanunu’nda bir düzenleme mevcut olmadığından, konuya ilişkin meseleler yargı kararları ile çözülmeye çalışılmaktadır. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Bu yazımızda konuya ilişkin yargı kararlarına değineceğiz.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">II- YARGITAY KARARLARINA GÖRE İKALE</span></strong></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bir Kararı’na<a name="(1)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#1">(1)</a> konu olan olayda, iş sözleşmesinin davalı işveren tarafından geçerli neden olmadan feshedildiğini belirten davacı işçi, feshin geçersizliğine ve işe iadesine karar verilmesini talep etmiştir.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Mahkemece, savunmaya değer verilerek, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdiği ve işveren tarafından alınan tenkisat kararının davacı tarafından benimsendiği gerekçesi ile davanın reddine karar verilmiştir.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Taraflar arasındaki iş ilişkisinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erip ermediği hususu temel uyuşmazlığı oluşturmaktadır.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Bozma sözleşmesi (ikale) yasalarımızda düzenlenmiş değildir. Yargıtay’ın bir kararında, sözleşme özgürlüğünün bir sonucu olarak daha önce kabul edilen bir hukuki ilişkinin sona erdirilmesinin de mümkün olduğu, sözleşmenin doğal yoldan sona ermesi dışında tarafların akdi ilişkiyi sona erdirebilecekleri açıklanmış ve bu işlemin adı <strong>“ikale”</strong> olarak belirtilmiştir<a name="(2)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#2">(2)</a>.<span style="letter-spacing:-.2pt;"> İşçi ve işveren iradelerinin fesih konusunda birleşmesi, bir taraf feshi niteliğinde değildir. İş Kanunu’nda bu fesih türü yer almasa da, taraflardan birinin karşı tarafa ilettiği iş sözleşmesinin karşılıklı feshine dair sözleşme yapılmasını içeren bir açıklamanın (icap) ardından, diğer tarafın da bunu kabulü ile bozma sözleşmesi (ikale) kurulmuş olur.</span></span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Bozma sözleşmesinde icapta, iş ilişkisi karşı tarafın uygun irade beyanı ile anlaşmak suretiyle sona erdirmeye yönelmiştir. Bu sebeple, ikale sözleşmesi akdetmeye yönelik icap, fesih olarak değerlendirilip, feshe tahvil edilemez<a name="(3)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#3">(3)</a>. </span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Bu anlamda bozma sözleşmesinin şekli, yapılması, kapsam ve geçerliliği Borçlar Kanunu hükümlerine göre saptanacaktır. Buna karşılık, iş sözleşmesinin bozma sözleşmesi yoluyla sona erdirilmesi, iş hukukunu yakından ilgilendirdiği için ikalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi genel hükümler dışında iş hukukunda işçi yararına yorum ilkesi gözönünde bulundurulacaktır.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Bozma sözleşmesinin Borçlar Kanunu’nun 23-31. maddeleri arasında düzenlenmiş olan irade fesadı hallerinin bozma sözleşmeleri yönünden titizlikle ele alınması gerekir. Bir işçinin bozma sözleşmesi yapma konusundaki icap veya kabulde bulunmasının ardından işveren feshi haline özgü iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak istemesi ve yasa gereği en çok bir ay içinde işe iade davası açmış olması düşündürücüdür.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.25pt;">İş ilişkisini taraflardan her birinin bozucu yenilik doğuran bir beyanla sona erdirmeleri mümkün olduğu halde, bu yola gitmeyerek karşılıklı anlaşma yoluyla sona erdirmelerinin nedenleri üzerinde de durmak gerekir. Her şeyden önce bozma sözleşmesi yapma konusunda icapta bulunanın makul bir yararının olması gerekir. İş ilişkisinin bozma anlaşması yoluyla sona erdirildiğine dair örnekler 1475 sayılı İş Kanunu ve öncesinde hemen hemen uygulamaya hiç yansımadığı halde, iş güvencesi hükümlerinin yürürlüğe girmesinin ardından özellikle 4857 sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal almıştır. Bu noktada, işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin dolanılması şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla irade fesadı denetimi dışında tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda <strong>“makul yarar”</strong>ının olup olmadığının da irdelenmesi gerekir. Makul yarar ölçütü, bozma sözleşmesi yapma konusunda icabın işçiden gelmesi ile işverenden gelmesi ve somut olayın özellikleri dikkate alınarak ele alınmalıdır.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Bozma sözleşmesi yoluyla iş sözleşmesi sona eren işçi, iş güvencesinden yoksun kaldığı gibi, kural olarak feshe bağlı haklar olan ihbar kıdem tazminatlarına da hak kazanamayacaktır. Yine 4447 sayılı Yasa kapsamında işsizlik sigortasından da yararlanamayacaktır. Bütün bu hususlar, İş Hukuku’nda hakim olan ibranamenin dar yorumu ilkesi gibi, hatta daha da ötesinde, ikale sözleşmesinin geçerliliği noktasında işçi lehine değerlendirmenin gerekliliğini ortaya koymaktadır.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Dosya içeriğine göre, davalı işveren küresel bir operasyon sonucu H&#8230; grubu tarafından satın alınması ve organizasyon yapısının değiştirilmesi nedeni ile kararlar alındığı ve mali tabloların olumsuz olduğu, şirketin zarara uğradığı, departmanların küçültülmesine karar verildiği, yasal tenkisata gidilmesi gerektiği gerekçesi ile fesih karan almıştır. Ancak bu kararı alırken, davacıya kıdem ve ihbar tazminatı dışında beş aylık ücreti tutarında ekstra ödeme teklif etmiş ve davacının bu teklifi kabul ettiğini belirterek karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi belgesini imzalatmıştır. Anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi belgesi 13.02.2007 tarihinde imzalanmış, ancak iş sözleşmesinin 15.03.2007 tarihinde sona ereceği, davacı işçinin bu süre sonuna kadar ücretli izinli olacağı belirtilmiştir. Ne var ki, bu sözleşme ekli ibraname ve feragatnameye bağlanmıştır. Ekli ibranamede ve feragatnamede de kıdem ve ihbar tazminatı ile ilave beş aylık ödemenin, 15.03.2007 tarihinde yapılacağı açıklanmıştır. İbraname ve feragatnamenin alındığı 13.02.2007 tarihinde iş sözleşmesi sona ermemiştir. İş sözleşmesi devam etmektedir. İş sözleşmesi devam ederken alınan ibraname ve özellikle iş güvencesi sağlayan işe iade isteminden feragat geçerli değildir. Geçerli olmayan bir ibraname ve feragatnameye dayalı karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi, kısaca ikale de geçersiz sayılmalıdır. Davalı işverenin iş sözleşmesi devam ederken karşılıklı anlaşma ile iş sözleşmesinin sona erdirilmesi belgesini 32 gün ücretli izin vererek imzalatması, tazminat ve fazla ödemeleri ise süre sonunda ödemeyi öngörmesi, işe iade davasının süresinde açılmasını bertaraf etmeye yönelik bir davranıştır. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 21/son maddesi uyarınca taraflar arasındaki iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma ile sona erdirilmesi sözleşmesi, kısaca ikale geçerli değildir.İş sözleşmesi davalı işveren tarafından feshedilmiştir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">Bir başka Yargıtay Kararı’nda<a name="(4)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#4">(4)</a>, somut uyuşmazlıkta, toplu işçi çıkarma kuralına başvuran davalı işveren, öncelikle gönüllü olanları çıkaracağını belirtmiş olup, davacı bu işlemi kabul ederek emekliliğe hak kazanması nedeni ile ihbar tazminatı da ödenerek iş sözleşmesinin feshedilmesini kabul etmiştir. Toplu işçi çıkarmada gönüllü işçilerin iradesine öncelik verilmesi ve işçi tarafından bu icabın kabul edilmesi halinde, karşılıklı olarak iş sözleşmesinin anlaşma yolu ile bozulması söz konusu olduğundan, bu işlemde artık işverenin toplu işçi çıkarmaya konu ettiği fesih nedenlerinin geçerli olup olmadığı araştırılmamalıdır. Bir başka anlatımla ikale sözleşmesinin bulunduğu durumda, feshin son çare veya işçinin seçiminin objektif ölçütlere uygun olup olmadığı ayrıca yargı denetimine tabi tutulmamalı, işçinin iradesini sakatlayan bir durum olmadığı sürece işe iade konusu yapılamamalıdır, denmektedir.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Konuya ilişkin bir başka kararda<a name="(5)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#5">(5)</a> Davacı işçi, iş sözleşmesinin geçerli sebep olmadan feshedildiğini ileri sürerek feshin geçersizliğinin tespiti ile işe iadesine karar verilmesini, işve­rence işe başlatılmaması durumunda tazminat ile boşta geçen süre ücreti ve diğer haklarının hüküm altına alınmasını talep etmiştir.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Davalı işveren, iş sözleşmesinin karşılıklı mutabakatla sona erdirildiğini ve hak kazandığı işçilik alacaklarından ayrı bir ödeme yapıldığını belirterek davanın reddine karar verilmesi gerektiğini savunmuştur.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Mahkemece, Türkiye İş Kurumu’na verilen işten ayrılma bildirgesinde iş sözleşmesinin işverence feshedildiğinin belirtildiği, resmi nitelikteki bu belgeye karşı mutabakat sözleşmesinin geçerli olmadığı ve belirtilen sözleşmenin baskı altında imzalatıldığı gerekçesiyle davanın kabulüne karar verilmiştir.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Dosya içinde bulunan ve tarafların imzasını taşıyan <strong>“mutabakat sözleşmesi” </strong>başlıklı belgede, iş sözleşmesinin karşılıklı anlaşma sonucu 26.04.2006 tarihinde sona ereceği açıklanmış ve davacıya diğer hakları yanında ek bir ödeme yapılacağı hükme bağlanmıştır. Gerçekten aynı gün davacı işçiye ihbar ve kıdem tazminatları yanında sözleşmede belirtildiği şekilde yüksek bir miktarda ek ödeme yapılmıştır. Davacının kendisine yapılan ilave ödeme karşılığında söz konusu mutabakat metnini imzaladığı ve bu şekilde ikale sözleşmesi ile iş sözleşmesinin sona erdiği açıktır. Somut olayda delil durumu ve özellikle tanık beyanlarına göre, davacı işçinin iradesinin fesada uğratıldığı da ispat edilebilmiş değildir. Türkiye İş Kurumu’na verilen işten ayrılma bildirgesinde sözleşmenin işveren tarafından feshedildiğinin gösterilmiş olması da sonuca etkili görülmemiştir. İşçinin işsizlik ödeneğinden yararlanması için zaman zaman bu uygulamaya gidildiği görülmektedir.</span></div>
<div style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">İş sözleşmesinin ikale (bozma) sözleşmesi imzalanarak tarafların kar­şılıklı anlaşmaları ile sona erdirildiği durumlarda, <strong>işçinin iş güvencesi hü­kümlerinden yararlanmasına olanak bulunmamaktadır.</strong> Böyle olunca, davacının açmış olduğu işe iade davasının reddi gerekirken yazılı şekilde isteklerin kabulü hatalı olmuştur.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">III-</span></strong><span style="font-size:11pt;"> <strong>VERGİ HUKUKU BAKIMINDAN DURUM</strong></span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İş akdinin tarafların karşılık anlaşması ile sonlandırılması, işçiye yapılabilecek ödemeler konusunda da yine tarafların karşılık iradesi ile belirlenmesi sonucunu doğuran ikale anlaşması kapsamında işçiye yapılan kıdem tazminatı ödemesi, İş Kanunu’nda tanımlanan kıdem tazminatı niteliğinde bir ödeme değildir. Bu sebeple ikale sözleşmesi gereğince ödenen kıdem tazminatının, İş Kanunu hükümlerine göre ödenen kıdem tazminatını gelir vergisinden istisna kabul eden GVK’nın 25/7. maddesi hükmünden yararlanması ve vergiden istisna edilmesi mümkün değildir. Bu ödemenin GVK’nın 61. maddesi gereğince ücret olarak nitelendirilmesi ve tevkifata tabi tutulması gerekir<a name="(6)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#6">(6)</a>.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">IV- SONUÇ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">İkale ile bitirilen bir iş sözleşmesinde yasal anlamda ihbar tazminatı ve kıdem tazminatı yoktur. İşçinin işsizlik ödeneğine hak kazanması ve iş güvencesi hükümlerinden yararlanması da söz konusu olmayacaktır. İşçinin bu kayıplarının ikale sözleşmesinde öngörülen ödemeler ile telafisi ise mümkündür.</span><span style="font-size:11pt;"> İkalenin yorumunda iş sözleşmesinin yorumunda olduğu gibi <strong>“işçi yararına yorum ilkesi”</strong> gözönünde bulundurulacaktır. Özellikle 4857 sayılı İş Kanunu sonrasında giderek yaygın bir hal alan ikale sözleşmesi ile işveren feshinin karşılıklı anlaşma yoluyla fesih gibi gösterilmesi suretiyle iş güvencesi hükümlerinin dolanılması şüphesi ortaya çıkmaktadır. Bu itibarla Yargıtay, irade fesadı denetimi dışında, tarafların bozma sözleşmesi yapması konusunda makul yararının olup olmadığının da irdelenmesi gerektiği yolunda kararlar vererek <strong>“makul yarar ölçütü”</strong> koymuştur.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><a name="*"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#%28*%29"><strong><span style="font-family:&quot;">*</span></strong></a><strong><span style="font-family:&quot;"> Prof. Dr., Marmara Üniversitesi İİBF İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="1"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#%281%29">1</a>)         Yrg. 9. HD.’nin, 18.03.2008 tarih ve E.2007/26232, K. 2008/5313 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="2"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#%282%29">2</a>)         Yrg. 15. HD.’nin, 02.10.1995 tarih ve E.1995/2259, K.1995/5181 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="3"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#%283%29">3</a>)         Mustafa KILIÇOĞLU – Kemal ŞENOCAK, <strong>İş Güvencesi Hukuku,</strong> İstanbul 2007, s. 99</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="4"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#%284%29">4</a>)         Yrg. 9. HD.’nin, 19.02.2007 tarih ve E.2007/3613, K<strong>.</strong>2007/4552 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="5"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#%285%29">5</a>)         Yrg. 9. HD.’nin, 02.10.2007 tarih ve E.2007/15135, K<strong>.</strong>2007/28823 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="6"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20091215831.htm#%286%29">6</a>)         İstanbul Vergi Dairesi Başkanlığı’nın, 03.06.2008 tarih ve 12268 sayılı Özelgesi.</span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/12/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/12/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/12/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=12&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-hukukunun-yeni-meselesi-bozma-ikale-sozlesmelerinin-hukuki-durumu/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>TAKSİ, MİNİBÜS VE KAMYON ŞOFÖRLERİ İŞ KANUNU’NDAN YARARLANABİLİRLER Mİ?</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/taksi-minibus-ve-kamyon-soforleri-is-kanunu%e2%80%99ndan-yararlanabilirler-mi/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/taksi-minibus-ve-kamyon-soforleri-is-kanunu%e2%80%99ndan-yararlanabilirler-mi/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 19:55:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/taksi-minibus-ve-kamyon-soforleri-is-kanunu%e2%80%99ndan-yararlanabilirler-mi</guid>
		<description><![CDATA[Yazar:Müjdat ŞAKAR* Yaklaşım / Temmuz 2010 / Sayı: 211 I- GİRİŞ Bir  “iş sözleşmesi”ne göre çalışanlar “işçi”dirler ve 4857 sayılı İş Kanunu md. 4’te  yer alan kapsam dışı bırakılanlardan değillerse İş Kanunu’nun işçiler için öngördüğü tüm haklardan yararlanırlar. 4857 sayılı İş Kanunu md. 4/I-ı  gereğince, 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=11&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yazar:</span></strong><strong><span style="font-size:10.5pt;">Müjdat ŞAKAR</span></strong><a name="(*)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100717234.htm#*"><strong><span style="font-size:11pt;">*</span></strong></a></p>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yaklaşım / Temmuz 2010 / Sayı: 211</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:14pt;margin-top:3pt;text-align:justify;"><strong><span style="font-size:11pt;">I- GİRİŞ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.5pt;margin-bottom:3pt;text-align:justify;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Bir  <strong>“iş sözleşmesi</strong>”ne göre çalışanlar <strong>“işçi”</strong>dirler ve 4857 sayılı İş Kanunu md. 4’te  yer alan kapsam dışı bırakılanlardan değillerse İş Kanunu’nun işçiler için öngördüğü tüm haklardan yararlanırlar.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">4857 sayılı İş Kanunu md. 4/I-ı  gereğince, 507 sayılı Esnaf ve Küçük Sanatkârlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun <strong><em>“üç kişinin”</em></strong> çalıştığı işyerlerinde İş Kanunu uygulanmaz. İş Kanunu’nda yollama yapılan 507 sayılı Kanun’un 2. maddesinin yerini 5362 sayılı<strong> Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’</strong>nun<a name="(1)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100717234.htm#1">(1)</a> 3/a maddesi almıştır.</span></div>
<div class="MsoBodyText2" style="line-height:12.3pt;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Bu istisna haklı görülemez. Zira İş Kanunu’nun amacı küçük esnaf ve sanatkârı korumak değil, işçileri korumaktır. Ancak, esnaf kesimi baskı gruplarının talebi, politik düşüncelerle birleşince, İş Kanunu’nda bulunmaması gereken bir hüküm Kanuna girmiştir. Ne yazık ki 1475 sayılı Kanun’da da yer alan ve üstelik yoruma açık biçimde kaleme alınan bu hüküm aynen 4857 sayılı Kanun’a da alınmıştır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.3pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Esnaf ve küçük sanatkârlar dışındaki diğer serbest çalışanlar, meselâ bir muhasebeci, yanında bir kişi bile çalıştırsa İş Kanunu uygulanacaktır. Ancak, bir esnaf işyeri söz konusu olduğunda, çalışan kişi sayısı en az dört olduğunda, sadece dördüncü işçi değil, o işyerindeki tüm işçiler İş Kanunu’ndan yararlanacaklardır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.3pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Ulaştırma hizmetlerinde şoför olarak iş sözleşmesiyle çalışanlar bakımından, 4. maddede istisna edilmemiş bir işyerinde çalışanların İş Kanunu kapsamında oldukları açıktır. Ancak, esnaf işyerleriyle ilgili 4857 sayılı İş Kanunu md. 4/I-ı’da yer alan istisna hükmü, konunun yakından incelenmesini gerektirir. Taksicilik, minibüsçülük, kamyonculuk gibi işler, bir esnaf faaliyeti sayılırsa, çalışanların hakları bu durumdan etkilenebilecektir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">II- ESNAF İŞYERİNDE ÇALIŞMANIN ANLAMI</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.5pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Esnaf işyerlerinin belirlenebilmesi <strong>“Esnaf-Tacir/Sanayici” </strong>ayırımı ile yakından ilgilidir<a name="(2)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100717234.htm#2">(2)</a>. Eğer işveren tacir veya sanayici sayılıyorsa İş <span style="letter-spacing:.1pt;">Kanunu’ndaki es</span>naf işyerleriyle ilgili istisna uygulanamayacağından, çalışanlar İş Kanunu’ndan yararlanacaklardır. İşverenin esnaf olduğu sonucuna varıldığında ise, çalışanların İş Kanunu kapsamına girebilmeleri 4. maddedeki çalışan sayısı şartına bağlı olacaktır.</span></div>
<h1 style="line-height:12.2pt;margin-top:3pt;text-align:justify;"><span style="color:black;font-size:11pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.1pt;">5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun </span><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">“Tanımlar”</span><span style="color:black;font-size:11pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.1pt;"> başlıklı 3. maddesi; </span><em><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">“İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri”</span></em><span style="color:black;font-size:11pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.1pt;"> esnaf ve sanatkar olarak tanımlamıştır</span><a name="(3)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100717234.htm#3"><span style="font-size:12pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.1pt;">(3)</span></a><span style="font-size:12pt;font-weight:normal;letter-spacing:-.1pt;">.</span></h1>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">“Esnaf”</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> ile <strong>“Tacir/Sanayici”</strong> ayrımının yapılabilmesi için 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 63. maddesi ile <strong>“Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu”</strong> kurulmuştur(4). Bu Kurul’un 23.05.2007 tarih ve 1 sayılı Kararı’na dayanılarak, Bakanlar Kurulu tarafından Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayicinin ayırımına ilişkin 18.06.2007 tarih ve 2007/12362 sayılı Karar alınmıştır. Karara göre:</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">“1) 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. maddesinin 1. fıkrasının (a) bendi ve 63. maddesi ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 12 ve 17. maddelerinin uygulaması bakımından;</span></strong></div>
<div class="MsoBodyText3" style="line-height:12.1pt;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">a) Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun tespit edeceği ve Resmî Gazete’de yayımlanacak esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dahil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedeni çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunanlardan 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’nun 177. maddesinin birinci fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerinde yer alan nakdi limitlerin yarısını, (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını aşmayanların esnaf ve sanatkâr sayılmaları ile esnaf ve sanatkâr siciline ve dolayısıyla esnaf ve sanatkarlar odalarına kaydedilmeleri,</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">Ancak, esnaf ve sanatkâr siciline kayıtlı iken, daha sonraki yıllarda yıllık alış veya satış tutarları ya da gayrisafi iş hâsılatı, esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerini aşanların kendileri istemedikçe ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği bünyesindeki odalara kayıt için zorlanmaması, yıllık alış veya satış tutarları ya da gayri safi iş hâsılatı esnaf ve sanatkâr sayılma hadlerinin altı katını aşanların ise kayıtlarının, esnaf ve sanatkâr sicili marifetiyle ticaret siciline aktarılması,</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.3pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">b) 213 sayılı Vergi Usul Kanunu’na istinaden birinci sınıf tacir sayılan ve bilanço esasına göre defter tutanlar ile işletme hesabına göre defter tutan ve bu Karar’ın (a) bendinde belirtilenlerin dışında kalanların tacir ve sanayici sayılmaları ile ticaret siciline ve dolayısıyla Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’nin bünyesindeki odalara kaydedilmeleri”</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;">(5)</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">kararlaştırılmıştır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Vergi Usul Kanunu’nun 177. maddesi, birinci sınıf tüccarların kimlerden oluşacağını belirlemiştir. Buna göre;</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">- (1. bent)</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> Satın aldıkları malları olduğu gibi veya işledikten sonra satanlardan yıllık alımları ve satımları tutarları VUK’ta belirtilen miktarlardan fazla olanlar (2010 yılı için yıllık alımlarda 120.000 TL veya yıllık satımlarda 170.000 TL),</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">- (2. bent)</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> Birinci bentte yazılı olanların dışındaki işlerle uğraşıp da bir yıl içinde elde ettikleri gayrisafi iş hasılatı VUK’ta belirtilen miktarı aşanlar (2010 yılı için 68.000 TL),</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">- (3. bent)</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;"> 1 ve 2 numaralı bentlerde yazılı, işlerin birlikte yapılması halinde 2 numaralı bentte yazılı iş hasılatının beş katı ile yıllık satış tutarının toplamı VUK’da belirtilen miktarı aşanlar (2010 yılı için 120.000 TL),</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">- (4. bent)</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> Her çeşit ticaret şirketleri,</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">- (5. bent)</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> Kurumlar vergisine tabi diğer tüzel kişiler,</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">- (6. bent)</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> Kendi istekleri ile bilanço esasına göre defter tutanlar</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">birinci sınıf tüccar kapsamına girmektedir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.55pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Esnaf ve Sanatkar ile Tacir ve Sanayicinin ayırımına ilişkin Bakanlar Kurulu Kararı’na göre, <strong>Vergi Usul Kanunu’nun 177. maddesinin 1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerde yer alan nakdi limitlerin yarısını </strong>(2010 yılı için 60.000 TL. ve 85.000 TL),<strong> (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını (</strong>2010 yılı için 68.000 TL.)<strong> aşmayanlar esnaf ve sanatkâr sayılmaktadır.</strong></span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.55pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">III- ŞOFÖRLERİN DURUMU</span></strong></div>
<div class="altbaslk" style="line-height:12.55pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Esnaf ve Sanatkâr İle Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nun 1 No.lu Kararı’na göre(6), 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 63. maddesi gereğince  Kurul’ca tespit olunan <strong>“Esnaf ve Sanatkâr Meslek Kolları”</strong> ilişik listede gösterilmiştir. Bu listede yer alıp da; üretimle iştigal etmekle beraber, 5174 sayılı Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği ile Odalar ve Borsalar Kanunu’nun 5. maddesindeki <strong>“Sanayici”</strong> tanımının kapsamına girenler ile 6762 sayılı Türk Ticaret Kanunu’nun 17. maddesinin ve 5362 sayılı Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu’nun 3. madde (a) bendinin dışında kalanlar esnaf ve sanatkâr sayılmazlar.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">“Esnaf ve Sanatkâr Meslek Kolları”</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> listesinde esnaflık olarak nitelenen<strong> “Ulaştırma Hizmetleri” şöyle sayılmıştır:</strong></span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">1. At Arabacılığı ve Faytonculuk</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">2. Arzuhalcilik, Trafik Müşavirliği ve İş Takipçiliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">3. Biçerdöver İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">4. Deniz, Göl ve Nehir Taşımacılığı ve İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">5. Hamallık</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">6. Her Türlü Oto Kiralama İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">7. İş <span class="spelle">Makineleri</span> İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">8. Kamyonculuk, Kamyonetçilik </span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">9. Kargo ve Kurye Hizmetleri</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">10. Minibüsçülük</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">11. Motorsuz Taşıt Aracı Nakliyeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">12. Nakliyat <span class="spelle">Ambarları</span> İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">13. Nakliyecilik ve Nakliyat Komisyonculuğu </span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">14. Oto Galericiliği (Oto Alım-Satım)</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">15. Oto Kurtarıcı ve Çekme Aracı İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">16. Oto Park ve Garaj İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">17. Otobüs Bilet Acenteliği (Otobüs Yazıhane İşletmeciliği) </span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">18. Otobüsçülük</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">19. Servis Aracı İşletmeciliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">20. Sigorta Acenteliği</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.4pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">21. Şoförlük</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">22. Taksicilik</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Görüldüğü gibi, şoförün ücretle ve bağımlı olarak, yani iş sözleşmesiyle çalıştığı iş, bir esnaf işyeri olabilir. Ancak, bu durum mutlak değildir. İşverenin geliri tacir sayılmasını gerektirecek ölçüde yüksekse şoför İş Kanunu’ndan yararlanacaktır. İşverenin geliri aranan limitlerin altında ise, esnaf işyerinde çalışma söz konusu olacak, ancak çalışan kişi sayısı üçü aşıyorsa İş Kanunu’ndan yararlanmak mümkün olacaktır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">IV- YARGITAY UYGULAMASI</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Kıdem ve ihbar tazminatı, fazla mesai, genel tatil, hafta tatili, izin ücreti gibi alacaklarının ödetilmesi için dava açan şoförlerle ilgili olarak verdiği kararlarda Yargıtay, önce, uyuşmazlığın davalıya ait işyerinin esnaf niteliğinde olup olmadığı ve bu işyerinde çalışan işçinin İş Kanunu kapsamında kalıp kalmadığı noktasında toplandığı tespitini yapmakta ve istikrarlı biçimde işçiyi koruyucu kararlar vermektedir.<strong> </strong>Örnek vermek gerekirse Yargıtay 9. Hukuk Dairesi’nin bir Kararı’nda(7) Yüksek Mahkeme şu değerlendirmeleri yapmaktadır:</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Görev konusu kamu düzenine ilişkin olup mahkemece kendiliğinden dikkate alınmalıdır. İş mahkemelerinin görev alanını hâkim tarafların iddia ve savunmalarına göre değil, 5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesini esas alarak belirleyecektir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">İş Mahkemelerinin bulunmadığı yerlerde iş davalarına bakmak üzere bir Asliye Hukuk Mahkemesi görevlendirilir. İş davalarına bakmakla görevli asliye hukuk mahkemesine açılan dava <strong>“iş mahkemesi sıfatıyla”</strong> açılmamış ise, mahkeme görevsizlik karan veremez. Bu durumda, asliye hukuk mahkemesi ara karan ile <strong>“iş mahkemesi sıfatıyla”</strong> baktığını belirterek davaya bakmaya devam eder.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">İşçinin İş Kanunu kapsamında kalmaması halinde iş mahkemesine açılan davada, dava dilekçesinin görev nedeni ile reddi ve davanın görevli hukuk mahkemesine gönderilmesine karar yerilmesi gerekir. Davanın esastan reddi usule aykırı olacaktır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">5521 sayılı İş Mahkemeleri Kanunu’nun 1. maddesi uyarınca İş Kanunu’na göre işçi sayılan kimselerle işveren veya işveren vekilleri arasında iş akdinden veya İş Kanunu’na dayanan her türlü hak iddialarından doğan hukuk uyuşmazlıklarının çözüm yeri iş mahkemeleridir. 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinin 1. fıkrasının 1. bendi uyarınca, 507 sayılı Esnaf ve Sanatkarlar Kanunu’nun 2. maddesinin tarifine uygun üç kişinin çalıştığı işyerlerinde bu kanun hükümleri uygulanmaz. Kısaca, işçi esnaf niteliğindeki işyerinde çalışıyor ve bu işyerinde çalışan işçi sayısı 3 ve daha az ise, işçi ile işveren arasındaki uyuşmazlığın iş mahkemesinde değil, görevli hukuk mahkemesinde çözümlenmesi gerekir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">507 sayılı Kanun’un 2. maddesinde <strong><em>“İster gezici olsun ister bir dükkân veya bir sokağın belli yerinde sabit bulunsunlar ticari sermayesi ile birlikte vücut çalışmalarına dayanan ve geliri o yer ve gelenek ve teamülüne nazaran tacir niteliğini kazanmasını icap ettirmeyecek miktarda sınırlı olan ve bu bakımdan ticaret sicili ve dolayısıyla ticaret ve sanayi odasına kayıtlan gerekmeyen, ayni niteliğe (sermaye unsuru olsun olmasına) sahip olmakla beraber, ayrıca çalıştığı sanat, meslek ve hizmet kolunda bilgi, görgü ve ihtisasını değerlendiren hizmet, meslek ve küçük sanat sahipleriyle bunların yanında çalışanlar ve geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin 1. maddede belirtilen amaçlarla kuracakları dernekler bu kanun hükümlerine tabidir”</em></strong> denilmektedir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.45pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">507 sayılı Kanun, <strong>5362 Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu</strong>(8)’nun 76. maddesi ile yürürlükten kaldırılmış ve maddenin 2. cümlesi ile diğer yasaların 507 sayılı Yasa’ya yaptıkları atıfların 5362 sayılı Yasa’ya yapılmış sayılacağı da açıklanmıştır. Bu durumda 4857 sayılı İş Kanunu’nun 4. maddesinde 507 sayılı Yasa’ya yapılan atıf, 5362 sayılı Yasa’ya yapılmış sayılmalıdır. Bahsi geçen yeni yasal düzenlemede esnaf ve sanatkâr tanımı değiştirilmiştir. Yeni Yasa’nın 3. maddesine göre, esnaf ve sanatkâr: İster gezici ister sabit bir mekânda bulunsun, Esnaf ve Sanatkâr ile Tacir ve Sanayiciyi Belirleme Koordinasyon Kurulu’nca belirlenen esnaf ve sanatkâr meslek kollarına dâhil olup, ekonomik faaliyetini sermayesi ile birlikte bedenî çalışmasına dayandıran ve kazancı tacir veya sanayici niteliğini kazandırmayacak miktarda olan, basit usulde vergilendirilenler ve işletme hesabı esasına göre deftere tabi olanlar ile vergiden muaf bulunan meslek ve sanat sahibi kimseleri olarak belirtilmiştir. <strong>507 sayılı Yasa’da yazılı olan <em>“geçimini sınırlı olarak kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlükle temin eden kimselerin”</em> sözcüklerine yeni Yasa’da yer verilmemiştir.</strong> Yeni Yasa’nın düzenlemesi karşısında artık 21.06.2005 tarihinden sonra İş Kanunu’nun kapsamını belirlerken, <strong>“geçimini münhasıran bu işten sağlama” </strong>ölçütü dikkate alınmamalıdır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">5362 sayılı Yasa’daki düzenleme ile esnaf ve tacir ayrımında başka kriterlere yer verilmiş olup, kamyonculuk, otomobilcilik ve şoförlük yapanların da ekonomik sermayesi, kazancının tacir sanayici niteliğini aşmaması ve vergilendirme gibi ölçütler çerçevesinde değerlendirilmesi gerekecektir. 507 sayılı Yasa döneminde esnaf sayılan kamyoncu, taksici, dolmuşçu gibi kişilerin de bu yeni kriterler çerçevesinde esnaf sayılmama ihtimali ortaya çıkmaktadır. Ekonomik faaliyetini daha çok bedeni çalışmasına dayandıran düşük gelirli taksi ve minibüs işletmesi sahiplerinin esnaf olarak değerlendirilmesinin daha doğru olacağını belirtmek gerekir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">5362 sayılı Yasa’nın 3. maddesinde belirtilen esnaf ve sanatkâr faaliyeti kapsamında kalan işyerinde 4857 sayılı Yasa’nın 4/ı bendi uyarınca, üç kişinin çalışması halinde bu işyeri İş Kanunu’nun kapsamının dışında kalmaktadır. Maddede, üç işçi yerine <strong>“üç kişi”</strong>den söz edilmiştir. Bu ifade, işyerinde bedeni gücünü ortaya koyan meslek ve sanat erbabını da kapsamaktadır. İşinde bedeni gücü ile çalışmakta olan esnaf dahil olmak üzere toplam çalışan sayısının üçü aşması durumunda işyeri İş Kanunu’na tabi olacaktır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">V- SONUÇ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Taksicilik, minibüsçülük, kamyonculuk gibi ulaştırma hizmetlerine ilişkin faaliyetler esnaf faaliyeti sayılmasına rağmen, bu durum mutlak değildir. <strong>21.06.2005</strong> tarihinden sonra İş Kanunu’nun kapsamını belirlerken, <strong>“geçimini münhasıran bu işten sağlama”</strong> ölçütü dikkate alınmayacağından, işverenin esnaf ölçülerini aşan bir geliri varsa tacir sayılması söz konusu olacak ve İş Kanunu’ndaki istisna uygulanamayacağından, çalışanlar İş Kanunu kapsamında kabul edilecektir. <strong>Vergi Usul Kanunu’nun 177. maddesinin 1. fıkrasının (1) ve (3) numaralı bentlerde yer alan nakdi limitlerin yarısını </strong>(2010 yılı için 60.000 TL ve 85.000 TL),<strong> (2) numaralı bendinde yazılı nakdi limitin tamamını (</strong>2010 yılı için 68.000 TL)<strong> aşmayanlar esnaf ve sanatkâr sayılmaktadır.</strong></span></div>
<div class="MsoNormal" style="line-height:12.2pt;text-align:justify;margin:3pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Esnaf işyeri sayıldığında ise çalışan sayısına göre İş Kanunu kapsamında olmak veya olamamak söz konusu olabilecektir<strong>. </strong>Esnafla ilgili Kanun’dan çıkan tanıma göre, esnaf da (işçi değil ama) <strong>çalışan bir kişidir</strong> ve İş Kanunu esnaf işyerlerine ilişkin istisnada <strong>“üç kişinin”</strong> çalıştığı işyerlerini kapsam dışı bırakmıştır. İş hukukunda <strong>işçi yararına yorum </strong>yapılacağından, bir esnaf yanında üç işçi çalıştırıyorsa, bu işyerinde dört <strong>“kişi”</strong> çalışmış olacağından İş Kanunu uygulanacaktır. Böylece, eleştirdiğimiz bu istisna hükmünün neticelerini biraz olsun hafifletebilmek mümkündür.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><a name="*"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100717234.htm#%28*%29"><strong><span style="font-size:10pt;">*</span></strong></a><strong><span style="font-size:10pt;"> <span style="color:black;">Prof. Dr., Marmara Ünv., İİBF, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku Anabilim Dalı Başkanı</span></span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;">(<a name="1">1</a>) </span><span style="font-family:&quot;">21.06.2005 tarih ve 25852 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="color:black;font-family:&quot;">(<a name="2">2</a>) </span><span style="font-family:&quot;">Ayrıntılı bilgi için bkz. Bülent KARAKUŞ, “ Esnaf ve Sanatkâr Tanımı, Odaya Kayıt, Oda Üyesi Olma Şartları ve Üyeliğin Sona Erme Halleri”, <strong>Yaklaşım</strong> Kasım 2008, Sayı: 191</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="3">3</a>)         <strong>Türk Ticaret Kanunu’nun “Esnaf” başlıklı 17. maddesinde de</strong>, “İster gezici olsun, ister bir dükkanda veya bir sokağın muayyen yerlerinde sabit bulunsunlar, iktisadi faaliyeti nakdi sermayesinden ziyade bedeni çalışmasına dayanan ve kazancı ancak geçimini sağlamaya yetecek derecede az olan sanat ve ticaret sahipleri tacir değildirler” <strong>hükmü yer almaktadır.</strong></span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="4">4</a>)         Kurul, Sanayi ve Ticaret Bakanlığı Müsteşarı veya ilgili müsteşar yardımcısının başkanlığında, Sanayi ve Ticaret, Maliye, Millî Eğitim, Çalışma ve Sosyal Güvenlik Bakanlıklarının ilgili genel müdürleri ile Devlet Planlama Teşkilatı Müsteşarlığı’nın bir temsilcisi ile Türkiye Odalar ve Borsalar Birliği’ni temsilen katılan bir temsilci ve Konfederasyonu temsilen katılan bir temsilciden oluşmaktadır. Kurul, esnaf ve sanatkar kollarını belirlemek, yıllık gayrisafi gelirleri ve bölgelerin özelliklerine göre esnaf ve sanatkarlar ile tacir ve sanayicinin ayrımını yapmak, Türk Ticaret Kanunu’nun 1463. maddesi gereğince çıkarılacak Bakanlar Kurulu’nca çıkarılması öngörülen karar taslağını hazırlayarak Bakanlığa sunmak üzere yetkilendirilmiştir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="5">5</a>)         <span style="color:black;">21.07.2007 tarih ve 26589 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</span></span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="6">6</a>)         13.06. 2007 ve 26551 sayılı Resmi Gazete’de yayımlanmıştır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="7">7</a>)         <span style="letter-spacing:-.05pt;">Yrg. 9. HD.’nin, 14.04.2009 tarih ve E. 2009/8283, K. 2009/10649 sayılı Kararı. Bkz. Müjdat ŞAKAR, <strong>Gerekçeli ve İçtihatlı İş Kanunu Yorumu</strong>, 5. Baskı, Yaklaşım Yayınları, Ankara 2010, s. 121</span></span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(<a name="8">8</a>)         <span style="color:black;">5362 Esnaf ve Sanatkârlar Meslek Kuruluşları Kanunu, 21.06.2005 tarihinde Resmi Gazete’de yayınlanarak yürürlüğe girmiştir.</span></span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/11/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/11/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/11/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=11&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/taksi-minibus-ve-kamyon-soforleri-is-kanunu%e2%80%99ndan-yararlanabilirler-mi/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>İŞ GÜVENCESİ HÜKÜMLERİNDEN YARARLANMADA OTUZ İŞÇİ ŞARTI</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-guvencesi-hukumlerinden-yararlanmada-otuz-isci-sarti/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-guvencesi-hukumlerinden-yararlanmada-otuz-isci-sarti/#comments</comments>
		<pubDate>Sun, 21 Nov 2010 19:50:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Makaleler]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-guvencesi-hukumlerinden-yararlanmada-otuz-isci-sarti</guid>
		<description><![CDATA[Yazar:Müjdat ŞAKAR* Yaklaşım / Eylül 2010 / Sayı: 213 I- GİRİŞ İş güvencesi, işçinin haksız ve keyfi feshe karşı korunmasıdır. Bir başka anlatımla iş güvencesi, işverenin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadan, işçinin iş sözleşmesini feshedemeyeceğine dair güvencedir. Türkiye tarafından 1994 yılında onaylanmış Uluslararası Çalışma Örgütü�nün (ILO) 158 sayılı Hizmet İlişkisine İşveren Tarafından Son Verilmesi [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=10&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yazar:</span></strong><strong><span style="font-size:10.5pt;">Müjdat ŞAKAR</span></strong><a name="(*)"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100917628.htm#*"><strong><span style="font-size:11pt;">*</span></strong></a></p>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;"><strong><span style="color:red;font-family:&quot;">Yaklaşım / Eylül 2010 / Sayı: 213</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-size:11pt;">I- GİRİŞ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İş güvencesi, işçinin haksız ve keyfi feshe karşı korunmasıdır. Bir başka anlatımla iş güvencesi, işverenin haklı ve geçerli bir nedene dayanmadan, işçinin iş sözleşmesini feshedemeyeceğine dair güvencedir. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">Türkiye tarafından 1994 yılında onaylanmış Uluslararası Çalışma Örgütü</span><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.2pt;">�</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">nün (ILO) <strong>158 sayılı Hizmet İlişkisine İşveren Tarafından Son Verilmesi hakkındaki Sözleşmesi</strong></span><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.2pt;">�</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">nin 4. maddesi, </span><strong><em><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.2pt;">�</span></em></strong><strong><em><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">işçinin kapasitesine veya işin yürütümüne veya işyeri gereklerine dayalı geçerli bir son verme nedeni olmadıkça hizmet ilişkisine son verilmez</span></em></strong><strong><em><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.2pt;">�</span></em></strong><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;"> hükmünü getirmiştir. 1994</span><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.2pt;">�</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">te onaylanan sözleşme, ILO</span><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.2pt;">�</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">nun tepkisine rağmen işveren lobisinin çabalarıyla 15.03.2003 tarihine kadar hayata geçirilememiştir. İş Hukukumuzda işçinin iş güvencesinin bulunmaması, iş mevzuatında işçiye tanınan hakların büyük ölçüde kâğıt üzerinde kalmasına sebep olmuştur. </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">57. Hükümet döneminde 4773 sayılı Kanunla getirilen ve bugünkü hükümetçe işçi aleyhine bazı değişikliklerle(1) 4857 sayılı İş Kanunu içine taşınan </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">iş güvencesi hükümleri</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> ile kastedilen 18, 19, 20 ve 21. maddelerdir. Bu maddelerden yararlanan işçi </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">geçerli sebep</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> olmadan işten çıkartıldığında, iş mahkemesi kararıyla işe iade edilir. Buna rağmen işveren işe başlatmazsa işçiye </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">işe başlatmama tazminatı</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> ödeyecektir(2).</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.1pt;">�</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">nun 18/I. maddesine göre: Otuz veya daha fazla işçi çalıştıran işyerlerinde en az altı aylık kıdemi olan işçinin belirsiz süreli iş sözleşmesini fesheden işveren, işçinin yeterliliğinden veya davranışlarından ya da işletmenin, işyerinin veya işin gereklerinden kaynaklanan geçerli bir sebebe dayanmak zorundadır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">İş güvencesinden yararlanacak olan işçiler İş Kanunu ve Basın İş Kanunu kapsamında olanlardır. Borçlar Kanunu ve Deniz İş Kanunu kapsamında olanlar iş güvencesi hükümlerinden yararlanamazlar. Süresi belirli sözleşmeyle çalışanlar da kapsam dışı bırakılmıştır. Ancak zincirleme iş sözleşmeleri baştan beri süresi belirsiz sözleşme sayılacağından, bu durumdakiler iş güvencesinden yararlanabilirler.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">4773 sayılı Kanunla iş güvencesi için 10 işçi şartı aranırken, 4857 sayılı Kanun</span><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;">da bu şart 30 işçi haline getirilmiş, birçok işçinin iş güvencesi elinden alınmıştır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;">nun 18. maddesi uyarınca </span><span style="font-size:11pt;">işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. 30 işçi ölçütü fesih tarihi itibarıyla aranacaktır.<span style="color:black;"> Sendika işyeri temsilcileri için işyerinde 30 işçi çalışma koşulu aranmamalıdır(3). </span></span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Bu yazımızda iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için gerekli 30 işçi şartının nasıl hesaplanacağı konusunu ele alacağız. Esasen bu konu Yargıtay</span><span style="font-family:&quot;letter-spacing:-.1pt;">�</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">ca formüle bağlanmış ve pek çok kararda açıklanmıştır(4). Bizim burada yapacağımız, konuyu biraz daha sistematik hale getirmek ve kendi yorumlarımızı ilave etmek olacaktır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">II- İŞYERİNDEKİ VEYA AYNI İŞKOLUNDAKİ İŞYERLERİNDEKİ İŞÇİ SAYISININ TESPİTİ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">İşçinin iş güvencesi hükümlerinden yararlanabilmesi için fesih tarihi itibariyle işyerinde çalışan işçi sayısının kesin olarak açıklığa kavuşturulması gerekir. İşverenin dava konusu işyerinde ve varsa aynı iş kolunda diğer işyerlerinde çalışan işçi sayısının 30 veya daha fazla olup olmadığının tespiti için; işyeri ve SGK kayıtları getirtilmeli, varsa taraf tanıkları dinlenmeli, gerekirse bilirkişi incelemesi yapılarak, işçinin iş güvencesi hükümleri kapsamına girip girmediği belirlenmeli ve sonucuna göre bir karar verilmelidir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="color:black;font-family:&quot;letter-spacing:-.1pt;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">nun 2/2. maddesine göre, İşverenin işyerinde ürettiği mal veya hizmet ile nitelik yönünden bağlılığı bulunan ve aynı yönetim altında örgütlenen yerler (işyerine bağlı yerler) ile dinlenme, çocuk emzirme, yemek, uyku, yıkanma, muayene ve bakım, beden ve mesleki eğitim ve avlu gibi diğer eklentiler ve araçlar da işyerinden sayılır. İşyeri, işyerine bağlı yerler, eklentiler ve araçlar ile oluşturulan iş organizasyonu kapsamında bir bütündür. Yine aynı Kanun</span><span style="color:black;font-family:&quot;letter-spacing:-.1pt;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">un 18/4. maddesi uyarınca, işverenin aynı işkolunda birden fazla işyerinin bulunması halinde, işyerinde çalışan işçi sayısı, bu işyerlerinde çalışan toplam işçi sayısına göre belirlenir. Keza 2821 sayılı Sendikalar Kanunu</span><span style="color:black;font-family:&quot;letter-spacing:-.1pt;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">nun 60/2. maddesi uyarınca bir işyerinde yürütülen asıl işe yardımcı işler de, asıl işin dahil olduğu iş kolundan sayılır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Otuz işçi sayısının belirlenmesinde belirli/belirsiz süreli, tam/kısmi süreli, daimi mevsimlik iş sözleşmesi ile çalışanlar arasında bir ayırım yapılamaz. Fesih bildirimin yapıldığı tarihte 30 işçi sayısının tespitinde göz önünde bulundurulacak işçinin iş sözleşmesinin devam etmekte olması yeterli olup, ayrıca fiilen çalışıyor olması gerekmemektedir. Ancak hastalık, iş kazası, gebelik ya da normal izin ve benzeri nedenlerle ayrılan işçi yerine bu süre için ikame işçi temin edilmiş ise, 30 işçi sayısında ikame edilen işçi dikkate alınmayacaktır. Konumu itibarıyla güvence kapsamı içerisinde olmayan işveren vekillerinin ve yardımcılarının da işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde dikkate alınması gerekir. Yargıtay uygulaması bu yöndedir(5).</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.2pt;">Fesih bildirim tarihinden önce iş sözleşmesi feshedilen, bu nedenle feshin geçersizliği davası açıp, lehine feshin geçersizliğine karar verilen işçinin işverene işe başlatılması için başvurusu halinde, adı geçen işçinin de 30 işçi sayısında değerlendirilmesi gerekir. Böyle bir durumda feshin geçersizliğine ilişkin dava sonuçlanmamış ise, <strong>bekletici mesele</strong> yapılarak sonucu beklenmelidir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">III- HESABA KATILMAYACAK İŞÇİLER</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">A- ÇIRAK, STAJYER VE MESLEK EĞİTİMİ GÖREN ÖĞRENCİLER</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">İş Kanunu kapsamı dışında kalan ve işçi sıfatını taşımayan çırak, stajyer ve meslek öğrenimi gören öğrencilerle süreksiz işlerde çalışanlar, o işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılmazlar.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">B- ALT İŞVEREN İŞÇİLERİ</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">İşyerindeki alt işveren işçileri o işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılmazlar. Alt işverenin işçileri kendi işverenlerinin işyerlerinde sayının belirlenmesinde hesaba katılırlar.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">Fakat, iş güvencesi hükümlerinden kaçmak amacıyla, işçilerin bir kısmının <strong>muvazaalı</strong> olarak taşeron işçisi olarak gösterilmesi halinde, bu işçilerin de işçi sayısına dahil edilmesi gerekir. Daha açık bir anlatımla, alt işverenlik ilişkisinin geçersiz sayılması gereken hallerde taraflarca alt işveren sayılan kişiye bağlı olarak çalışanlar otuz işçi sayısının tespitinde hesaba katılmalıdır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">C- GEÇİCİ (ÖDÜNÇ) İŞ İLİŞKİSİ İLE ÇALIŞTIRILANLAR</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">İşyerinde ödünç (geçici) iş ilişkisi ile çalıştırılanlar, 30 işçi şartı açısından o işyerinde çalışan işçi sayısının belirlenmesinde hesaba katılmazlar.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Geçici işçi sağlayan işverenle iş sözleşmeleri devam eden geçici işçiler, kendi işverenlerinin işyerlerinde sayının belirlenmesinde hesaba katılırlar. Ancak tarafların geçici iş ilişkisinde gönderen işveren olarak nitelendirdikleri; fakat aslında </span><strong><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">bordro işvereni</span></strong><strong><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> </span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;">olarak faaliyet gösteren ve yaptıkları iş, işverenlerine işçi temin etmekten ibaret olanlara kayıtlı bulunan işçiler de sayı ölçütünde göz önünde bulundurulmalıdır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">D- TARIM İŞÇİLERİ</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;">4857 sayılı İş Kanunu, elliden fazla işçi çalıştıran tarım ve orman işçilerinin yapıldığı işyerleri ve işletmeleri kapsamı içine aldığından (İş Kanunu md. 4/b), bu işyeri ya da işletmede çalışanlar da iş güvencesinden yararlanır.</span><span style="font-size:11pt;letter-spacing:-.1pt;"> </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Buna karşılık, 50</span><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;">den az (elli dahil) işçi çalıştıran tarım işyerlerinde çalışanlar İş Kanunu</span><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;">nun kapsamı dışından kalacağından, bu yerlerde 30</span><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span><span style="color:black;font-size:11pt;">dan fazla işçi çalıştırılsa dahi (örneğin, 40 işçi), bu işçilere iş güvencesi hükümleri uygulanmayacaktır. </span><span style="font-size:11pt;">Yani tarımda iş güvencesinde, çalışan işçi ölçütü 30 değil 51</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">dir. <span style="color:black;">51. işçinin tespitinde, sadece tarım işçileri değil; diğer işçiler de dikkate alınmalıdır.</span></span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">E- BİRLİKTE İSTİHDAM EDİLENLER</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Özellikle gurup şirketlerinde ortaya çıkan bir çalışma biçimi olan </span><strong><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">birlikte istihdam</span></strong><strong><span style="color:black;font-family:&quot;">�</span></strong><span style="color:black;font-size:11pt;"> şeklindeki çalışmada, işçilerin bir kısmı aynı anda birden fazla işverene ve birlikte hizmet vermektedirler. Daha çok yönetim organizasyonu kapsamında birbiriyle bağlantılı olan bu şirketler, aynı binalarda hizmet verebilmekte ve bir kısım işçiler iş görme edimini işverenlerin tamamına karşı yerine getirmektedir. Tüm şirketlerin idare müdürlüğünün aynı şahıs tarafından yapılması, şirketlerin birlikte kullandığı işyerinde verilen muhasebe, güvenlik, ulaşım, temizlik, kafeterya ve yemek hizmetlerinin yine tüm işverenlere karşı verilmiş olması buna örnek olarak gösterilebilir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="color:black;font-size:11pt;">Bu gibi bir ilişkide, tüm şirketlere hizmet veren işçiler ile sadece davalı şirkete hizmet veren işçilerin 30 işçi kıstasında dikkate alınması gerekir. İşçi tüm şirketlere hizmet ediyor ise, o zaman tüm şirketlerdeki işçi sayısı dikkate alınmalıdır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="color:black;font-size:11pt;">IV- SONUÇ</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">18. maddede getirilen hüküm,<strong> </strong></span><strong><em><span style="font-family:&quot;">�</span></em></strong><strong><em><span style="font-size:11pt;">30 ve daha fazla işçi çalıştırılan işyerlerinde çalışan işçiler</span></em></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> ile </span><strong><em><span style="font-family:&quot;">�</span></em></strong><strong><em><span style="font-size:11pt;">30</span></em></strong><strong><em><span style="font-family:&quot;">�</span></em></strong><strong><em><span style="font-size:11pt;">dan az işçi çalıştıran işyerlerinde çalışan işçiler</span></em></strong><strong><em><span style="font-family:&quot;">�</span></em></strong><em><span style="font-size:11pt;"> </span></em><span style="font-size:11pt;">arasında ayırım yaparak, iş güvencesi bakımından <strong>eşitsizlik</strong> yaratmıştır. Üstelik iş güvencesi hükümlerinden yararlanmak için aranan 10 işçi şartının, 4857 sayılı İş Kanunu</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nda 30 işçiye çıkartılmasıyla, Türkiye</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">deki sigortalı işçilerin yarısı iş güvencesi kapsamı dışında bırakılmıştır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">İşçi olmak ortak niteliğini taşıyan ve bu bakımdan durumları aynı olan kimselerin bir kısmı, </span><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">çalıştıkları işyerindeki işçi sayısı</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><span style="font-size:11pt;"> gibi kendi dışlarındaki bir durum ölçüt tutularak, iş güvencesi hakkından yoksun bırakılmıştır. Bu durum kanımızca Anayasamızın 10. maddesinde yer alan kanun önünde eşitlik ilkesine aykırıdır. Ancak Anayasa Mahkemesi, bu maddeye ilişkin iptal istemini şu görüşlere yer vererek reddetmiştir(6): </span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;margin:4.5pt 0;"><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;">İş hayatına ilişkin kuralların belirlenmesinde kamu yararı esastır, ayrıca işçi ve işveren arasındaki denge de gözetilmektedir. 18. maddeyle getirilen 30 veya daha fazla işçi çalıştırma koşulunun işveren aleyhine değiştirilmesi durumunda işveren bakımından oluşacak ek mali külfetlerin kayıt dışı uygulamalara neden olabileceği, ayrıca iş güvencesi ile oluşabilecek ağır mali yükten küçük işletmelerin uzak tutulması amaçları gözetildiğinde, dava konusu kuralla getirilen şartlarla işçi ve işveren arasında kurulan dengede bir ölçüsüzlük bulunmamaktadır. Nitekim, Uluslararası Çalışma Örgütünün 158 sayılı Sözleşmesinde de, işçilerin özel istihdam şartları bakımından veya istihdam eden işletmenin büyüklüğü veya niteliği açısından esaslı sorunlar bulunan durumlarda, işçilerden bir kategorinin, iş güvencesinin tamamı veya bir kısım hükümlerinin kapsamı dışında tutulabileceği öngörülmektedir.</span></strong><strong><span style="font-family:&quot;">�</span></strong><strong><span style="font-size:11pt;"> </span></strong></div>
<div style="margin:4.5pt 0;"><span style="font-size:11pt;">Anayasa Mahkemesi</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">nin gözden kaçırdığı husus şudur: 158 sayılı Sözleşme küçük bir işçi grubunun kapsam dışı tutulmasına izin vermişken, bizim ülkemizde işçilerin büyük bölümü iş güvencesi kapsamı dışında bırakılmıştır. Çünkü işletmelerin çoğu 30</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">dan az işçi çalıştıran küçük ve orta boy işletmelerdir. İş güvencesi ise tüm işçiler için gereklidir. İşveren sebep göstermeden işçiyi kapının önüne koyabiliyorsa İş Hukuku anlamsız hale gelmektedir. İşte bu yüzden Yargıtay, işçiyi koruyabilmek için 30 işçi şartının hesaplanmasında mümkün olduğunca işçi yararına karar vermeye çalışmakta, muvazaalı yollarla işçi sayısını 30</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-size:11pt;">un altına çekmeye çalışan işveren oyunlarını bozmaktadır.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><a name="*"></a><a href="http://www.yaklasim.com/mevzuat/dergi/makaleler/20100917628.htm#%28*%29"><strong><span style="font-family:&quot;">*</span></strong></a><strong><span style="font-family:&quot;"> Prof. Dr., Marmara Ünv., İİBF, İş Hukuku ve Sosyal Güvenlik Hukuku, Anabilim Dalı Başkanı</span></strong></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(1)         İki önemli fark, 10 işçi şartının 30 işçi haline getirilmesi ve işe başlatmama tazminatı miktarının 6 ay- 1 yıllık ücret tutarından, 4-8 aylık ücret tutarına indirilmesidir.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(2)         Ayrıntılı bilgi için bkz. Müjdat ŞAKAR &#8211; Ayşe YİĞİT ŞAKAR, <strong>İş Hukuku Sosyal Güvenlik Hukuku ve Vergi Hukuku Açısından İşçiye Ödenecek Tazminatlar, </strong>Yaklaşım Yayınları, Ankara 2010.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="text-align:justify;text-indent:-1cm;margin:1pt 0 1pt 1cm;"><span style="font-family:&quot;">(3)         Yrg 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin,</span><span style="font-family:&quot;"> 21.07.2008 tarih ve E. 2008/25552, K. 2008/20932 sayılı Kararı.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(4)         Örnek olarak Bkz. Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 15.02.2010 tarih ve E. 2009/16152, K. 2010/3397</span><span style="font-family:&quot;"> sayılı; Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">n</span><span style="font-family:&quot;">in, 18.12.<span class="aramakelimesi2"><span style="color:black;">2009</span></span> tarih ve E. <span class="aramakelimesi2"><span style="color:black;">2009</span></span>/247, K. <span class="aramakelimesi2"><span style="color:black;">2009</span></span>/37746 sayılı; Yrg. 9. HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 31.03.2008 tarih ve E. 2007/29950, K. 2008/7008</span><span style="font-family:&quot;"> sayılı Kararları.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(5)         Yrg. 9.  HD.</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 24.03.2008 tarih ve E. 2007/27699, K. 2008/6006 sayılı Kararı</span><span style="font-family:&quot;">.</span></div>
<div class="MsoNormal" style="margin-left:1cm;text-align:justify;text-indent:-1cm;"><span style="font-family:&quot;">(6)         Anayasa Mahkemesi</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">nin, 19.10.2005 tarih ve</span><strong><span style="font-family:&quot;"> </span></strong><span style="font-family:&quot;">E. 2003/66<strong>, </strong>K. 2005/72<strong> </strong>sayılı Kararı<strong> </strong>(24.11.2007 tarih ve 26710 sayılı Resmi Gazete</span><span style="font-family:&quot;">�</span><span style="font-family:&quot;">de</span><span style="font-family:&quot;"> yayımlanmıştır).</span></div>
<br />  <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/10/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/10/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/10/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=10&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2010/11/21/is-guvencesi-hukumlerinden-yararlanmada-otuz-isci-sarti/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>
	</item>
		<item>
		<title>PROF. DR. M. ŞAKAR VE ÇALIŞMA YASALARI</title>
		<link>http://msakar.wordpress.com/2008/03/26/prof-dr-m-sakar-ve-calisma-yasalari/</link>
		<comments>http://msakar.wordpress.com/2008/03/26/prof-dr-m-sakar-ve-calisma-yasalari/#comments</comments>
		<pubDate>Wed, 26 Mar 2008 06:14:00 +0000</pubDate>
		<dc:creator>Müjdat Şakar</dc:creator>
				<category><![CDATA[Hakkımda]]></category>

		<guid isPermaLink="false">http://msakar.wordpress.com/2008/03/26/prof-dr-m-sakar-ve-calisma-yasalari</guid>
		<description><![CDATA[MOZAİK İsmail BAYER Akbank Sanat 2007/2008 Açılış Programına “Buluşma” ile başlıyor. Bu özel projede şiir, dans, gitar, piyano ve keman içiçe. Genco Erkal’ ın her dinleyişimizde tadı damağımızda kalan Nazım’ dan şiirleri okuyuşu. Zeynep Tanbay’ın dansının da eklenmesiyle, değişik bir sunum gerçekleşiyor. Toros Can piyanoda yine bize sürprizler yapıyor. Ankara’ da dinlediğim Bekir Küçükay’ın gitarını [...]<img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=7&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></description>
			<content:encoded><![CDATA[<p>MOZAİK</p>
<p>İsmail BAYER</p>
<p>Akbank Sanat 2007/2008 Açılış Programına “Buluşma” ile başlıyor. Bu özel projede şiir, dans, gitar, piyano ve keman içiçe. Genco Erkal’ ın her dinleyişimizde tadı damağımızda kalan Nazım’ dan şiirleri okuyuşu. Zeynep Tanbay’ın dansının da eklenmesiyle, değişik bir sunum gerçekleşiyor. Toros Can piyanoda yine bize sürprizler yapıyor. Ankara’ da dinlediğim Bekir Küçükay’ın gitarını bu kez İstanbul’da dinliyorum. Özcan Ulucan kemanıyla bizi başka bir seyahate başlatıyor.<br />
TİSK’in Sosyal Politika Gündeminde, “AB İlişkileri Deneyimleri Işığında Özel İstihdam Büroları Aracılığıyla Dönemsel Çalışma” misafir konuşmacı Muntz’u dinledikten sonra, işçi sendikaları bu konuşmayı nasıl değerlendirirlerdi acaba demekten kendimi alamıyorum. Bu program nedeniyle, “Buluşma” nın programında ilk sahne alan harika çocuk, Mertol Demirelli’ yi piyanoda dinlemeye yetişemiyorum. İstenilen her şeye yetişilemiyor.</p>
<p><img src="http://img212.imageshack.us/img212/885/38vn3.jpg" alt="" width="363" height="74" /></p>
<p>Ama etkinlikte değişik enstrümanları dinlerken, çalışma yaşamının odalarında da gezintimi sürdürüyorum. İş müfettişi olduğum dönemlerden alışkanlığım vardı. Sosyal Sigortalar ile ilgili gelişmeleri izlemeye çalışır, bu konuda yayımlanan çalışmaları da takip ederdim. Teknik konular, hesaplama yöntemleri, yararlanmada farklılıklar, ortaya çıkan sorunlar, güncelliğini hep korudu. Bundan böyle daha güncelleşecek. Sorular artacak, verilen yanıtlar, getirilen çözümler tartışılmaya devam edecek.</p>
<p>Çalışma yaşamının değişik düzenlemelerini, daha açık anlatımla, iş yasalarından sendikalara, toplu sözleşme düzenlemelerinden sosyal güvenlik yasalarına, eleştirel, hatta zaman zaman muhalif ve bu tavrını açıkça her platformda belirtmekten kaçınmayan bir akademisyenin kapısından girerek adeta odaları dolaşıyorum.</p>
<p>90’lı yılların başlarındaydı, Doç. Dr. Müjdat Şakar’ın ilk kitabı ile karşılaşmıştım. “Sosyal Sigortalarda Emekli Aylığı Miktarının Belirlenmesi ve Değişen Geçim Koşullarına Göre Ayarlanması.. 506 Sayılı Kanun Emeklilik Programı Açısından Değerlendirme ve Öneriler”[1]. Marmara Üniversitesi, İktisadi ve İdari Bilimler Fakültesi, Çalışma Ekonomisi ve Endüstri İlişkileri Bölümü, İş ve Sosyal Güvenlik Hukuku öğretim üyesiydi. Bu görevini hâlâ sürdürüyor. Bir dönem bölüm başkanlığı da yapmıştı.</p>
<p>Bu kitabı ile birlikte, bende bıraktığı izlenim, sosyal güvenliğe ağırlık vereceği doğrultusundaydı.</p>
<p>Yasal durum ve emeklilik seçeneklerini incelerken, uluslararası belgelerde yer alan standartları da dikkate alarak değerlendiriyordu. Ulusal düzeyde uygulamayı irdelemekle kalmıyor, eleştirel bir bakışla da önerilerini getiriyordu.</p>
<p>Şimdiki uygulamaların yön değişmesine bakıldığında, Hocamız 90’lı yılların başında neler söylüyordum 2010’lara doğru durum nasıl diye bir kitap yazmaya kalksa herhalde, “durum vahim” derdi. Sonuçta değerlendirmesinden birkaç cümleyi aktaracağım. “… hiçbir dönemde emeklileri memnun edecek bir yöntem bulunamamış, son yıllarda giderek yükselen enflasyonun yükü, aylıkları yeterli seviyede arttırılmayan emeklilere yüklenmiştir.” Ve devam ediyor “…artık bu konuda yeni yöntemler üzerinde durulmasının zamanı gelmiştir.” Bu satırlar, 90’lı yılların başlarında kaleme alınmış satırlar.</p>
<p>Gelecek yıllarda, 5510 sayılı yasa bir şekilde uygulanmaya başladığında hocamızın bu konuya 2000’li yıllardan bir bakış getirmesi, neler söylemiştik, neler oldu demesi, çok yararlı olur düşüncesindeyim.</p>
<p>Değişik gazetelerde, aralıklarla da olsa köşe yazılarıyla günceli izleyerek, görüşlerini her fırssatta aktarmaya çalışırken, keskin eleştiriler yapmakla kalmıyor, öneriler getiriyor ve uygulamada çıkan sorunlara çözüm getirmeye çalışıyordu. Sorularla, bilgilendirme sürecine girerek, kürsüden öğrencilerine seslenmesinin ötesinde, yaşamda bu yasadan yararlananlara ve uygulayanlara da öğretmenlik yapıyordu.</p>
<p>Bazı toplantılarda karşılaşıyorduk; kısa sohbetler oluyordu. Yaşamı ve güncel sorunları iyi izliyordu. Dergilerde daha kapsamlı yazılarını da zaman zaman izliyordum.</p>
<p>İstanbul Üniversitesi’nde Prof. Dr. Berrin Ergin’in düzenlediği bir toplantıydı. Basın çalışanları ile ilgili sorunlar tartışılacaktı. Konuşmacılar arasında Prof. Dr. Müjdat Şakar’ ın ismini gördüğümde şaşırmıştım. Bu konuda birkaç kişinin çalışması vardı. Prof. Şakar bu konuda ne söyleyecek diye merakla gitmiştim toplantıya. 2000’li yılların başlarıydı. Konuşmasını izledikten sonra, bu konuda kitabı çıktığında da okumuştum. Hocamız yeni bir alana doğru yol almıştı. “Basın İş Hukuku. Gazetecilerin Çalışma İlişkileri”[2]</p>
<p>Gazetecilerin çalışma ilişkilerinin uluslararası ve ulusal düzeydeki gelişimini aktarmak ile işe başlıyordu. Temel sorunları aktarırken gerçekçi saptamalarla olguyu koyduktan sonra, bireysel iş hukuku açısından konuyu ele alıyordu. Basın İş Yasası’nı inceliyordu. Bu konuda iki-üç kitaptan fazla ürün yoktu 2000 yılların başlarında. Şimdi de artmış değil zaten. Kitapta kısa da olsa, kollektif iş hukuku açısından da gazetecilerin çalışma ilişkileri değerlendirilip, sosyal güvenlik hukuku açısından da özellikle itibari hizmet süreci ele alınıyor.</p>
<p>Anadolu Ajansı ile Cumhuriyet Gazetesi dışında TİS’nin olmadığı, yazılı basına, medyanın da eklenmesine karşın, 212’den 4857’ye yönelmenin yaşandığı günümüzde, aslında bu kesimin yeniden ele alınarak, düzenlemelerin masaya yatırılıp, bir sıçramaya yönelinmesi gerekir diye düşünüyorum.</p>
<p>Öğrencilerin yararlanmasının yanı sıra avukatların da çantalarında bulunması gereken yasalarla ilgili başvuru kitapları da hazırlayan Hocamız yasa, tüzük ve yönetmelikleri, genel gerekçelerle, notlandırarak , Resmi Gazete derlemesinden öteye geçip, titiz çalışmalar da yapmıştır. “İş Hukuku Mevzuatı”[3] 2006’ da 7.baskıya ulaşmıştır. Yine “Yeni Sosyal Güvenlik Kanunları”[4] ise 5502-5510 öncesi 2006 başlarına kadar olan mevzuatı, toplu olarak sunuyor.</p>
<p>2000’li yıllara yaklaşırken, iş yasalarını değerlendiren “İş Hukuku Uygulaması” nın 1998’ deki ilk baskısı, 2006’ ya gelindiğinde doğal olarak hep yenilenerek 7.baskıya ulaşmıştır[5]. 4857 sayılı Yeni İş Yasası henüz çıkmamıştı. 2003 başlarıydı. Ankara’ da HARB-İŞ’ in düzenlediği bir toplantıda izlemiştim hocamızı. Tasarı Taslağını eleştirirken izlediği yöntem, dinleyenlerce ilgiyle karşılanmıştı. 7.baskıya ulaşan “İş Hukuku Uygulaması” kitabında, 4857 sayılı Yeni İş Yasası ile birlikte Basın-İş ve Deniz-İş hukukunu da incelemektedir. Sendikalarda, kamu sendikalacılığını da ele almıştır. Toplu sözleşme düzeni de incelenerek, çalışma yasalarının toplu bir değerlendirmesi yapılmıştır. Bir ders kitabı olmasının yanı sıra, çalışma yaşamı ile ilgilenenlerin de yararlanacağı bir kitaptır. Hocamızın eleştirel değerlendirmeleri, sunuş yazısından itibaren bakış açısını da belgelemektedir.</p>
<p>Carole Alston değişik bir ses rengi olan zenci bayan cazcı. Piyano, davul ve kontrbas eşliğinde blues parçalarda bizi sakin limanlara taşıyor. Zenci, beyaz, ama müzik bir, yaşam bir ve yaşamın renkleri insanlar. Basında, medyada Anayasa tartışmalarındaki içerik ve uslupdan sıkılmış bir şekilde nereye gidiyorlar karamsarlığına kapılıyorum. Tek Gıda-İş ile TUGİS’ in ortak düzenlediği Sosyal Diyalog Projesi ile ilgili toplantıda sosyal tarafların birlikte diyaloğu geliştirme girişimlerinin, politik arenaya yansıyamamasının burukluğu içinde bu konsere yetişiyorum. Caz müziğinin, zencilerin kendilerini gösterme, biz de varız deme, duygusallıkla başkaldırının, tınılarla örüldüğü, insanı saran müziği içinde eriyip gitmek var. Ama kafanıza sosyal güvenlik takılınca olmuyor. “İtibari Hizmet” süreci gibi mikro bir konuda yaşanan diyaloğun, anlama, algılama ve çözüm getirmedeki kısırlığı ve yabancılığı karşısında, eski bir bürokrat olarak söyleyecek söz bulamayıp, tıkanıp kalıyorsunuz. Hiç değilse müzik sizi biraz sakinleştiriyor. Sosyal Güvenlik sistemindeki karmaşa ya sakin yaklaşalım ki daha da karışmasın.</p>
<p>Hocamızın ilk baskısı 1994’ te yapılan, “Sosyal Sigortalar Uygulaması”[6] kitabı ise 2006’ da 8. baskısına ulaşmıştır. Günümüzde sosyal güvenlik sisteminin durumunu belirlemek için, sunuş yazısından bazı satırları aktarmak istiyorum. “… “Sosyal Güvenlik Reformu” beklentisi içinde uzun süredir yeni bir baskı yapmadığımız kitabın 7. baskısını, Hükümetin IMF’ye reform taahüdünde bulunup, kapalı kapılar ardında yasa taslakları hazırladığı bir dönemde öğrencilerimizi daha fazla ders notundan mahrum etmemek için Kasım 2004’ te yayınlamaya karar vermiştik. Kitap piyasada kısa sürede tükendi. Ancak reform kanunları bir türlü çıkmadı. Öğrencilerimizi kitapsız bırakmamak için değişiklikler işlenmiş 8. baskıyı yayımlamak durumunda kaldık” demektedir.</p>
<p>Geçtiğimiz yılın sonlarına doğru, Kamu-İş’ in düzenlediği Sosyal Güvenlik ile ilgili kapsamlı seminerde sunduğu tebliğindeki eleştirel tavrını bildiğimden, bu kitabın 9. baskısı, şüphesiz daha da anlamlı olacaktır. Sigortalı tanımlarına, “4a’lı b’li c’li” tanımlarını da getiren Prof. Dr. Şakar’ dır. Önce bir dergideki yazısında bunu aktarmış, sonra seminerlerde de yinelemiştir. Hatta kendi deneyimlerinden hareketle uygulamadaki çelişkileri açıklaması ise hocamızın yaşamla ne denli içiçe olduğunun bir göstergesi olmaktadır.</p>
<p>Tanıtmaya çalışacağım son kitabı da, Temmuz 2006 tarihini taşımakta ve 2. baskısını yapan çalışmasıdır. “Gerekçeli ve İçtihatlı İş Kanunu Yorumu. Gözden Geçirilmiş 2. Baskı”[7]. Bu çalışmada 4857 sayılı İş Yasası madde madde ele alınmaktadır. Diğer ilgili yasalar ve yönetmelikler de kitaba eklenmiştir. Bu çalışma da, ders kitabı boyutunu aşan, uygulamacıların yararlanacakları, sorularının yanıtlarının yanısıra, örnek yargı kararlarını da bulacakları bir çalışmadır.</p>
<p>Prof. Dr. Müjdat Şakar’ın 2008’ de yeni baskılarla çalışmalarını zenginleştirerek bizlere sunacağını umuyorum. Ama en çok başlangıç noktası Sosyal Güvenlik Sistemi’ne ilişkin çalışmalarını, yeni yasa uygulaması ve eleştirel bakışını merakla bekliyorum. Her şeye yetişilemiyor, ama geç kalmamak da gerekiyor.</p>
<p>Prof. Dr. Müjdat Şakar’ın kitaplarından, dergi sayfalarındaki makalelerine, seminerlerdeki tebliğlerinden, değişik gazetelerdeki yazılarına bir bütünsellik içinde baktığınızda, odaları dolaştığınızda çizgisindeki güncellikten kopmayan eleştirel bakışlarını hep sürdürdüğünü görüyoruz. Tüm iş yasalarından, sendikalara, toplu sözleşme düzeninden, sosyal güvenlik yasalarına uzanan geniş yelpazede, çalışma yaşamına Marmara Üniversitesi’nden farklı bir bakış getirdiğini belirtebiliriz.</p>
<p>Üç yıldır özellikle gelip izliyorum. Balat’a çekilen eski Galata Köprüsü üzerinde açılan Tasarım Fuarını. Neler üretiliyor? Nasıl açık, yaratıcı kafalar, eğitim kurumlarından gençlerin solukları, bu dünya, bu yaşam, bu insanlar, bizi nerelere taşıyacak diye mutlu oluyorsunuz. Politikacılara gezi düzenleyip bu sergilere taşımak gerek. O zaman farklı bakışlarla, temcid pilavına dönen kısır takıntılar aşılır mı diye de düşünmüyor değilim doğrusu. Kafaların açıklığı, yaratıcılığı, nereye kadar kalıba dökülebilir, kapatılabilinir.</p>
<p>Ve Sosyal Güvenlik Sistemi’nde neyi kucaklamaya çalışıyoruz? Nereye gidiyoruz? Geleceğe ilişkin güvenceyi, güvensizliğe dönüştürerek bugünden ne bekleyebiliriz? Önemli olan bugünü kurtarmak değil, geleceği kurmak.</p>
<p>DİPNOTLAR<br />
1. ŞAKAR, Doç.Dr.Müjdat “Sosyal Sigortalarda Emekli Aylığı Miktarlarının Belirlenmesi ve Değişen Geçim Koşullarına Göre Ayarlanması” Kazancı Kitap Ticaret, 1993, İstanbul, 204 Syf.<br />
2. ŞAKAR, Prof.Dr.Müjdat “Basın İş Hukuku. Gazetecilerin Çalışma İlişkileri” Beta Basın Yayım Dağıtım, Ekim 2002, İstanbul, 184 Syf.<br />
3. ŞAKAR, Prof.Dr.Müjdat “Genel Gerekçeleriyle Notlu İş Hukuku Mevzuatı” Yenilenmiş 7.Baskı Der Yayınları, 2005, İstanbul, 515 Syf.<br />
4. ŞAKAR, Prof.Dr.Müjdat “Genel Gerekçeleriyle Yeni Sosyal Güvenlik Kanunları” Der Yayınları, 2006, İstanbul, 438 Syf.<br />
5. ŞAKAR, Prof.Dr.Müjdat “İş Hukuku Uygulamaları Bireysel ve Toplu İş Hukuku, Basın İş Hukuku, Deniz İş Hukuku” Der Yayınları, 2006, İstanbul, 468 Syf.<br />
6. ŞAKAR, Prof.Dr.Müjdat “Sosyal Sigortalar Uygulaması” Yenilenmiş 8.Baskı Der Yayınları, Mart 2006, İstanbul, 346 Syf.<br />
7. ŞAKAR, Prof.Dr.Müjdat “Gerekçeli ve İçtihatlı İş Kanunu Yorumu” Gözden Geçirilmiş 2.Baskı Yaklaşım Yayınları, Temmuz 2006, Ankara, 920 Syf. İşveren Dergisi Eylül sayısı İçin</p>
<p>İŞVEREN DERGİSİ &#8211; EYLÜL 2007</p>
<br /><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/categories/msakar.wordpress.com/7/" /> <img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/tags/msakar.wordpress.com/7/" /> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gocomments/msakar.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/comments/msakar.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godelicious/msakar.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/delicious/msakar.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gofacebook/msakar.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/facebook/msakar.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gotwitter/msakar.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/twitter/msakar.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/gostumble/msakar.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/stumble/msakar.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/godigg/msakar.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/digg/msakar.wordpress.com/7/" /></a> <a rel="nofollow" href="http://feeds.wordpress.com/1.0/goreddit/msakar.wordpress.com/7/"><img alt="" border="0" src="http://feeds.wordpress.com/1.0/reddit/msakar.wordpress.com/7/" /></a> <img alt="" border="0" src="http://stats.wordpress.com/b.gif?host=msakar.wordpress.com&amp;blog=20637145&amp;post=7&amp;subd=msakar&amp;ref=&amp;feed=1" width="1" height="1" />]]></content:encoded>
			<wfw:commentRss>http://msakar.wordpress.com/2008/03/26/prof-dr-m-sakar-ve-calisma-yasalari/feed/</wfw:commentRss>
		<slash:comments>0</slash:comments>
	
		<media:content url="http://0.gravatar.com/avatar/06b8f452e25cd837d36a7f00db744d28?s=96&#38;d=identicon&#38;r=G" medium="image">
			<media:title type="html">scrubs07</media:title>
		</media:content>

		<media:content url="http://img212.imageshack.us/img212/885/38vn3.jpg" medium="image" />
	</item>
	</channel>
</rss>
